3 Eylül 2010 Cuma

"işte o sessizlikte herkes başka tarafa bakıyor"


Ev halleri vol.2;


Geçmişini hemen inkar eden bir yapım olduğu ve üniversite dönemimde 2-3 arkadaşımla beraber yaşamadığım için açık sözlülükle şunu söylemeliyim, öğrenci evlerine şiddetle karşıyım. Ya da şöyle diyelim, bir mahallede öğrencilerin çok olması demek, iğrenç evler için saçma fiyatların istenmesi demektir. Çünkü öğrenciler 3 kişidir, sizin tek başınıza yükleneceğiz kirayı 3’e böldüklerinden bu tutar onlar için pek sorun olmaz, çünkü özellikle erkek öğrenciler banyo ve mutfak öncelikli ev araması yapacağına, oda büyüklüğü sorgusu yapar.

Biz ne öğrenci ne de aile olduğumuzdan bir üçüncü tür kiracıyız. İmaj olarak da öğrenciden afilli aileden eziğiz. İki hatun olmaktan ötürü, yanımıza bir erkek alıp ev bakmaya gitmemiz için kendisine dayı, abi sıfatları takmamız gerekir. Bu yüzden ev arkadaşınızda sömürü düzeninin içinde çalışırken siz ev bakmak isterseniz, tanımadığınzı etmediğiniz insanlarla başbaşa kalabilirsiniz ki, buna dair korkularımı yazının devamında aktaracağım.

İmajınızı sağlamlaştırmak için cv birincil şart ki, eski işime göre nispeten tanınan bir firmada çalışmanın nasıl büyük bir avantajı olduğunu anlatamam. Gerçi hala mesleğimi söylemekte çok zorlanıyorum o ayrı. Sağlam bir kariyerle sunmanız şart ama pazarlık yapabilmeniz için bir yandan da kendinizi acındırmanız gerekiyor ki, işte o dengeyi tutturmayı ben ne yazık ki pek beceremiyorum.

Dünde daha önce sahibinden olduğu için aradığım ve bir şekilde evini bize vermeye kafasına koyan bir amcanın evini görmeye gittim. Aslında işin aslı, bu ev zaten kötü bir ihtimal olarak listemdeydi, amcayı aramıştım, salıdan sonra görebilir miyiz diye, amca beni Cumartesi arayıp, neden gelmediniz dedi, ben de zaten şehir dışında olduğumu Salı görebileceğimi söyledim. Salı günkü aramalarımda evin kirasının 200 TL daha arttığını gördüm ve kendisini listemden çıkardım.

Ama fakat noldu, “evsahibibeyamca” dün beni arayıp, geri aramadınız dedi. Ben de kiraya zam yapmışsınız ama ilk gördüğüm fiyattan konuşacaksak gelip bir bakayım dedim. Anlaştık ve mahalle manavımızın köşesi için randevulaştık.

Yazının başında dediğim gibi, günümüz koşullarında tek başınıza tanımadığınız biri ile ev bakmak, çok da rasyonel bir iş değil. Bendeniz de, ne olacak ya diyerek hareket etsem de bilinçaltımda Yusuf’a sesleniyorum. Bir de ısrarla bir ev sahibi tarafından evini görmek için aranınca korku oranımın ikiye çıktığını itiraf etmeliyim, beni mahalle manavının oradan arabayla (bizim afilli markalardan pek tabi) aldıkları vakit ise (iki kişi) kaçırıldığıma kanaat getirmem çok zaman almadı. En azından eve bakıcağımı iki kişiye haber verdim diye kendimi teskin ederken, gerçekten evin önünde durduk.

Ev fotoğraflardan da kötü durumdaydı ama bendeniz ezikliğimden mütevellit, “ayy hiç beğenmediğim evinizi” diyemedim. Önce küçüklüğünden dem vurdum, sonra kira bedelinin aşağı indirilmesini istedim. Bunlar ok.lenince, Eylül ayının sadece yarısını öderim bak diye restimi çektim. Ona da ok dediği vakit, ama işte blg de görmeli o da görsün ben öyle kararımızı verelim dedim. Anlayacağınız roller epey terse döndü. Ve ben dün hayır diyemediğimden mütevellit, evsahibibeyamcayı arayıp, başka bir ev tuttuğumuzu söyleyeceğim ki, ev sahipleri tayfasına bu kadar kızıp, yine böyle de beceriksiz olduğum için kendimi tebrik edeceğim.

Bu kadar yazdığıma bakmayın ev arayışlarımda fetret dönemindeyim aslında. Yapamayan konuşur derler ya, aynen de öyle bir durum benim ki. Aslında istiyorum ki, her daim beğendiğim gözüme kestirdiğim evlerden biri boşalsın ve biz de hop diye ev eşyaları boşalırken “aa kiralık mı, hemen tutalım” diye konuyu bağlayalım.Yani bence şans dediğiniz şey böyle olmalı. Ben ki bir zamanlar kesin ve net şanslı bir insandım. O zamanlar kırdığım aynalar şimdi mi kendini gösteriyor anlayamadım bir türlü...

Zaten bu aralar anlayamadığım bolca şey var ama neyse, şimdilik onları cevapsız olarak askıda bırakmayı tercih ediyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Ev bakmaya gittiğim apartmanın girişinde karşılaştığım kızla hırka münasebetiyle pişti olduğumdan mütevellit, evi tutacağım varsa da, tutmazdım zaten
  • Mevcut evimizin alt kapı girişi kafayı yediğinden her gün en az 10 dakika kapıyı açmaya çalışıyor, sonra da evde bulabileceğim kişilerin zillerine basıyorum ve kilidin değiştirileceği günü dört gözle bekliyorum.

ps. başlık şarkısı Kapıya Yazdır- Malt

2 yorum:

pepper furnival dedi ki...

bu dertleri yeni atlatmış biri olarak seni nasıl anlıyorum anlatamam.
benim de şöyle bi fikrim var dı. tek bayan kalıcam diye bana ev vermeyen hacı hocaların (ki bi de üstüne senin eve kimi getireceğin belli olmaz bile dedi) telefon numaralarını karı pazarlıyo dıye bı el ılanına bastırıp mahalle sakınlerıne dağıtmayı planlamıştım.

malumafatrus dedi ki...

ben de ufacık rakamlarda anlaşamadığımızdan giden güzelim evin yeni kiracılarının, kiralarını düzenli ödememesini bu nedenle de ev sahiplerin sıkıntı çekmesini dilesem mi diye düşünmedim değil.

Ama işte sonra iyi insanlık mı enayilik mi bilmiyorum ağır basıyor, boşver gitsin diyorsun.