3 Ağustos 2010 Salı

"her şey geçer hayat kalır"


Bu işlere ilk bulaşmam 2005 yazına dayanır. Hayatımın en aylak döneminde en eğlendiğim şeydi space yazıları. O dönemlerde zaman ve fikriyat zengini olduğumuzdan da yazılar da yorumlar da epey uzunca olurdu. Birde gençlikten olsa gerek hissiyatlıydık be okur, lay lay lom arası hayatı bir güzel sorgulardık. Bak birileri böyle demiş ama doğru mu demiş, siz olsanız ne yapardınız falan filan diye de beyin fırtınası yapardık.

Keşke şu an buraya ilk yazımı kopyalayabilseydim ama fakat ve lakin bu adi myspace benim ustadımı yutmuş, ısrarla aradığınız bloga ulaşılamıyor diyor başka da bir şey demiyor. (Bu sebeple insaniyet namına spaceime ulaşanların linkini benimle paylaşmalarını rica ediyorum.) O gün, bu serüvenin bu kadar uzun süreceğini, bu olaya böylesine gönülden bağlanacağımı söyleseydiniz, yok canım derdim. Bugün de o gün gibi gelecek adına kesin kanaatlere varmaya bayılırım.

Başladığım zamandan bugüne bende, etrafımda ve hayatta değişen çok şey var. İsterdim ki, o değişikliklerin arasında güzel Türkçem de olsun, ama işte ite kaka editörler falan derken ancak bu noktaya kadar gelebildim. Yine de eski yazılarımı bilenler ( ki bu noktada fery.ye danışmak gerekir) buna da şükür diyorlardır diye kendimi kandırıyorum.

Eski yazılar diyince, kimler geldi kimler geçti nostaljisi yapmamakta elde değil ( onlar kendilerini biliyor) ve yine bu sebeple bu maceranın en başından beri benimle olan fery'ye de ayrıca şükranlarımı sunarım. Bu yolda beni terkeden tüm eski okurculara da teessüf ederim ama onlar beni artık okumadıklarından bu teessüfüm pek bir şey ifade etmez, havada asılı kalır.

Tuhaf bir tesadüf olarak yazıyı yazarken, geçen yılların fotoğraflarına bakıyorum. Ve aslında çokta değişmediğimizi sanarken ne kadar değiştiğimizi görüyorum. Yazılar da fotoğraflar gibi işte, biz yaşadık bitti geçti sanarken aslında o anın ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha hatırlatıyor, unuttuklarımıza ayna tutuyor. Büyüyor, değişiyor, olgunlaşıyor hatta belki yaşlanıyoruz.

Bunun için de hayat geçip giderken, arkaya bıraktığımız ekmek kırıntıları oluyor her bir satır...Kişisel tarihimize not düşüyoruz.

Ben de işte tam da bu yazıyla blog camiasına 1000. notumu düşüyorum. Hayat beni şaşırtmazsa da daha çok not düşmeyi planlıyorum. Ve bu nedenle de 1.000 yazının fon müziği olarak "söyleyecek şarkılarım bitmedi henüz, söylenecek sözlerim tükenmedi" satırlarıyla Yaşıyorum ve Candan Erçetin'i seçiyorum.

Bu 1.000 yazıyı monologdan diyaloğa dönüştüren herkeseteşekkürlerimi sunarken, çevreye verdiğim pek de geçici olmayan rahatsızlık için de özür diliyorum.

