22 Eylül 2010 Çarşamba

"Hayat bulunmaz adres"



  • Benim gibi kıyafet konusunu dert eden bünyelerin ara mevsimlere sempatik bakması pek mümkün değil. İlkbahar, kış sonuna gelmesinden mütevellit gönlümde nispeten sempatik bir yere sahip olsa da, sonbahara günahımı bile vermem.

  • Durup dururken ara mevsime yaptığım asabiyetin arka planında, bu dönemin karakteristik bir meyvesinin olmaması büyük rol oynuyor sanırım. Yani bu mevsim yazın uzatmaları gibi ama benim beynimde üzüm, kavun incir bir türlü serin havalarla örtüşmüyor ve elma her dönem olduğu gibi bu dönemin kurtarıcısı oluyor.

  • Ayakkabı konusu da bu döneme özgü ayrı bir yaramdır. Eskiden mevsimler normalken, 1 Haziran'dan önce ve15 Eylül'den sonra açık ayakkabı giymezdim. Şimdi ayarlarım hafif sapsa da yine de istikrarımı korumaya çalışıyorum.

  • Bilmem siz de farkettiniz mi uzun zamandır burçlar hadisesine el atmadım. Bu yüzden tam da günü gelmişken şunu söylemeliyim Terazi ve Akrep burçlarından sevdiğim birileri sanırım yok. Bu yüzden de 21 Eylül-21 Kasım tarihleri benim için yılın fetret dönemi sayılır.

  • Bir burçkolik olarak Susan Miller'ı bu kadar geç keşfetmem kendimden beklemediğim bir sorumsuzluk örneğiydi. Ama işte Susan abla az biraz uzun yazdığından kendisini sürekli takip etmek de pek mümkün olmuyor.

  • Mesela benim kendisinin Eylül ayına ait yorumlarından sadece 21 Eylül vurgusu ve Kasım'da her şeyler farklı olacak yalanıaklımda kalmıştı. Bugün de tuhaf bir tesadüf sonucu haftalık bir dergide Susan hemşirenin burç yorumunda "21 Eylül gününe dikkat edin, bugün hayatınızdaki önemli biriyle kavga etme ihtimaliniz var falan satırlarını da görünce aldı beni bir tedirginlik.

  • Yorgunluk bezginlik falan filandan asabiyetim had safhada olduğundan ve 1 haftada kavga etmediğim insan kalmadığından "ahanda dedim, bugün dananın kuyruğu kopar artık". Bütün günü de bu korkuyla geçirdim ve kendi kendimi teskin ettim. Uyamama dakikalar kaldığından sanırım bugünü kurtardık diye düşünüyor ve Susan Miller hemşireye günümü tedirginlikle mahvettiği için teessüflerimi sunuyorum.


Yazının uykudan sonra devam eden kısmı;

  • U2 konserinden haftalar geçmişken, ben Bono hayranı değilken dün akşam rüyamda kendisi ile konserde romantik bir şekilde iki şarkıyı söylememi de bilincimin rüya konusu bulamamasına veriyorum.

  • Erkan Petekkaya olmasa, Öyle Bir Geçer Zaman ki şahane dizi derim ama o adam her daim o külhanbey halleri bana çok antipatik geliyor. Yine de dizinin en miniği Osman'ın hastasıyım o ayrı.

  • Dizilere, Fatmagül'e dair fikriyatlarımı falan başka bir yazıda konu ederim ama bu Survivor'u Merve'nin kazanmasına ultra gıcık olduğumu da belirtmek isterim. Yani bu sonucu kadının fendi erkeği yendi hadisesi olarak değerlendirenlere de yarışmayı tekrar izlemelerini öneririm. Hemcinsini bir çırpıda harcayan kız nasıl oluyor da, kadınların gururu oluyor anlayabilmiş değilim.

  • İnsan sevmeme konusunda kadın erkek ayırımı da yapmam bunu da tekrar vurgulayarak, yeşil çayıma koşuyor, herkese haftada sadece 4 gün çalışacağımız bir dünya diliyorum.

ps. başlık şarkısı rus ruleti- Sıla

10 yorum:

Adsız dedi ki...

Düşüncelerimin yazıya dökülmüş hali.Kaleminize ve yüreğinize sağlık..Oh be:)

varol döken dedi ki...

bu resim evden mi?

malumafatrus dedi ki...

Keşke diyorum Varol Döken; ne yazık ki bir önceki yazıdaki dip notum burası için de geçerli.

Bir fotoğraf makinam bile olmadığı için ( burada ağlama efektini duyunuz) kendime dair bir fotoğraf koymuyorum bloga hiç.

Hepsinin adresi de halen ve hala behance.net'den.

çakıltaş dedi ki...

merhaba;

bende sempatik ya da romantik bakamayanlardanım bu ara mevsimlere. ne giyeceğime karar vermemi daha da zorlaştırıyor...

sevgiler

Adsız dedi ki...

bahsettiğiniz minik osman öyle bir geçer zaman ki 'de olmasın :)

imza: gıcık okuyucu :))

malumafatrus dedi ki...

puahhh, gerçekten bir varmış bir yokmuş nedir ya, nasıl uydurdum bu ismi. Sanırım Osman'ın ben masal gibiydim, bir vaktım bir yoktum satırlarından etkilendim:)

bu arada bundan sonraki tüm adsız yorumculara osman diye hitap edeceğim müsadenizle, bilginize.

kusburnu dedi ki...

4 gün çalışılan dünyada bana da yer ayır ey blog sahibesi güzel insan..
not: evden de yorumumu bir kere de giremedim, bilgine..

Adsız dedi ki...

ismim hülya ama ailde osman diye çağırılıyorum :))) benim için sakıncası yok :)

malumafatrus dedi ki...

o zaman osmanlar karışmasın diye size hülya osman diyelim:)

malumafatrus dedi ki...

Kusburnu'na not; ben de az önceki yorumumu şıp diye yayınladım, yok olmadı bir daha yap demedi.,

Blogspot beni senden daha çok seviyor olsa gerek.