10 Ekim 2010 Pazar

Ayrılık zamanı kayıptır, Eylül'dür"


  • Tatildi, taşınmaydı derken sportif yeşil sahalara tekrar geri döndüm. Ve ne yazık ki geri dönüşümle beraber tutti frutti ekolüyle de yeniden yüzgöz oldum. Bu halleri hiç özlemediğimi belirtmeme sanırım gerek yok. Olayın karşı cephesinde de hiç çekinme ebaresi olmadığını da belirtmeme de sanırım gerek yok:( 
  • Kış kendini adamakıllı göstermeden spor salonunun kapasitesini hayli aşması gelecek günler için beni epey endişelere düşürdü. Kendime yeni bir yer bulmayı düşünsem de, tüm sportif tanıdıklardan "bizim orası da acayip kalabalık" lafını işittiğimden pek bir alternatif strateji üretemedim. (Şahsi Twitter (ç)alıntım; “bizim spor salonunu görünce ülkece olimpiyatlara hazırlandığımızı düşünmemek elde değil.”)
  • Renault’un hafif ticari araç reklamı bu günlerde en eğlendiğim reklamlardan ama  Fiat ticarici iki ufaklık da her daim favorim. Bu durumda ben hangi otomotiv firmasında çalışıyorum içinizden tahmin edin, ama yorum olarak bunu beyan etmeyin sayın okurJ

  • Bir Bandırmalı olarak 10.10.2010 geyiğini fevkalade manasız bulmaktayım. Yani bugün evleneceğim diye çırpınan,  çocuklarını bugün doğuranlar 14 Şubat’ta evlenen ve 1 Ocak’ta çocuk doğuranlardan farklı değildir benim için. Bir de eskiden iki bayram arası düğün olmazdı, artık o da mı umursanmaz oldu merak ediyorum. İşin geyiği bir yana, neden iki bayram arası düğün olmaz inancı vardır, bunun gerekçelerini öğrenmek istiyorum.
  • Bütün gece odamı deniz feneri misali aydınlatan sokak lambasının sabaha karşı sönmesi. Benim de o sabaha karşı mecburen sokağa karanlıkta çıkmam da hayatımın ironisinde ilk 3 adayıdır. Bu sokak lambaların neye göre set edildiği de ayrı bir merak unsurumdur. Yani sadece saat bazlı mı yoksa ışık sensörlü mü çalışıyorlar, bir bilen vizyonumu genişletirse bahtiyar olurum. (google’a herkes sorar, önemli olan okur muhabbetçiliği)
  • Nişantaşı’na her gittiğim de gönüllü kedi bahçesinin yamacına gidip, yavru kedileri izlemek en büyük zevkim. Kim o fikri ortaya attıysa ve kim oranın bakımını düzenli olarak sağlıyorsa ellerine ve emeğine sağlık. Keşke bütün yavru kediler onlar kadar şanslı olsa da yollarda sakat bir şekilde yürümeye çalışan kedi ve köpekler de bu terörden kurtulsa. 
  • Gün geçtikçe nefes alamadığımdan, ben de bu burun tıkanıklığı derdinden kurtulsam dileklerimi  ana fikriyat olarak yazının sonuna iliştiriyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Her gün bir internet sitesinin yasaklandığı güzide ülkemizde blogspot’un yasaklanması da pek yakındır herhalde diye düşünmek karamsarlık mı olur gerçekçilik mi bunu sanırım hep beraber göreceğiz. 

ps. başlık şarkısı Eylül- Yonca Lodi

3 yorum:

kusburnu dedi ki...

gönüllü kedi bahçesi nedir?

Fery... dedi ki...

gerçekçilik olur!

malumafatrus dedi ki...

Gönüllü kedi bahçesi, evvela yanlış bir tabir ama içeriği şöyle bir şey:)

Nişantaşı'nda tatbak' ın olduğu sokakta bir park var ya, oranın ucunda bir küçük bahçe yapıldı kediler için. İçinde klubeleri de var. Belediyenin de desteği ile sanırım ama oranın bakımı, kediciklerle ilgilenme işleri falan da gönüllüler tarafından yürütülüyor. Ve orada hep minicik kediler olduğundan, orayı izlemek insanı pek bahtiyar ediyor:)