13 Ekim 2010 Çarşamba

her şey yenilenir, hayat geri gelir"

                                                    

  • Kışı sevmesem de, çalışan insanlar için uzun geceler güzel bir şey galiba. Sonuçta gün uzadıkça işte çalışma sürem değişmiyor ama yine de uzun kış gecelerine, içinde kestane de varsa itirazım olmaz.
  • 365 günün yaz olduğu memleketlerde insanlara mevsim dönümü depresyonuna giremeyeceğine göre, kendilerine nasıl mazeretler üretiyorlardır acaba?
  • Magazin  ve spor aleminin Arda Turan ve Sinem Kobal’la alıp veremediği nedir acaba? Yani Sinem Kobal öpüşmeyince profesyonel oyuncu olmuyor ama öpüşen, “cesur sahnelerde!! rol alan oyuncunun  sevgilisi bu sahneden sonra terk etti” dedikodusu da manşetlerden eksik olmuyor.
  • Bu gelişmelerin paralelinde Arda Turan’ın gözyaşlarının aktığı röportajını henüz izlemesem de, şu soruyu sormadan edemiyorum “ Avrupa’da oynamak için hala ne bekliyor?”
  • Aysun Kayacı’yı neden ve niçin bu kadar önemsiyoruz hala, ne yaptı da hayatımızdan çıkartamıyoruz kendisini anlayamıyorum.
  • Vizyon misyon insanı Hıncal Uluç’u durup dururken asabiyetim tavan yapmasın diye okumam ama geçenlerde medyatava aracılığıyla Erdal Beşikçioğlu’nu tanımadığını belirttiği satırlarına denk geldim ve dedim ki; literatümüze Nez’leri Ece Gürselleri “şöyle şahane, böyle fevkalade” diye katan Hıncal Uluç , hayatımızın Bay Yanlışı. Yani onun güzel dediğinden, fellik fellik kaçmak bizim boynumuzun gayri resmi borcudur.
  • Kışın en nefret ettiğim kısımlarından biri, soğuk diye sarıp sarmalanarak sokağa çıktıktan sonra bir alışveriş merkezine gitmek, orada pişmek, paltolar şemsiyeler ellerde alışveriş yapmaya çalışmak. Bu sebeple kışın Avm’lere çocuklu ve arabalı olanlardan başkaları gitmemeli fikrimce.
  • Bugünkü bilançomda karamsar olsam da, Şili’deki madenciler sayesinde mucizelere dair inancım güçlendi diyebilirim. Sadece Şili’yle Türkiye arasındaki mesafe ve çalışma bakanının açıklamalarından ötürü, mucizelerin dünyada varolduğunu ama bize azıcık uzak olduğunu düşünmekteyim.
  • Bu kadar kitap okumama rağmen bin küsur blog yazısını 150 adetlik kelime daracığımla yazdığımdan, “düşünüyorum, merak ediyorum vb.” fiillerinden öte bir faaliyetim de maalesef olamıyor. Buna rağmen halen beni okuyan okura da  minnettar olduğumu hatırlatır, yeni fiil ve edatlarda görüşmeyi dilerim. 
ps. başlık şarkısı Aylin Aslım- Aşk geri gelir.

2 yorum:

Fery... dedi ki...

yalın anlatım her zaman tercih edilir karışık ve uzun cümlelere :)

sen yaz ben okuyorum ;)

varol döken dedi ki...

allah bütün betimlemelerin belasını versin!