20 Ekim 2010 Çarşamba

"bir yanım seni hala düşünüyor, bir yanım sana fena kızgın "

  • Bazı şeyleri sıcağı sıcağına yazmak gerekiyor sayın okur. Aksi halde o yazma konusunun hevesi kaçıyor, sonra da yazmak isteyip konuyu manasız bulma arasında gidip geliyorsunuz.
  • Bu yüzden hafta sonu istisna bir şekilde alemci oluşumu; gecenin 2.00’sinde Asmalı Mescit’te 4 yavru kedinin peşinde koşuşumu, onları sevmenin getirdiği mutluluğu, gül satan çocukla muhabbetimizi, onun hayal dünyasını, bitmek tükenmeyen Taksim kalabalığını, o kalabalıkta başımıza her türlü şey gelir tedirginliğimi, rutin alemcilerin bünyesinin bu düzene nasıl ayak uydurduğu sorunsalı, her yandan çıkan eski ve “görmesem de olur” denen tanıdıkları detaylıca yazamıyorum. Şimdi bugünden bakınca, zaten yaşanılan da pek bir şey yokmuş gibi geliyor.
  • Ama kediler öyle değil. O miniklerin şaşkınlığı, anne kedinin çevresinde pervane oluşları bugün gibi aklımda. Bu gidişle, 2 sene öncesinin kedi sevmesi malumafatrus evine kedi de alır benden söylemesi sayın okur. Ama biz blg ile prensip olarak, yavru ve kardeş kedileri beraber büyütüp sonra sokağa salma taraftarıyız. O kedilere bağlanınca bunun zor olduğunu bilsem de, minik kedilerin ilgiye daha çok ihtiyacı olduğunu düşündüğümden şimdilik hayalimiz bu çerçevede çizmeyi tercih ediyoruz.
  • Kedi demişken Cafe Nero Nişantaşı’nın şahane kedilerini de boş masadaki bardaklara atlayacak kadar arsız olmalarına rağmen pek şeker bulduğumu da itiraf etmeliyim. Onlar boş masaya değil de ben kahvaltı ederken benim üstüme atlarlarsa durum değişebilir tabi o ayrı.
  • Ben bir de kaç zamandır yazmak istiyorum artık bugün içimi dökeyim; ben kemerli kıyafetlerden çok bunalıyorum sayın okur. Yani kemer varsa bana direkt sıcaklar basıyor ve ben denizin kemerli elbise giyip üstüne bir de kemerli palto veyahut trenchkotlar giydiğim zamanlar çile günüm oluyor. Bir de bunu daha önce yazmış olabilirim ama bendeniz, kış vakti sıcak hava üfleyen yerlere de sinir oluyorum. Hele bazı markalar var ki, benim için adları hamam sıcaklığıyla eşdeğer.
  • Dün twitter’da da yazdım; okuyacak bir sürü kitabım olsa da, elim hiçbir kitaba gitmiyor. Bünyemde Hamdi Koç veyahut Murathan Mungan romanlarına tekabül edecek güzellikte kitap önerilerinize açığım değerli kitapokurseverler.
  • Blog yazısını ilan tablosuna dönüştüreceksek, spor salonu kalabalığından ve bitmek tükenmeyen çıplaklık halinden baymış biri olarak, bizim muhit çerçevesinde yeni spor salonu önerisi olanları da dinlemeye fevkalade hevesli olduğumu belirtmek isterim.
  • Başka heveslerimizde buluşmak üzere ortaya karışık salata halini alan satırlarıma son veriyor, "bir şey yazıcaktım ben ama neydi" dememek için yazı konularımı yeniden defterime not düşüyorum.
ps. başlık şarkısı Şebnem Ferah- Ben Şarkımı Söylerken

9 yorum:

varol döken dedi ki...

