11 Eylül 2010 Cumartesi

"kimseyi beklemedim, kimseden istemedim"


Bizim aile bayram konusunda kısmi gelenekselci olarak adlandırılabilir.

Gelenekselciliğimiz, bayramlarının hiçbir zaman tatil olarak düşünülmemesi, planın ve rotanın her zaman net olmasıdır. Arefe akşamı ve bayram sabahında yemeklerin dedemlerin evinde hep beraber yenmesidir.

Gelenekselciliğimizin kısmi olan tarafı ise bayram hadisesinin 1. gün ve iki üç ziyaretle sınırlı kalmasıdır.

Daha net şekilde itiraf etmek gerekirse, dedem ve ananem akraba tayfasının en büyüklerinden olduğundan, onların yanında olduğumuz vakit herkesi görmüş oluruz. Bir de babanem ve amcamları ziyaret ettik mi bizde bayram biter.

Bu bayram standardımızı pek koruyamasak da yine de her şey çok şükür bir günde bitti. Ama ben 1 günde gördüğüm, konuştuğum, hal hatır sorduğum insan sonucunda 3 ay insan görmesem ancak kendime gelirim diye düşündüm. ( ay ne çok büyümüşsün cümlesi herkesin malumu)

Bu geniş çaplı bayram faaliyetlerimde de en çok referandum tartışmalarına denk geldim. Aslında genelde hep şöyle ilerledi tüm muhabbetler; "nasılsınız iyi misiniz? referandumda oy kullanacak mısınız? "(yakınlığa göre) ne diyeceksiniz peki ?referandumda" ardından da ülke geleceği için olan endişeler dile geldi.

Ben en güzel yemeği annem, en şahane baklavayı ananem yaparcı olduğum için, ziyaretlerimde pek baklava yemem. Şeker niyetine incir yediğimi de bir önceki yazıyı okuyanlar bilir. Sadece yemeklerine güvendiğim insanların sarmalarını denerim. Bu arada daha önce de vurgulamışımdır dolma ile sarmanın karıştırılmasına da ultra kıl olurum.

Bayramlık sarma tadımlarımın sonucunda şunu belirtmeliyim ki, her yiğidin yoğurt yiyişi gerçekten farklı sayın okur. Ve nihayetinde sarmayı tatlılaştırma çalışmalarının hepsi de benim için başarısız. Kuş üzümü de, fıstık da falan da filan da sarmanın güzelliğini gölgeleyici unsurlar. Ben diyorum ki füzyon mutfağını Changa ve Mehmet Gürs yapsın, biz yeni tekil standartlarımızla yolumuza bakalım.

Bunun dışında bence bayram ziyaretleri randevulu hale gelsin diye de ayrı bir talebim var ama onun şimdilik kabul göreceğini pek sanmıyorum. Ama yani bizim gibi, bayramda evine misafir gelmeyen bir aileye bile en alakasız vakitlerde öyle misafirler geldi ki, bu uygulamaya gitmek birlik ve beraberliğimiz için kesinlikle şart.

Ben bir sonraki bayram kısmetse ailemize yeni katılacak bir küçük prensi karşılamak için bu muhabbetlere girmeyeceğimden, sizden ricam bayram muhabbetlerinde bu öneriyi dile getirmeniz.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Her bayramın olmazsa olması " nerede o eski bayramlar" repliği bizim aile için de vazgeçilmezdir. Ama bizim ailede bayramların miladı da bellidir ve dedemin annesinin ölümüyle o keyifli bayramların kalmadığı hala vurgulanır.
  • Toplu atılan hiçbir mesajı sevmediğim gibi bayram mesajlarını da hala sevemedim.
  • Ananemlerin oturduğu mahallede çocukların kapı kapı gezip şeker isteme geleneği halen devam ettiğinden ve ailenin en küçüğü ben olduğumdan, bayramın ilk günü sabahın körüyle birlikte zilimizi çalan tüm çocukların o kadar şekeri ne yaptığını hala anlayamadım.
  • Bizim semte ise başka mahallelerden gelip, şekeri beğenmeyip harçlık yok mu diyen çocukları hala dövmedim.
ps. başlık şarkısı Duman- Sor Bana Pişman Mıyım?

2 yorum:

D!mple Rock dedi ki...

hakkaten ama nerde o eski bayramlar.

Fery... dedi ki...

her bayram milyonlarca kişiyi arayan ben bu bayram sadece en eski arkadaşlarım Ereğli tayfasını ve bir tek senin anneni aradım... Şimdi yazınca nedenini merak ettim, yaş aldıkça aramasam aranıyor muyum acaba diye merak ediyor galiba insan...