7 Ağustos 2010 Cumartesi

"görünenle yetinmişim, durup hiç dinlememişim"


Uzun bir aradan sonra oradan buradan hayat;
  • Ne mutlu ki bize, Robbie Williams Türk asıllı sevgilisi ile nihayet evleniyormuş. Burada mutlu olunacak konu Robieei Williams'ın evleniyor olması değil, kendisinin bir Türk asılllı Amerikalı ile evlenmesi. Sanırsınız Türk ırkı Robbie Williams sayesinde kurtulacak.
  • Daha önce twitter'da yazmıştım; gurbetçilerine ikinci sınıf insan muamalesi yapan güzide yurdum, onlardan biri başarılı olduğu vakit kimi nasıl sahipleneceğini şaşırıyor. Türkçeyi bile konuştuğundan şüphe ettiğim Aida, Robbie Williams'ın müstakbel zevcesi olacağı vakit canımız ciğerimiz ve bacımız oluveriyor. Ne mutlu ki bize, bu düğün haberi ile güzide medyamız Türk tipi ezikliğimizi bir nebze de olsa gideriyor.
  • Gülse Birsel ve Soner Sarıkabadayı, kendi başarılarını hevesleri ile gölgeleyen insanlar bana göre. Avrupa Yakası gibi bir fenomeni yaratan Gülse Birsel'in ben oyuncu da olacağım ısrarı ile Koparılan Çiçekler ve öncesine de gayet hit yazmış Soner Sarıkabadayı'nın ben şarkı söyleyeceğim ısrarı yeteneklerini bir güzel gölgeliyor. Soner Sarıkabadayı'nın "aramadığım yer kalmıyor" kısmını duyduğumda kulaklarımı tıkadığım şarkısı ile Gülse Birsel'in manasız Turkcell reklamları bana bu gerçeği sıklıkla hatırlatıyor. Bu yüzden dost dediğiniz acı söylemeli sayın okur. Yani bu insanların yol arkadaşlarının, sen aslında hep yazsan mı diye uyarması, anlamazlarsa da, yapamıyorsun yavrucum olmuyor diyerekten kulağını çekmesi şart.
  • Nasıl tuhaf bir çelişki ise İstanbul'da yaşamakta İstanbul'dan gitmekte çile. Yani hafta sonu bu nem bulutu şehirde kalmıyım, başımı dinliyim dediğiniz vakit özel jetiniz yoksa ve ışınlanma teknolojisine sahip değilseniz, yollarda tükenmeniz pek olası. Yani gideceğiniz yere ulaşana kadar bol trafik, sonrasında bol sıra ve rötar kaderiniz oluyor haliyle. Bu trajik vakaya ben kendimce İstanbul laneti diyorum. Tabi bu arada bir hafta sonu dahi İst.de kalmadığım bir yaz geçirdiğim için İstanbul'da gezmeyi de özlediğimi itiraf etmeliyim:) Mesela en çok Girandola'nın karadutlu dondurmasını özlüyorum ama o şuursuz işletme, ısrarla ve ısrarla karadutlu dondurma yapmıyor artık. Ben de o zaman, zaten bu kadar seyrek yapıyordunuz, neden kanıma bu zehri soktunuz diye kendimce isyan ediyorum.
  • Tatil dediğiniz hadise ne yazık ki yaşanan ve bir çırpıda da biten bir şey. İşe dönüp iki gün çalışınca, daha üç gün önce kızgın kumlardan denizlere koşan halinizi unutuveriyorsunuz. Bu arada tatilde en çok kendimde gözlemlediğim bir hal var ki, aşırı dondurma yeme isteği. O kadar çok dondurma yedim ki, magnum'un sarımtrak arabası kesin benim olur diye hayaller bile kurmaya başladım ama msj.ları toplu atarım diye konuyu sarkıtınca kampanyanın süresini kaçırdım. Araba gitti bari bilinleniyim diye, İsviçrei bilimadamlarını dondurma ve deniz ilişkisini anlamaya davet ediyorum:)
  • Türk siyasi tarihinde yer alan kadın bakanların neden genelde bekar kaldıklarını ve genelde erkekleştiklerini merak ediyorum. Yani gerçekten kadın haklarını savunacak bir kadın bakanın bu ülkede yaşayabilmesi gerçekten bu kadar zor mu sorusunu da ara ara bazı bazı kendime soruyorum.
  • Bendeniz, ısrarlı bir şekilde internet üzerinden alım yapamıyorum. Yani aslında internetten alım yapmak için üye olma şartıyla uğraşmayı istemiyorum. Misal yemek sepeti, misal IDo ve misal biletix. Ama bu pis IDO internet ve telefon bankacılığı arasındaki alımları farklı fiyatlandırınca, bari bunu alıyım dedim. Bunun dışında kalan yerlerde ise eş dost şifresi ile hayatımı sürdürüyorum çok şükür.
  • Misal kusburnu vasıtası ile aldığım basketbol şampiyonası final maç biletim elime ulaştı. Bileti almaktan öteye gitmediğim için, final maçının Sinan Erdem salonunda olacağını bile bilet elime ulaşınca anladım. Asıl skandal ise referandumla aynı gün olduğunu bildiğim maçın aynı zamanda bayramın son gününe geldiğini idrak etmem oldu. Yani anlayacağınız, hem hayırlı evlat, hem bilinçli vatandaş hem de bir sportif olmanın bedeli sandığınız kadar kolay değil:)
  • An itibariyle nispeten serin aile balkonumuzda satırlarımı kaleme alsam da, sıcaktan çok çektim, daha da çekiyorum ve bunu da başka bir yazı konusu yapmak üzere yazıyı oldu bittiye getiriyorum.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Bir zamanlarda eski bir Türkiye güzeli ya da mankenin Robbie Williams ile otel asansöründe sevişme haberi çıkmıştı değil mi?
  • Bu yazı da, 1000. yazıdan sonra olduğu için haliyle 1001. yazı oluyor ki, bu sebeple kendisini twitter'da yaptığım 1001. gece masalının gerçeği olarak da adlandırabiliriz haliyle.
ps. başlık şarkısı Tarkan ve Sen çoktan gitmişsin

3 yorum:

varol döken dedi ki...

pınar yiğit...

varol döken dedi ki...

uçaktan direkt işyerine gelmenin de havacılık literatüründe jetlag gibi bir adı olmalı...

varol döken dedi ki...

kendi söküğümü kendim dikeyim:

worklag