11 Eylül 2010 Cumartesi

"senden benden bizden"


Sonuca göre fikriyat belirledi denmesin diye bu maçı milli takımımızın yarı final maçından önce klavyeye döküyorum bugünkü yazımı. Türkiye Avrupa Basketbol Şampiyona'sından sonra birdkez daha basketbol dolu günler geçiriyor. Bundaki en büyük etken organizasyonun Türkiye'de gerçekleşmesinden ziyade, üst üste gelen başarılardır bana göre. Her zaman olduğu gibi az beklenti sonrasında gelen başarı ülkeyi zafer sarhoşu yaptı gibi de bir hissiyatım vardır, niyeyse.

Tahmin edeceğiniz üzere, 365'günün 350 gününde basketbolla ilgilenmeyen insanların bir anda basketbol sevdalısı olmasına bu bünye ufaktan kıl olur. Ama eğer bu ilginin bir kısmı mevcut sevgisini turnuva sonrasında da devam ettirecekse ne ala diyerek basketbol için de umutlanır. Ama fakat ve lakin 2001 Avrupa Basketbol Şampiyona'sında zirveyi gören sevgi saygı alakanın sonrasında düşüşe geçtiğini gördüğünden de pek iyimserliğini balon gibi şişirmez.

Aslında böyle önemli bir zamanda karamsarlık bulutları çizecek değilim. Sadece başarının tüm hataları örttüğünü, eleştirileri yerle yeksan ettiğini vurgulamak isterim. Başarı ile birlikte Tanjevic'in hastalığının da bir başka eleştrikovar olduğunu belirtmeyi de patavatsızlığım sebebiyle gerekli görürüm.



Şimdi efendim bendeniz Tanjevic'i sevmem. Ne Fenerbahçe'nin ne de Milli Takım'ın antrenörlüğünü yapmasını da istemem. Hastalığından ötürü bu fikrim de değişmiş değildir. Böyle bir hastalıkla boğuşurken artık geri planda kalıp, benden bu kadar da demesini beklerdim ama o ben bir söz verdim diyerek şampiyona sonrasına bu vedayı bıraktı. Aslında o bile tam bir veda değil, Roma'da yönetici olarak görevine devam edecekmiş. Açıkçası gazetelerde yazan son kemotrepisini almadığı turnuva sonrasına bıraktığı haberlerini, "ahh ve vahh" eşliğinde izlemiyorum bunu da belirtmem lazım. Sağlığına kavuşmasını elbette isterim ama böyle kendi hırpaladıkça da o sağlığın gelmesinden şüphe duyarım. İnşallah final oynar, inşallah şampiyonda oluruz ve bu başarı da Tanjevic en güzel ilaç olur.

İkinci hadisemiz de takımımızın genel halleri üzerindeki yanılsamalar. Basketbolda sadece bugüne bakanlar, milli takımımızı "tam bir takım" olarak değerlendirebilir. Hatta işte ne kadar kenetlenmişler diye de düşünebilirler. Ama fakat ve lakin, işin içinde olanlar bu noktaya hiçte kolay gelinmediğinin farkındalardır.

Bugün milli takımın kenetlenmiş olmasındaki en büyük sebep bana göre tek yıldızlı sistemden kaynaklanıyor. Aksini iddia edenlere 2002'deki Indianapolis'teki Dünya Şampiyonası'nı hatırlamalarını öneririm. Ne yazık ki, bizim milli takımımız yüksek egolarını sadece 2001 Avrupa Şampiyonası'nda frenleyebildi, sonrasında dip görüldü ve ardından da yeni bir doğuş oldu. Hidayet ve Kerem Tunçeri kaç yıldır beraber oynuyorlar, milli basketbol takımı her yaz kaç gün kamp yapıyor bunları düşünmeden, basketbol ve futbol milli takımlarını karşılaştırmak da çok rasyonel olmaz diye düşünüyorum. (Tabi bu f.ck you diye küfreden Emre Belözoğlu'nu acayip antipatik bulduğum gerçeğini değiştirmez.)

Nihayete erersek; ben bugünkü maçı geçeceğimize inanıyorum. Ayrıca final oynamanın şampiyon olmak kadar önemli olduğunu da düşünüyorum. Tek derdim, her şey güzel diye hayalperestlik yapıp, düşüş başladığında ilk eleştri topunu atanlarla.

Bu yüzden de eleştirilerimi şimdiye sıralıyor ve bu başarıların ölene kadar görevde kalmaya and içmiş Turgay Demirel'in yerini sağlamlaştıracağını düşündüğümü, Hidayet gibi NBA yıldızı bir adamın maddi nasıl bir desteğe ihtiyaç duyduğunu, Ömer Aşık, Cenk Akyol ve Oğuz Savaş'tan sonra altyapıdan gelen birilerini göremediğimi belirtmek istiyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Bendeniz, öngörülü bir basketbolsever olduğumdan Avrupa Şampiyona'sında olduğu gibi Dünya Şampiyonası'nda da final biletimi satışa sunulduğu gün aldığımdan, bugünkü maçı daha bir heyecanla izleyeceğim.
  • Bu kadar sponsorlu bir organizasyonda, kaç kişinin para vererek maç izlediğini de gerçekten merak etmekteyim. Böyle organizasyonların gelir gider detaylarının taraftarla paylaşılması gibi ironik hayallerim de var:)
  • İki günlük basketbolsever Ayşe Özyılmazel'in milli takımın en yakışıklısı olarak Kerem Tunçeri'yi seçmesini de Engin ve Cenk'in olduğu bir takım için hakaret sayıyorum.
  • Ayrıca sahibinden.com'luk bir ilan olacak ama , biletlerimden biri de açığa çıktığı için kendisi satılıktır, ilgilenenlere de duyurulur...
ps. başlık şarkısı Athena- Senden Benden Bizden

Hiç yorum yok: