20 Ağustos 2010 Cuma

"ve simdi zemberekten kurtulan bozuk bir akreple yelkovan "


Pek muhterem okur,

Bir süredir yazmıyorum çünkü hala yeni yaşıma dair kutlamalar yapıyorum demeyi çok isterdim. Ama işte 17 Ağustos geçti ( tarih notunu kusburnu için düşüyorum) bendeniz de attan inip, eşek dostumla yoluma devam etmeye geri döndüm. Birden fazla kutlama yapsam da, şımartılmaya bayıldığımdan daha da olsa daha kutlarım gibi heveslerle bastım yeni yaşıma.

  • Öncelikle şirket IK’mıza, artık doğum gününde adam çalıştırmayın dostum dırdırımı yaptım.
  • Ardından, 3 ayda bir doğum günü kutlama kararımı sevenlerimle(bu da ne komik laf) paylaştım...
  • Sonrasında da eşek gibi çalıştığımdan, kafamı kaldırıp, ne oldu ne bittiyi pek sorgulayamadım.
Efendim, doğum günümün en güzel kısmı bana sen 29 değil 28 oldun denmesiydi. Ben kaderimi kabullenip, 29 da ne biçim geliyor kulağa diye kendi kendime düşünürken, halen 28 çerçevesinde değerlendiriliyor olmak pek bahtiyar etti beni.

Tüm doğum günlerinin en güzel kısmı olan hediye faslı ise daha bir bahtiyar etti beni. Kumbaramla bir önceki yazıda tanışmıştınız. Onun kadar şahane haber ise artık eeyeore’lu bir kupam ve mousepadimin olması. ( Foto ışık ve cep telefonu kurbanı olduğundan, hadisenin güzelliğini yansıtamıyor) Onlar sayesinde artık ofiste çıldırma noktasına gelsem de, salak salak sırıtıyor ve kendi şapşallığıma bolca gülüyorum.

Bu aralar alerjik göz münasebetiyle pek kitap okumasam da, zenginleşen kitaplarım sayesinde de ayrıca bir heyecanlı olduğumu belirtmeye gerek görmüyor ve diğer hediyelerimi görgüsüz damgası yememek için anlatmıyorum.

Sadece yemek konusundaki bir görgüsüzlük yapmam lazım ki, bizim yaptığımız hatayı başkaları yapmasın.

  • Öncelikle Asmalımescit taraflarının yeni mekanı UpLounge’dan bahsetmek isterim ama kendilerinin yemeklerine dair pek fikriyatım ne yazık ki yok. Sadece mekanın Berk Çiller’in olduğunu ve şahane rüzgar aldığını belirtebilirim. Bir de alkolsüz frozena, alkollü kadar fiyat aldıkları belirtebilirim ki, mekanın benim için acı olan deneyimi o kısmıydı. Şeftali suyu bile içmeyen benim şeftalili frozen içme şuursuzluğumu da yeni yaş buhranıma verebiliriz.
  • Bir başka durak 360 içinse, daha da olsa gitmem cümlesini pekala sarfedebilirim. Bazı şahane lokasyonlar vardır, şahane manzarası vardır ama işletme berbattır ve siz gittiğinize gideceğinize pişman olursunuz ya, 360 öyle bir yer bile değil benim gözümde. Yani manzaranın benzerlerinden ( Leb-i Derya, Mikla, Richmond) hiçbir artısı yok zaten. Bundan da beteri , vizyon misyon olarak saçını meç yapmış, kemelerinde kocaman 360 logosu olan garsonları var ki, bu kısmı ilk intiba açısından beni pek etkiledi.
  • Yemekler ise, benimki ( ee doğum günü kızına bir ayrıcalık olmalıydı) dışında gayet vasattı. Suya aldıkları fiyatı geçtim, ekmek fiyatı olarak kişi başı alınan 3’er TL’yi ne kadar takdir!! ettiğimizi vurgulamadan geçemeyeceğim.
  • İlk ve en geniş katılımlı ( sanırsın kongreden bahsediyorum) kutlamamın olduğu White Mill’in ses çıkmasın diye, pasta keseceğimiz, yalnız biraz sessiz kutlarsanız çok iyi olur demesi, şaşkoloz garsonun pasta kesmek için bıçak istediğim vakit bana servis bıçağı getirmesi de yaşadığımız ayrı şahanelikler oldu...
  • Ama bunların hepsi geçirdiğim güzel günlerin nazar boncuğu oldu. O kadar eğlendim ki, doğum günü için ek süre istedim.Bu yüzden biraz daha mahallenin delisi gibi doğum günü kutlayıp, bunu da yazı konusu yapabilirim, şimdiden uyarımı yapıp, beni mazur görmenizi rica ederim.
En şahane doğum günü kutlamasını yapan dedeciğimin ömrünün bol olmasını da doğum günü dileği olarak üflerim.

ps. başlık şarkısı Büyüdük- Ayça Şen

1 yorum:

varol döken dedi ki...

vay be...

bir doğumgüün kutlama haritası çizmişsiniz tam ortasında ben ama beni raptiye gibi evimin tam ortasına yapıştırmışsınız!

oysa aslanın halinden de hediyesinden de en iyi aslan anlardı...