1- 3 siyam kedisiyle geçirilmiş 4 günden sonra kedilere kafam girsin! ne biçim insansınız siz ya (kedilere diyorum) ye içi yat bu ne bohem hayat bu ne sefil yaşam! ırkının yüzkarası kediler, 3ü 1 araya gelip biz bunu indiririz diye hakkımda mırıl mırıl konuşan kediler... ben kendimi size yedirir miyim ulan!
2- taksim'in asmalımescit'in kalabalığını da şöyle tanımlayayım... benzin döküp yaksalar elimdeki bir şişe suyu dökmem!
3- bir zamanlar vatkalı bluz giydiren moda o kemeri kulağınıza küpe de yapar siz böyle vög vög dergileri aldıkça, suçlu tüm hemcinsleriniz!
4- size artık önerecek kitabım yok bittabi lakin bu sefer ben önerilere açığım, mümkünse murathan mungan öyklüğünde olmasın, harlan coben sürükleyiciliğinde olsun!
5- spor salonu arayacağınıza bir koşu ayakkabısı arayın da az biraz ötenizdeki yıldız parkında koşuverin bir zahmet... koşmaktan iyi spor yoktur!
6- kusburnu naber, evet ben o dünkü gerizekalıyım!
7- evet döndüm!
8- hayır sinirli değilim!
9- fery!
10- 10!

malumafatrus dedi ki...

1- ben işte kediler daha o tembellik kısmına giriş yapmadan, yanımda büyütmek kendilerine yeni bir vizyona katıp, sokaklara salıp özgürleşmelerini istiyorum.

2- asmalı mescitte o kadar alkol varken, benzin döküp yakmaya gerek yok, ateş tek başına yeterli olacaktır.

3- Ben vög dergisinin tamamını bugüne kadar okuyamadım. Elime alıp okuduğum röportajlarda hep bekleme salonu dergileriydi.

4- Murat Menteş- Korkma Ben Varım'ı önersem, okur musun acaba?

5- bana yakın olan yıldız parkından ziyade ıhlamur kasrı ama o da pek koşulası değil. Boğaz kenarında oturmadığım sürece, yürüyüşlü sporu reddediyorum.

10- 10 numarayı sevmeyen ölsün.

varol döken dedi ki...

dublörün dilemmasını pek beğenmedim ben, yani sevmiyorum böyle aşırı kelime oyunlarını, uzun betimlemeleri, kasıcı tasvirleri, kitaptan uzak tutuyor beni... onat kutlar'ın ishak'ını da sevmedim, sevemedim bu yüzden... cevdet bey ve oğulları'nı kolay bitirdim de yeni hayat'ı küfrede küfrede attım elimden... illa basit olmasın kitap ama beni de uzak tutmasın kendinden... bilmem anlatabildim mi? ki sanırım aslında daha önce defalarca anlattım, blogun diğer okuyucularından da görüş alalım...

Fery... dedi ki...

9 Fery burada :) 9 da en sevdiğim rakamdır neden bilmem, denk gelmiş. Kediler dışarıda güzel evde olmaz, asmalımescit istiklal tünel vs en son en zaman gittim acaba, yaşlandım mı ben ne? Kemer bazı kadınların olmazsa olmazı sanırım çevreme baktığımda bunu görüyorum abartmamakla beraber bence de güzel bir aksesuar, kitap okusam da öneri de bulunsam keşke :( başka bir şey var mıydı, heee Varol sen nerelerdeydin yahu?

varol döken dedi ki...

ich bin ein berliner...

Fery... dedi ki...

BERLİN ÇOK GÜZELMİŞ ÖYLE DİYORLAR :)aa niye büyük yazdım ki ben bunu silemeyeceğim kalsın öyle :)

kusburnu dedi ki...

6. iyidir dünkü (ve hatta iki gün önceki) gerizekalı, senden naber? yedin mi balık? kaçtı mı kılçık? kılçıktan sonra mı bu hallere geldin?
kedilere laf edenlere de benim kafam girsin.
hepten ağzım bozuldu bi yorum yazcam diye.. pehh..

kusburnu dedi ki...

ayrıca link yapıp altını çizmesen de ikinci kelimeyi kullandığını farkettim. kaldı bi tane..

kusburnu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.