16 Eylül 2010 Perşembe

"paran yoksa yeter ki gel bendensin"


malumafatrus makus talihine teesüflerini sunarken;

Önce, cici bici yeni evimizdeki karşı komşumuzun babamın yeni tanıştığı bir aile dostunun olduğunu öğrendim. Yuhh arkadaşım dünya bu kadar mı küçük diye hayıflandım. Karşı kapımızdaki ev sahibi ruhundan kurtulduk derken, bu mudur bana reva görülen dedim. Şu yaşımda, koruyup kollanan minik kız moduna gireceğim için de "öffleyip pöffledim".

Bu haliyet-i ruhla sabah beni yine unutup giden servisime bindim. Gün içinde kendi darphanesi (sizin bildiğiniz atm) bulunan şirketimden para çekip çekmemek konusunda kararsız kaldım. Ama nasıl olsa evde para var (bknz. yastık altı ekonomisi) direkt eve gideceğimden, evin önündeki bankamatikten çekerim gerekirse de diye kendi kendimi ikna ettim.

Peki ama ne oldu?

Ne olacak sayın okur? Ne idüğü belirsiz protokol araçları sebepli olduğunu düşündüğüm bir trafik geldi yine bizi buldu. Ne çantamda okunacak kitap, ne de dinlenecek müziğim olmadığından, uyku falan da hak getirdiğinden, ben yeni kankam metrobüsle yoluma devam edeyim en iyisi dedim. Çok şükür para çekmediğim gerçeği aklıma kazılı olduğundan servis arkadaşımdan da borç para rica ettim. Kendisinin sahip olduğu 3 TL'lik bozuk para ve sıfır telefon şarjı ile yine düştüm yollara.

Akbilsiz olduğumdan, birinden rica ederek ve paramın %66'sını vererek metrobüse bindim. 2 gıdımlık yol içinde dolmuşa binmek istediğim de, indi bindi parası olarak 1.25 TL'ye ihtiyacım olduğundan, yol boyunca çantamı bir 25 kuruş bulma umuduyla eşeledim. 35 kuruş bulup huzura erdiğim vakit bir de ne göreyim, trafik belası avrupa yakasını da sarıp sarmalamış. Ee bari azıcık yürüyim, açılır yol falan filan derken, trafik açılmadı, tıka basa olmayan bir minibüs gelmedi. Bana da topuklu ayakkabılarımla beş parasız yollarda sürünmek kaldı.

Kendimi şanslı saydığım günlerin artık sona erdiğini mecburen kabul ettim. Ama çok şükür, bu şansız gün de an itibariyle nihayete erdi diye sevinçliyim.

Belki rüzgar yarın da ters yönden eser diye kendimi kandırıyor ve gözlerimi uykulara teslim ediyorum.

Uyusun da şanslı olsun nenni...

ps. başlık şarkısı Malt- Dolmuş

4 yorum:

kusburnu dedi ki...

ayy.. nolacak senin bu bahtsızlığın. göze mi geliyorsun nedir annamadım ki :(

Fery... dedi ki...

karşı komşu tesadüfü dışında İstanbul için standart bir durum blog sahibesi, genellemeyin efendim durumu...

FKH dedi ki...

bence hemen bir nazar boncuğu filan al, hatta evinin duvarına neyin filan as..

yeter gayrı bu bahtsızlık..

malumafatrus dedi ki...

Feri, İstanbul için genel bir durum belki ama bizim kütük Gebze'ye kadar uzandığından gebze üstü İstanbul genellemesi bazen bu bünyeye çok geliyor, yalanım yok.

(F)(K)(H); evimizin de pek talibi varmış, o yüzden kocamanından bir nazar boncuğu almamız şart.

Kusburnu; bildiğin bir kurşun döktürücü teyze varsa gitsek mi beraber?