15 Eylül 2010 Çarşamba

"yarım kalan bir şeyler yok ardında"


Benim gibi sabit bir bünyenin taşınma hallerinde mutlu ve bahtiyar olması pek mümkün değil.

Benim gibi beklemeye tahamülsüz bir bünyenin bütün gün 4 devlet dairesinde ruhunu ve zamanını öldürdükten sonra dünyaya pembe bir gözlükle bakması pek mümkün değil.

Benim gibi, genelde haksızlığa uğradığında içine atan ( ya da buraya yazan) birinin, patlama noktasına geldiğinde bağırıp çağırması da pek kolay değil.
Anlayacağınız ultra asabi hallerdeyim.

Her şeye ve herkese de bir güzel sinir oluyorum.

Selam verseniz size de kıl olabilecek haliyeti ruhtayım.

Tabi bu taşınma bazlı bir şey değil. Sadece taşınmanın ateşlediği bir hadise.

Millet taşınırken eski eşyalarını ortaya çıkarır, ben de birikmiş asabiyetlerimi ortaya çıkartıyorum.

Dün bir kez daha şunu anladım, tez canlılık, aşırı sorumluluk hali insana mutsuzluktan başka bir şey getirmiyor. O yapana kadar ben iki dakikada hallederim mantığı bir süre sonra sizi lüzumsuz işler müdürü yapıyor. Artık herkes de bunu o yapar diyerek size başvuruyor. Ya da bir kimse de “nasıl yardımcı olabilirim” sorusunu sormuyor.

Bir de kimseye minnet etmeyim hali var ki, o da saçma bir hal kanımca. Yani yok ben hallederim, gerek yok kendim yaparım hali bir süre sonra ağzınıza pelesenk oluyor ama oysaki ne gerek var. Hayat zaten sizi yeterince hırpalarken bir de üstüne kendinizin buna sebep olması pek akıl karı değil sanırım.

“Süper kahramanlık Zeyna’nın olsun, biz faniliğimizi bilip, ona göre hareket etmeliyiz”

Diyeceğim ama bakmayın böyle yazdığıma ben bunu başabilecek gibi gözükmüyorum gözüme.

Ben sadece içten içe kızıyorum. En çok da kendime.

ps. başlık şarkısı Athena- Bırak Gitsin

2 yorum:

Fery... dedi ki...

eyvah eyvah!! sinirlendirmişler seni çok :(

kusburnu dedi ki...

asabiyet geliyor tamam..