15 Ağustos 2010 Pazar

"tam da kaçmaktan vazgeçerken"


Yoğun yaz takvimimin münasebetiyle, İstanbul'da bir hafta sonu geçirme kavramına epey yabancılaşmıştım. Artık bir dur demek gerektiği için bu hafta sonu ne yazık ki eski dostla epey içli dışlı oldum. Herkesin terki diyar ettiği şehirde, bu sıcakta hayati faaliyetler yürütmeye çalıştım. Bir yazı yazmaya niyetlendiğime göre yaşıyorum demektir, tabi buna yaşamak denir mi o kısmı bilahere tartışırız.

Kanımın bir kaplumbağadan bile daha yavaş aktığı bir hafta sonunun kısmi doğum günü hafta sonum olması ise geçen zamanın benim açımdan manasızlığını ikiye katlıyor. Bu nedenle mevsimlerin anlamını yitirdiği şu vakitlerde, mümkünse doğum günümü bir Nisan ayına transfer etmek istiyorum. Onu başaramazsam da, bir sonraki doğum günümü 1 aylık yaz tatilimin ortasında kutlamayı diliyorum. Hatta yeni yaşımdan en çok bunu diliyor da olabilirim.

Bu sıcakların insana hatırlattığı bir şey var ki; çalışmak iyidir. Ya da şöyle düzelteyim; klimalı ortamda çalışmak güzeldir. itiraf etmek gerkirse; zaman öldürmek suretiyle geçirdiğim saatler sonunda Pazartesi'nin geldiğine hiç bu kadar sevinmemiştim. Tabi bu zamanı deniz kenarında geçirseydim hissiyatlarım ters yönde olacaktı bundan da eminim.

Zaten şu geçen 2 gün boyunca, en büyük hayalim denize girmek oldu. Denize uzak sıcağa yakın olduğumuzdan, bu hayalim eve şişme havuz mu alsak acaba sorusuyla sona erdi. Bunca zaman kullanmadığım spor salonu havuzunun da, ben deniz serinlik için her yol mübahtır felsefesine bürünmüşken bakıma girmesi de rahmetli Murphy'nin kulaklarını çınlatmama vesile oldu.

Kıssadan hisse,

İstanbul'dan gitmek lazım sayın okur. En azından hafta sonu bunu başarmak lazım ki, sağlık ve sıhhatimiz korunsun...

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Bu sıcakta yapılabilecek hiçbir şey olmadığı için ben de hiçbir şey yapmadım, bu nedenle de rutin geçmiş yaş değerlendirmesi yazısı yalan oldu.
  • Girandola, sanki mevsiminde yeteri kadar yapmışlar gibi, karadutun mevsimi geçti diyerek karadut umutlarımı bir başka yaza kadar midemin dip köşelerine atmama neden oldu.
  • 3 tekerlekli seyahatler ise bu sıcak havaların en güzel ulaşım aracı oldu. İstanbul terk-i diyar edildiği için de, trafik de akıl sağlımız gibi buharlaşıp gitti. Bu hafta sonu da, bir koca yaş da işte böyle dırdır ve vırvırla geçip gitti... Darısı daha serin olmasını dilediğim yenilerine...

ps. başlık şarkısı Mutlu& Malt
ps.2. Şu an sıcaktan şikayet etmem, ileride de koca kıştan şikayet edeceğim gerçeğini değiştirmez bunu da belirtmeden geçemem.

2 yorum:

Fery... dedi ki...

bizim uğraşıp emek verip yaptığımız rezervasyon da hafta sonu şikayet halleri arasında gümbürtüye gitti demek ki :(( neyse kuzum bu akşam şikayet etme bir şeylerden olur mu?

varol döken dedi ki...

biz hafta sonu çabuk geçsin derken paparayı yiyorduk...

oh olsun derdim de, aslanlara kıyılmaz be:)