26 Eylül 2010 Pazar

"emin misin bu kadar kendinden?"


  • Bazı şarkıları taksilere binmesem hiç duymam. Seçme şansım  olsa duymak da istemem. Hele bir de bazı radyo programları var ki, o kısacık yolda bile hayatı sorgulamama vesile oluyor kendileri. O yol kısa olmasa, şahane hayat defterimi çıkartıp radyonun adını da, o şahane dj'in de ismini alıp sizinle paylaşmak ve vizyonunuzu da genişletmek isterdim müziğipeksever okurlar.
  • Yollar münasebetiyle maruz kaldığım bir başka müzik tacizi de servisimizde gerçekleşmekte. Ve işin daha kötü kısmı kendim müzik dinlesem de dinlemesem de bu  tacize maruz kalıyorum. Hele ki, serviste sadece ben varsam, nasıl olsa kendim ayrı müzik dinliyorum diye arabadaki müziğin sesi öyle bir açılıyor ki, önce son seste şansımı deniyor sonrasında ise pes ediyor ve kendi müziğimi kapatıyorum. Ve yine aynı taciz yüzünden bu aralar Yusuf Güney adlı sessiz şarkıcı bozuntusundan resmen nefret ediyorum.
  • Çekirdek ailemizin yeteneklilik oranı  %50 ve tahmin edeceğiniz üzere bendeniz o %50'ye ait değilim. Bu genetik kodlama nasıl bir şeyse artık ben yetenekli annenin yeteneksiz kızı iken ağbim de yeteneksiz babanın yetenekli oğlu olmuş. Ve ne yazık ki bu konuda hiç şaka yapmıyorum. Babamla bizim başladığımız bir işi sorunsuz bir şekilde halletmemiz kişisel tarihlerimizde gerçek bir başarı sayılır. 
  • Taşınma, toplanma falan filan derken bıraktığım kitabıma bir türlü yeniden başlayamadım. DOT ekibi de Hakan Günday'ın halen okuyamadığım kitabı Malafa'yı oyunlaştırınca mevcut kitabımı bırakıp, Malafayla yola devam etmeye karar verdim.  


  • Güzel insan Mehmet Ali Alabora'nın yine kendi kadar güzel karısı Pınar Öğün'ü Türkan dizisi sayesinde uzunca bir vakit izleme şansı bulunca, nazar boncuğu gerektiren çiftler kervanıma bir yenisini daha eklemiş oldum. Kendisinin dizileri de evlilikleri de uzun ömürlü olur inşallah ve maşallah.
  • Hafta sonları, içleri, tatiller, günler derken ömür geçip gidiyor desem kendimi kaçıncı kez tekrar etmiş olurum bilmiyorum ama hayatın gerçekleri de tekrar edildi diye değişmiyor sayın okur diyerek son derece felsefik bir hissiyatla satırlarıma son veriyorum.
          Ama bu yarının Pazartesi olduğunu gerçeğini de değiştirmiyor o ayrı:(

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Akrep ve terazileri sevmem diye atıp tutarken, bizim ailenin müstakbel küçük prensinin akrep burcu olacağı ihtimalini gözardı etmişim. Yani son dakikada bizimki keyfim yerinde uzatmaları oynat uğurcum demezse, akrep burcuna beyaz bayrağı sallamam şart olacak.
ps. başlık şarkısı Yonca Lodi- Düştüysek Kalkarız


2 yorum:

kusburnu dedi ki...

mıymıy yusufa ben de uyuzum malumunuz furuş hanım. çok rahatsız olunca o teybi kapattırabilmek de gerekiyor. bu taşınma sürecindeki hızlı değişimle bunu yapmana da az kaldı bence. hissediyorum.

malumafatrus dedi ki...

bazen takside "artık biraz daha dinlersem bayılırım" dediğmi şarkılar için bile sesini kısar mısınız diyemediğime göre, o teybi kapattırmama biraz daha süre var sanırım:(