27 Eylül 2010 Pazartesi

"düştüysek kalkarız, daha ölmedik ya"


  • Bu sabah servis için apartmanın önüne indiğimde, yolun tam ortasında bir kedi ölüsüyle karşılaştım:( Gece yolların da boş olmasıyla dikkatsizce araba kullanan biri,  çaresiz kediyi ezip yoluna da devam etmişti belli ki. Kediciğe bakmaya cesaretim olmadığı gibi, elimde bir poşette olmadığından kendisini kaldıramadım ve tüm güne bu vicdan azabım damgasını vurdu. Kendine kızan her insan gibi de, o kediyi ezdikten sonra durup kendisini kenara koymaya bile tenezzül etmeyen öküze de bolca küfrettim. Bir canlının ölümü karşısında bu kadar duyarsızlaşan fani dünyaya da isyan ettim.
  • Eski zamanlar, kıyafetler, dekorlar hep bir güzel geliyor ya gözümüze, bunun sebebi sadece anın farkında olamama hastalığımız sanırım. Yani şu anda sahip olduklarımız şahanedir belki ama işte biz ancak ilerleyen günlerden “bu ana” bakınca “ne güzeldi o eski zamanlar” diyebiliriz kanımca.
  • Mesela ben bu aralar bu hissiyatla aynaya bakıyor ve “ne güzeldi eskiden cildim” diye bolca hayıflanıyorum. Bu hayıflanmalarıma karşın, kafam bir şeye takıldığında, bir problemle uğraşırken yüzümdeki bir şeyi yolmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Bu sayede de ufacık bir nokta bile cildimde derin yaralara vesile oluyor.
  • Bizim iş yerinin hemen karşısında yeni açılan bir yemekçi yerinin göbek adı Şımarık Hamsi. Mekanın göbek adı nasıl olur diyorsanız, şöyle tarif edeyim. Mekanın ana ismi hanımın mutfağı ( yanılmıyorum değil mi sayın kusburnu?)  ama levhasının kenarında da bir hamsi var ve altında şımarık hamsi yazıyor. Ve nedendir bilinmez bu aralar Ali Ağaoğlu ismini ne zaman duysam beynimde “şımarık hamsi” lakabı ile çağrışım yapıyor
  • Aile konforu benim için bu hayattaki en güzel şeylerden biri. Bu yüzden de ne zaman ben Bandırma’ya gitsem ya da onlar buraya gelse, ruhumun fabrika ayarları bozuluyor. 
  • Ama böyle son süratle başlayıp aynı hızla biten bir Pazartesi’nin merhemi de sadece aile huzuru olabiliyor. 
        O da işte pek güzel oluyor.

        Darısı eksikliğini hisseden herkeşlerin ( ş bilerek ş) başına…

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  •  Türk malında eski Selenacı bir çocuğa birileri Cem Yılmaz’ı taklit etmeyi bırakması gerektiğini acilen söylemeli.
  • Yine o birileri Arka Sokaklar adlı dizinin halen nasıl bu kadar çok izlendiğini de bana anlatırsa pek bahtiyar olurum.
  • Sevgili Avea'cılar, çok rica edeceğim, Erdem Yener'i daha fazla üzmeyin. O güzel insanın madara edilmesine gönlüm kesinlikle el vermiyor. Bu notuda sırf kendisinin fotosunu kullanabileyim, bloga resim bulmakla uğraşmayayım diye yazdığımı da itiraf ederim.
ps. başlık şarkısı Yonca Lodi- Düştüysek Kalkarız
Bu arada ps.2. hay ben bu formatın ayarsızlığına...


5 yorum:

kusburnu dedi ki...

göbek adı, doğrudur furuş hanım. yediniz mi hiç ordan? ben hiç denemedim, denenesi mi?

malumafatrus dedi ki...

şımarık hamsi adlı bir mekanın düzgün yemek yapamayacağına dair tuhaf bir ön yargım olduğundan bence denenmeyesi:)

Fery... dedi ki...

akşam yemeğinde hamsi tava yedim, çok güzeldi :)

malumafatrus dedi ki...

afiyetler olsun, peki rahmetli hamsilerin bir şımarıklığı görülmüş mü zamanında, sahiplerinden öğrendin mi:)

Fery... dedi ki...

sanmıyorum ya zaten tabağımda çok çaresiz duruyorlardı :(