Bir de eskiden hissiyatlı yazılar yazabilme yeteneğim vardı, kendisi nereye gitti acaba, onu öğrenmek istiyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Hazır fırsatta varken, başlık şarkısı için epey düşündüm. Özellikle tatilde çoğu şarkıyı "acaba" diyerek dinledim. Aklıma en çok gelen viva la vida'ydı aslında. Ama blogun ismini Travis'ten seçip, 1.000 yazıya Coldplay'den çalmayı kendime yakıştıramadım. Niye bilmem ama eski şarkı sözlerini düşündüm daha çok. En sevdiğim şarkılar mı öncelikli olmalı, yoksa sözlerin manasına mı takılmalıyım sorularını bolca sordum. Ve sonrasında aslında daha öncede kullandığım bir şarkının en ideal olduğuna karar verdim. Çünkü gerçekten her şey geçiyor ve o geçenlerin adı da biz farketmeden hayat oluyor.
  • Başlık şarkısını bulduktan sonra, yazıyı yazmak kolay olur sanırdım ki, ne yazık ki o kısmı daha da zor oldu. Bir taslak yazıdan ötürü, hataya düştüğümden dün az daha 1.000 yazı niyetine bir 999. yazı yazacaktım ki, bu da nickini bile uyduran benim için çok ideal bir tavır olurdu. Neyseki uykum tüm heveslerimden baskın çıktı ve yazı da bugüne kaldı.
  • Bu kadar ki kullanmak pek riskli olsa da, hatasıyla ıvırı ve zıvırıyla da 1.000 yazı nihayete erdi. Ne mutlu 2.000 yazıyı yazma ihtimalime...
ps. Başlık şarkısı konusunda yanılmadınız, evet o da bir Ortaçgil şarkısı.


5 yorum:

gultig dedi ki...

Tugbacim, myspace zamanlari guzel egleniyorduk hakikaten. Eski yorumculardan biri olarak burda sesimi cikarayim istedim :) Bu sabah serviste tweeteri kurcalarken bir bakayim su yaziya yahu dedim, iyi de oldu bence. Aksam arastiracam senin space olayini da soz veriyorum. Hadi bakalim.

kusburnu dedi ki...

hayırlı uğurlu olsun bininci yazın, daha nice on binlere işallahh..

Fery... dedi ki...

Üstad zamanları başkaydı, üstad interaktifti çokça, buranın tadı da ayrı bende okumadığım zaman araya mesafeler girdiğinde eksiliyorum sanki sonra bugün de olduğu gibi 5-6 yazıyı birden okuyorum üstad daki kadar uzun yorumlar yazamıyorum artık ben de, kendi bloguma o kadar nadir uğrar oldum ki adına hayat deyip geçiyorum... Üstadda kendi adıma senin yazılarından ayrı olarak bir fery tarihi yatıyor... Benim bir aşk acım, öfkem, incinmişliğim şimdi anlamsız gelse de o zaman kendimi durduramadığım boşalmışlığım yatıyor o yüzden belki daha da özel benim için... Şimdi alsam okusam birçoğuna peh diyeceğim bir çoğuna evet ya deyip yine tepki vereceğim çok şey var... Keşke imkan olsa da hard copy olsa elimizde...

Sen hep yaz malumafatrusum, hep hep hep yaz ben hep okuyayım, hep tatlı olsun böyle...

O zamanlardan bu zamanlara çok şey değişti, çok şey eksildi, çok şey yer değiştirdi ama yine de her şeye rağmen hayat tatlı bir tat bıraksın herkeslerin damağında...

Duygulandım mı ne ???

malumafatrus dedi ki...

Gultigcim, ne güzel bir süpriz oldu bu yazıya yorumun. Space dönemi güzeldi, çünkü o zaman hepimiz işsiz güçsüzdük ve en yakın iletişim aracımız da msn.di:) sonra işte biz büyüdük ve kirlendi dünya...

sayın kusburnu, o onbinleri de hep beraber görürüz inşallah...

fericim, duygusal olunacak bir şey, çünkü acayip bir yaşanmışlık var o satırlarda. Hepimizin ayrı bir derdi, başka bir sözü ve dediğim gibi bolca zamanımız vardı. Gerçek dertlerden uzak olduğumuz için belki de hayatı fazla ciddiye alıyorduk. Geçmiş evet güzeldi ama ben şu andan da gayet memnunum. Ama eğer space.ime geri kavuşabilirsem daha da mutlu olurum:)

gultig dedi ki...

Söz verdim tutuyorum :)
http://tu-ba.spaces.live.com/default.aspx?wa=wsignin1.0&sa=22426026
bu linke gidelim veee hotmail hesabımızla giriş yapalım ve ta ta taaaam :) Efem çok güzel günlermiş be ya, şöyle bi göz gezdirdim de :)