18 Ekim 2010 Pazartesi

"çalışmış, kaybetmiş, koşmuş,yorulmuştuk"

Bir süredir anlamadığım bir nedenle google’daki Elif Şafak sorgulamalarında blogum çıkıyor. (ben şahsen google analytics’in yalancısıyım) Daha doğrusu blogumun google’da en çok aranma sebebi nedendir bilinmez Elif Şafak oluyor. İşin “nedendir bilinmez olan kısmı” benim bir Elif Şafak okuru olmamam, kendisine dair iki üç kelam etmekten öteye de gitmemem. Birde google’a Elif Şafak yazında benim satırlar kaçıncı sırada çıkıyor hiçbir fikrim yok. Yani pek tabi yazdım Elif Şafak google’a, ama birinci sayfada çıkmayınca da aramaktam vazgeçtim.

Bu görünmez bağın tek nedeninin kendisinin Teoman’a yazdığı şarkı sözünü başlık şarkısı olduğunu düşünüyor ve irdelemelerimi şimdilik askıya alıyorum. Çünkü zaten ben bu konuyu bir yerden Eyüp Can’a bağlamak için Elif Şafak’ı basamak niyetine kullanıyorum. ( Elif Şafak seven okur, bu lafıma çok kızmasın, cidden amacım konu bağlılaştırma)

Yeni Radikal’in yepyeni olacağına dair büyük hayaller ve umutlarım olmasa da, Pazar sabahı bir heves elime aldım gazeteyi tüm meraklı bünyemle. Radikal’in en sevdiğim kısmı Kitap eki ve Cts eki olduğundan, sanki kitap ekini elime almışım gibi hissettim ilk an. Herkesin “ya işte bu boyut gazeteyi okumak çok kolay ve rahat ama tutmuyor Türkiye’de” demesine bir türlü anlam veremedim. Yani herkes aynı şeyi istiyorsa, etraf tabloid gazeteden geçilmezdi. Demek ki herkesten başka bir herkes o gazeteyi bir açıp masaya yaymalıyım şeklinde hareket ediyor ve tabloid gazeteleri dergi veya hafta sonu eki olarak görmek istiyor.


Bir gazeteye dair ilk günden fikriyat belirtmek çok aceleci bir tavır olsa da, bunun bir sonraki Pazar’ını görmeden net bir kararım oluşmayacak olsa da, buyrun size bugün çoğu yerde rastlayacağınız minvalinde yeni Radikal notları;


İnternet sitesinden başlarsak; yazarların fotoğraflarının hareketli olmasını sempatik ama çok da yorucu bulduğumu belirtmeliyim. Yani bir yazı okurken yukarıda kıpraşımlar olmasına kesinlikle tahammülüm yok. En azından ilk açıldığın oynasınlar zıplasınlar ama sonra tek bir fotoya dönsün kendileri. Bu yeni hal vesilesiyle Yıldırım Türker’in de yeni halini gördüğümden dolayı bahtiyarlığımı da ayrıca belirtmek isterim.

Tabi Eyüp Can’ın fotoğrafının neden hareketli olmadığını da, bir köşe yazısında kendisi açıklamazsa twitter’da Cüneyt Özdemir’e sormayı planlıyorum.

Cüneyt Özdemir demişken, kendisinin Avrasya Maratonu yazısını pek beğendiğimi; formspring uslubundan ötürü de böyle yazılar yazarsa beğenmeye devam edeceğimi düşünüyorum.

Gazeteye karşı iyi niyetler beslesem de, Eyüp Can Sağlık’a karşı hissiyatlarımı daha netleştirebilmiş değilim sayın okur. Yani eğer eş kontenjanından ( Elif Şafak’ı seven Eyüp Can’ı da sevmiş mi oluyordur acaba?) konuya yaklaşacaksam hissiyatımın ne yönde olacağı , medya kulislerindeki dedikodulara kulak kabartsam hissiyatım ne yönde olacağı, gazetenin ilk ve ikinci günkü yazılarıyla kendisini değerlendirsem hissiyatımın ne yönde olacağı, gazetedeki fotoğrafına baksam hissiyatımın ne yönde olacağı çok belli. Ama bundan da ziyade kendisinin gündemimize bir pohpohlama yöntemi ile girmesine azıcık kıl olmaktayım. Yani Eyüp Can neden ve nasıl bu kadar önemli bir insan haline geldi, bunu anlamaya çalışıyorum.
Ama fakat ve lakin, gazetenin çıktığı ilk gün için “çocuk doğurdum ben” cümlesini kuran bir gyy’nin takım olma anlayışına!! da takdir edersiniz ki şapka çıkartırım. Ve bolca mesaj barındıran ilk gün yazısını, “ama neden öyle diyorsun ki çok samimi” diyenlere rağmen fazla Ertuğrul Özkökvari bulduğumdan sormak isterim, nerede kaldı bunun yeniliği?

Sanırım daha da fikriyatlarım var ama onlar için biraz daha zaman jokerimi kullanmayı Hamdi Bey’den rica ediyorum.


Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Ben internet gazetelerinde bir sayfaya tıklayınca 5 sn veya 10 sn sonra istediğim sayfaya ulaşacağımı söyleyen reklamlara o kadar gıcık oluyorum ki, ihtiyacım olsa bile almam bu markayı diye kendi kendimi gazlıyorum, bunu da medya ve reklam alemine duyurmak isterim.
  • Yeni Radikal’in en güzel kısımlarından birinin de nevi şahsına münhasır kişilik Özgür Mumcu olduğunu da ayrıca tarihe not düşmeliyim.
  • Milletin aile işlerine de utanmadan burnumu sokacağım ama; Elif Şafak’ın –yanılmıyorsam- yeni romanı için Londra’da bulunmasını ve bu yoğun dönemde eşini görünürde yalnız bırakmasını da, “romancı milletiyle evli olmak da zor be üstadım” diye değerlendiriyorum.
ps. başlık şarkısı Teoman- Bazı Yalanlar

3 yorum:

varol döken dedi ki...

e ben de oynamıyor!

malumafatrus dedi ki...

ben ve benim gibi dırdırcılar yüzünden vazgeçtiler uygulamadan çünkü...pazar ve pazartesi günü aksi olduğunu şu an nasıl ispatalayabilirim onu bilmiyorum işte:(

kusburnu dedi ki...

ben şahidim.. mr sağlık hariç hepsi kımıl kımıldı.