5 Ekim 2010 Salı

"Ama bu şekilde kalbim hayal kurmaz"



Türklerin parfümle imtihanı;

Bendeniz, ne yazık ki bu hayatta köpek burunlu olmak gibi bir cezayla yaşamaya mahkum bırakılmışım. Köşemde, bucağımda, yanı başımda olan tüm kokular her yerde dört yanımı sarıp sarmalar.

İşin komik yani aynı burunlu ben, tüm kışı bir gıdım nefesle geçiririm. Sonbahar gibi burnum bir tıkanır, anca ilkbaharda hapşıra hapşıra kendine gelir. Bendeki fizyoloji nasıl kodlandıysa artık, nefes alamasa da koku duyusunu yitirmez.

“Temizlik imandandır” diye bir manifestonun hüküm sürdüğü güzide yurdumuzda, imansız sayısının hayli fazla olduğu aşikardır. Temizlik genelde reklamlarda ve domestos annelerinin altın günlerinde mevzu bahis olan bir ütopyadır.

Eleştirinin her noktasında olduğu gibi, bizden başka herkes pistir ve en temiz/titiz sadece bizizdir. Ama işte nasıl olursa bu hesaplar bir şekilde şaşar ve bu ülkenin %82’si kokar. Bu kokma hadisesinin çeşit çeşit boyutu çeşit çeşit nedeni vardır. Tabi bu noktada şu gerçeğin de altını çizmeliyim; bahsettiğim kokma nedeni bir insanın para kazanmak için sürdürdüğü ana faaliyetinden kaynaklananlar değil. Bu koku nedenleri daha çok su kavramından uzak olmaktan doğar. Devamında deodrant ve parfüm eksikleri de maruz kaldığımız koku terörünün vesilesi olur.
  • Ve sonrasında bir takside nefes almaktan bile vazgeçecek noktaya gelmek,
  • Temiz havanın ne kadar şahane bir şey olduğunu bir kez daha idrak etmek,
  • Bir otobüste nefes almadan kaç saniye durabileceğimizi test etmek zorunda kalmak,
  • Ağız kokusuyla mutlu mesut yaşayan kişilerle köşe kapmaca oynamak,
Sigarayı içmekten ziyade yemeyi tercih edenlerle aynı nefesi paylamayı öğrenmek,
Kaderimiz daha doğrusu mahkumiyetimiz olur.
Ve hepimiz özümüzde pek temiz olduğumuzdan kimse bu kokunun sahibini bulamaz, “ay ben bir duş alıyım”, “sabahları bir şey yemesem de dişlerimi fırçalayım”, “parfüm deodrant gibi kozmetiklerle tanışayım” türünden fikriyatlarla da kimsenin içine doğmaz.
Olan yalnız ve mis gibi kokan ülkemizde, burnu biraz fazla olan hassas bahtsızlara olur.
Ve o burunların direği de bu gidişler elbet bir gün kırılır.

ps. başlık şarkısı Yonca Lodi- Tenden Tene

1 yorum:

kusburnu dedi ki...

bizim departmanın giriş kısmı misal günlerdir ter kokuyor. ne hoş değil mi?