17 Ağustos 2010 Salı

"artık en sevdiğim şey, orta yaş bunalımı"


Aşağıda yer alan yazısı, Ayça Şen'in en hissiyatlı yazısı değil, ama sanırım en duygulandığım ilk 3 yazısından beri. O yaşlı amca, minik bebek hali şu duygu dolu olduğum günde derinden etkiledi beni.

Bir de tabi, tam da yaş günümde, "hayat insanı yaşadıkça pisleştiriyor" kısmı bu bünyeye biraz fazla geldi. Yaş almak da, böyle hissiyatlı bir şey olup çıkmak demek galiba sayın okur.

An itibariyle sıfır doğum günü hevesi, bolca iş ve insan asabiyetim olduğundan, yeni yaş dileği olarak doğum gününde personelini çalıştırmayan iş aradığımı ve bu sebeple de tüm transfer tekliflerine de açık olduğumu belirtir, yeni yaşımın vatana millete ve dış temsilciliklere hayırlı olmasını dilerim.


Nem insanın kendine yapışanı giymesidir, bu da demektir ki, önümüzdeki günlerde Meteoroloji’nin verdiği müjdeyle çok daha yapışıklı kıyafetlerle hayat podyumunda boy göstereceğiz. Bu son derece gotik benzetmemizden hemen sonra serinleme yollarına bir başvuralım:Öncelikle beden değil ruh önemlidir diyerek ruhsal ferahlamadan yola çıkılmalı kanaatindeyim.

Sıcakların da verdiği çıldırmışlıkla sinir olduklarınıza içinizi dökmenin tam vaktidir. Hayat insanı yaşadıkça pisleştiriyor sayın okur. Kirletiyor, içinizdeki önemli değerleri nasırlaştırıyor, zamanla genel değersizlikler içinize işliyor ve kendinizi, değerlerinizle klişeleşmiş hissediyorsunuz. Biraz önce Memo kulak enfekiyonu olduğu için eczaneye girdim. Kafamda binlerce tilki dönüyor, sıcağın da etkisiyle kime saldırsam diye düşünüyordum. Çünkü sırf kavga etmek için mesela bankaya giden pek çok insan biliyoruz.

Eczanede kucağına kanguruyla bebeğini asmış genç bir anne, oldukça yaşlı, hatta yaşlılıktan kulakları büyümüş bir ihtiyar, bir de ‘eczanem kalabalıklaşıyor’ diye içinden coşkunlaşan eczacı kadın vardı.İçerideki müşteri kendi arasında bir arkadaşlık kurunca esnaf keyiflenir, orası ufak bir kulüp havasına büründü diye pek bir memnun olur ya, eskiden mesela bu arkadaşlık ortamında geride kalır, esnafın keyfine de, günün o saatinde birbirlerini tanımadıkları halde sohbet edip barışçıl mesajlar verenlere de gıcık kapardım.

Fakat eczanedeki yaşlı adam o kadar mecalsiz haliyle bebeği öyle güzel sözlerle seviyor, bebek de ona derin bakışlarla öyle güzel gülümsüyordu ki, ortamdaki bu sevgi seline fazla direnemedim, ben de gülümsemeye başladım.Yaşlı adam çok yumuşak ve halsiz bir sesle ve kimseye yaranmaya çalışmadan bebeğe “Sen çok iyi bir bebeksin, inşallah benim yaşıma gel, çok güzel bir hayat yaşa, etrafındaki herkes iyi insanlar olsun” deyip bebeğin parmağını tutuyordu.Adamın gözlerindeki ışıltı ve bebekle kurdukları temas o kadar hassastı ki, içimde her şeye bir puştluk bulan o terbiyesiz insan bile bir an durup sevinçle karışık bir hüzün yaşadı. Anne ve bebek eczaneden çıktıklarında ihtiyar bana dönüp “Bebekleri nedense çok seviyorum. Oysa eskiden bana hiçbir şey ifade etmezlerdi” dedi.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Ayça Şen'in kocasının da kim olduğunu hala öğrenemememiş olmam benim magazin başarısızlığım olarak, tarihin tozlu sayfalarında yerini bulsun.
ps. Başlık şarkısı en güzel orta yaş şarkısı olan Malt- Önemsiz

8 yorum:

varol döken dedi ki...

coca-cola reklamı bu be:)

varol döken dedi ki...

sahne mis gibi olmuş kalsın...

kutlamalara da güneyyarımkürede devam edeceğiz hiç merak etme sen:)

Aslı dedi ki...

:)) Az önce yazdığım yazıda bahsettiğim kadın ve okuduğum yazı buydu. Komik oldu aniden sende görünce :)

malumafatrus dedi ki...

Demek ki Ayça, bir şekilde herkesin hayatına dokunuyor. Ayça, tanımlanamayan komik kadındır benim nezdimde. Bu yüzden onun gibi yazmak değil, onu anlayabilmek önemli diye şaçma bir aforizma yapmak isterim. Anlayabilir miyiz bak bundan şüpheliyim.

Ayrıca şahsen ben senin yazılarınla gayet eğleniyorum, o yüzden sefil bankacı kısımlarını falan da hiç kabul etmiyorum belirtmek isterim...

tuba dedi ki...

Ayça evli değil.. benim bildiğim.. çocuğunun babası Ümit Kürüz diye biri, ama evlenmediler.

hatta ayrılmış bile olabilirler bunu atmış olabilirim.

tuba

malumafatrus dedi ki...

Haklısın Tuba, Ayça, Memo'nun babası ile evlenmedi ve sonrasında da boşanmadan ayrıldı.

Ama kendisi twitter'da yaptığı basın açıklamasına göre, Şubat ayında evlendi ve kocasının adı da Tony. Bendenizin tüm bilgisi bu..

Aslı dedi ki...

Gerçekliği nedeniyle herkes bir şeyler buluyor sanırım kendinden. Hepimiz insanız neticede :)) Bana sefil bankacı demediğin için teşekkür ederim :)

Fery... dedi ki...

ne güzel dileklerde bulunmuş amca ya gözlerim doldu :)