26 Ağustos 2010 Perşembe

"gel sen de kopar bir parça, tozum bile kalmasın"


Yaz gelmedi bir türlü diyordum önce,

Sonra yaz geldi, üstümüze bir ağırlık çöktü, keşke daha hafif olsaydı bu geçiş süreci dedim,

Neden oldu, nasıl oldu bilmiyorum ama birden yoğun bir insan olup çıkıverdim,

Evimde bir hafta sonu amaçsız bir halde oturmak istedim,

Uykuya hasret kalsam da, zaman kaçıyor diye hep uykusuz kalmayı tercih ettim,

Bir vakit bu koşturma normale dönecek, o kalabalık!!! ajandam rahatlayacak sanıyordum.

Tabi bir de olayın maddi boyutu vardı. Ağustos doğumlu bir ağustos böceği olarak, Leyla ile saç saç paraları repliğinde bir ilişkimiz olmuştu, gözümün nuru cash flow’um Ekim gibi bir umut düzlüğe çıkacağımı söylüyordu.

Ağırlıklı ortalamadaki her fani gibi, benim de planlarım ve geleceğe dair hayallerim vardı.

Ama ne oldu...Ev sahibimizin kızı ( ki kendisi aynı zamanda evimizin tapusunun da sahibesi olur) asker eşinin emekli olması nedeniyle lojmandan ayrılacağını ve bize de kiracılık için tanınan sürenin sonuna geldiğini bildirdi. Tabi yarın gidin diye değil de, Aralık’ta taşınmamız lazım öncesinde de tadilat diyerekten uzatmaların kaç dakika olacağını belirledi. Anlayacağınız Emin Çölaşan misali kovulduk ey halkım.

Tabi bu kovulma hadisesi yumuşak yüz ben ve güleryüzlü ev sahibi ile olunca daha soft gibi oluyor ama en nihayetinde evden çıkmak, planları değiştirmek zorunda olanlar biz olunca, gerçekte yumuşamıyor.

Biz de Mayıs ayında balkonlu bir ev hayali ile yaptığımız kısa araştırmanın sonunda bulduğumuz eve taşınmayarak ne büyük eşeklik ettiğimizi, hayatın bize mesajı verdiğini ama bizim kafanın basmadığını da idrak etmiş olduk.

Anlayacağınız, her zaman olan yine oldu ve bizim planlar, hayatın kararlılığı karşısında yön değiştirdi. Ve pek de aşina olmadığımız bir ev arama en önemlisi de taşınma gerçeği yüzümüze geldi çarptı.

Hayatta kariyer sayfalarına da, ilan sayfalarına da bakmaktan nefret ederim ama nefret ettiğim meslek dallarından emlakçılarla ilk etapta yüzgöz olmamak için , bir ön eleme yapmamız da şart. İlk gözlemime göre, evimiz cennetmişte haberimiz yokmuş diyebilirim ve Dikilitaş’ı da gayrimenkul piyasasının yükselen yıldızı yapan karadenizli tüm inşaatçılara da bir kez daha küfrederim. Çok açık söyleyeyim, çenemin düşük asabiyetimin bozuk olduğu bir gün ev baksam bir ev sahibi veyahut emlakçı tarafından saldırıya uğramam kuvvetle muhtemel.

Ama bu bünyenin de hala duşakabin kavramıyla tanışmamış bir eve normalin gayet üstünde bir fiyat isteyen ev sahibine de birinin ağzının payını vermesi şart.
Hissiyatlarımın borsacılık usulünden ötürü, yaşayacaklarımızın sıkıntısını an itibariyle satın almaya başladım. Yani taşınmadan önce taşınmış kadar sıkıntı çeker ve yorulur, taşınmayı da daha normal atlatırım gibi düşünüyorum.

