8 Ağustos 2010 Pazar

"yağdı yağacak kirpiklerimden"


Büyük konuşmak istemem ama cehenneme hazırlık yaptıran sıcaklıkta günler yaşıyoruz. Ruhumla beraber aklımı da işgal eden sıcak münasebetiyle, bırakın sağlıklı olanını tüm düşünme faaliyetlerimi de durdurdum.

Hala sıcak konusunda nispeten şanslı olduğumu, kendimden çok daha kötü durumlarda para kazanmak için sıcağa maruz kalanların olduğunu düşünsem de, bu hafta sonu çektiğim çilenin sonunda az biraz isyan etmeden kendimi alamıyorum.

Bu sıcaklarda başımıza gelecekler için iki alternatifimiz var, ya klima ile hasta oluruz ya da sıcakla hasta oluruz. Ben tercihimi kllimadan yana kullandım. Bu sebeple de dışarıda pişerken, üşüdüğü için klima kapattırmaya meyledenlere ultra gıcık olabilirim. Yani eskiden böyle değildim ki hala klima beynimi alamuk yapar, kuru gözlerimi kupkuru hale getirir ama yine de velinimettir ve candır., belki de düşülen denizde can ciğer kuzu sarması olduğumuz yılandır.

İşte tam da bu yüzden bu aralar; klima bana dokunuyor lafı bana fevkalade dokunuyor.
Havanın ayarının iyice sapıttığını bizzat idrak ettiğim bu yaz sonrasında, yetki ve mevki sahibi birinin, "bu sıcaklarda verimli çalışmak diye bir şey olmaz, bu sebeple Ağustos ayını siesta ayı yaptım. Asgari görevler dışında herkes Ağustos'ta 1 ay tatil yapsın" demesini dört gözle bekliyorum. Yok herkes halinden memnunsa, ben kendim için yazın yaylada yaşayabilecek bir hayat tarzı oluşturmak için çalışmalara başlayayım.

Bu kadar şikayet edip, yukarıyla aramı bozmamak için bu sıcak havaların sosyalleşme adına da ne kadar büyük bir yardımcı olduğunun altını çizeyim. Hali hazırda artık herkesin hiç yoktan konuşacağı birsıcak hava konusu mevcut. Yani en azından benim için bu durum gerçek bir kurtarıcı.

Ama bu eline termometreyi alıp yurdun her bir noktasında havayı ölçen insanları anlamama sebep olmuyor. Başka birçok şeyi daha anlayamıyorum ama bu sıcakta bir şeyleri anlamanın da insana bir şey katacağını düşünmediğimden, soğuk suyuma sığınarak yoluma bakıyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak fevkalade manasız ek bilgi;
  • Hayatımda bu kadar saçımı topladığım bir dönem sanırım olmadı. Bir Bandırma ritueli olarak saçımla ilgili başka gelişmeler oldu ki, onu da başka bir yazıda ele almak üzere az sonra hissiyatlarıma satırlarıma son veriyorum.
ps. başlık şarkısı; Tarkan& Sen Çoktan Gitmişsin

5 yorum:

Fery... dedi ki...

Cumartesi günü Ereğli'de öldüm öldüm bittim, ben böyle hava böyle bunalma görmedim :( iğrençleşmemekte fayda var ama üstümdeki elbise milyon kere ıslandı milyon kere kurudr...

kusburnu dedi ki...

bense ctesi o saatlerde mütemadiyen üretim halindeydim. benden akan teri siz düşünün..
bu arada saçsal değişiklikler güzel olmuş, gördük beğendik..

malumafatrus dedi ki...

Benim de annem dün aynı çileyi çekti ki, ben kendisine ancak peçete ile terini silme konusunda yardımcı olabildim. Bu durumda dönercileri ve fırıncıları düşünmek bile istemiyorum işte.

Ben diyorum ki, nasıl kış uykusu denilen bir şey var, yazında gündüzleri uyuyup gece çalışalım, çünkü bu gidişle geceleri de uyumayı unutacağız.

saç için de pek merci sayın kusburnu.

varol döken dedi ki...

antalya'da 2 gün bir kere yandım demedim, istanbul'da öğlen tişörtü değiştim... işe seyahat çantasıyla gelmenin iyi yönleri de oluyormuş...

kusburnu dedi ki...

gündüz uyuyup gece çalışmak süper fikir, bunun patronla paylaşsana, belki aklına düşer, okey der.. hem şimdi ramazan, insanların çoğu ofiste uyuyacak gece uykusuz kaldıkları için.. ve sıcaktan.. ve susuzluktan..