Tabi bunun için önce bir ev bulmam şart. Tabi bu yazıyı da sadece hissiyatlarımı kaleme dökmek için yazmıyorum. Her sosyal sorumluluk sahibi okurun yapması gerekeni yapıp, Avrupa Yakası’nda Gayrettepe, Dikilitaş, Fulya civarlarında balkonlu, temiz ve düzgün bir banyoya sahip, helal sütü emmiş bir evin kiralık olduğunu gördüğünüz vakit beni haberdar etmenizi tüm mağduriyetimle ( göz yaşarımı söz konusu bile etmiyorum:P) rica ediyorum. Taşınma sırasında, şu koltuğa da bir el atın diye de ayrı bir dilek yazısı yazmayacağımın sözünü de şimdiden veriyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Benim ev sahibi olmamın işaret fişeği olan değerli çiçeğim açtığı vakit başkalarını ev sahibi yaparken, beni evden etmesi de kaderimin bana oyunu olsa gerek diye düşünüyorum.

  • İşin diğer kötü olan diğer kısmı da, bugüne kadar, mevcut eşyalarımı annemden hileli yöntemlerle saklayabildiysem de bu sefer gerçekleri saklamam pek mümkün olmayacak. İşte o zaman annem, bunları niye tutuyorsun ver başkaları giysin diye başlayacak, sonra bu kadar eşyan var hala bir şeyler alıyorsun, bir daha bir şey alman yasak diyecek, bana yaptığı güzelim cicilere de, bir daha yapmayacağım diyerek ambargo koyacak.
  • Tabi dünkü asabiyetimle, vay anasını be bazı insanlar ne şanslı; ya kocadan ya babadan illa bir ev sahibesi oluyor diye de söylenmişliğim var. Ben de o şans sahibesi olsaydım, bizim gibileri düşünüp, ah vah etmezdim aslında ama yine de düzene isyanım, müslüm babacı olasım var bilesiniz..
ps. başlık şarkısı Mor ve Ötesi- Son Deneme

3 yorum:

varol döken dedi ki...

1- anneciğin kıyafetlerden önce artık bir ev al kızım, böyle ömür mü geçer bir orada bir burada, bugüne kadar verdiğin kiralarla apartman dikerdin diye sızlanacaktır...
2- hazır böyle bir çark buyurmuş hayat, kırsanıza çemberi, boşverin fulya dikilitaş'ı, sizi beyoğlu'na alalım galata'ya alalım, olmadı moda'ya aldırın... moda'da özellikle çok güzel sessiz sakin evler var...
3- tedbil-i mekanda ferahlık vardır cümlesi bile insanın içini ferahlatıyor be...

http://www.sahibinden.com/ilan/emlak-konut-kiralik-daire-robinson-dan-cihangirde-super-terasli-cati-28882051/detay

Fery... dedi ki...

10 yıllık İstanbul yaşantısında 6. evinde oturan bir insan olarak taşınma konusunda çok yetenekliyim ev bulun taşınma kısmında Nuray'la biz geliriz :))

belki de tam da istediğin gibi balkonlu bir evin habercisi bu günler :)

hee bir de Varol'u dinleyip Moda'dan ev tutarsan ve o ev deniz görürse her gün sende olurum bilesin :))

Bugünü Moda'da geçiren bir insan olarak kaç eve bakıp iç geçirdim sayısın bilmiyorum :((

Var var ilahi adalet var bir gün benim de olcak biliyorum kibrit mibrit olcak :)

malumafatrus dedi ki...

geçen seferki taşınmamız nry ve annem sayesinde olduğundan zaten desteksiz bizden bir halt olmayacağını belirtmek istiyorum:)

bu arada anadolu yakasında yaşayacaksam, öncelikli tercihim her daim anadoluhisarı. Tabi onun için önce bir araba kullanmayı öğrenmem, araba sahibi olmam lazım falan ve filan...Ben açıkçası anadolu yakasının sahil şeridini sevmeyenlerdenim diyeceğim, sen de bana "sen ne anlarsın pehh" diyeceksin fericim biliyorum ama Allah'ın bildiğini kuldan esirgeyecek değilim:)