12 Temmuz 2010 Pazartesi

"Ne kaldı o zaman geriye?"


Tatil yolunda bir derbederin halleri...

Burun kıvırdığım tüm özelliklerin gün gelip beni bulacağını kabulleneli çok oldu. Ama işte insan yinede bazı şeyleri konduramıyor kendine. Ben misal şu vakitten sonra kararsız olmayı pek gururuma yediremesem de, bildiğiniz kararsız oldum sayın okur.

Kısa süreli tecrüme dayanarak söyleyebilirim ki, ne yapacağıma karar vermek inanın hiç bu kadar zor olmamıştı. Yeni nesil kararsızlığımla tatil planları kurmakta bu sebeple çifte kavrulmuş lokum kıvamını aldı. Zaten kısa olan yaz ayları, yağmur çamur ve ramazan münasebetiyle iyice kısalınca sezonda tatile gitmek için hatrı sayılır bir servet sahibi olmak birinci, kararlı olmakta ikinci şart olduğundan tatil yapmak da paha biçilmez bir hal alıyor.

Anlayacağınız tatile gitmek için koca sene çalışmak yetmezmiş gibi bir de fikir teatrisi yaptık. Hali hazırda %74'ü hazır bir planımız var ama hava, bilumum şansızlıklar, falan filanlar derken hala içimde bir şüphe var. Ama bu aralar iyi düşün, iyi olsun felsefesine can simidi ile sarıldığımdan, bu kararsızlıkların sonunun tereyağlı ballı ekmek olacağına inancım tam. Havanın yağması ihtimalini zaten benimsedim, ona süpriz veya şansızlık gözüyle falan bakmıyorum. Bunun dışında da tek dileğim huzur ve dinlenme.Bundan fazlasına Şam'dan gelen kayısı muamelesi yapabiliriz herhalde.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Bu maceralarından sonra tatile giden 4 kişilik ailelere ülkenin zengin tabakası gözüyle bakmaya başladım.
  • Bence herkesin tatil harcaması, yıllık gelirinin belirli bir yüzdesi olarak sabitlenmeli. Yani yılda 25K kazanan bir insan 5K'yı tatile harcamamalı. Hem senenin başında tatil için harcanacak para belli olursa, yılın başından itibaren o para bir yere ayrılır ve böylelikle tatil sonrası manevi çöküşün yanına bir de maddi çöküş yaşanmaz.
ps. Başlık şarkısı Müslüm Gürses- Döndür Yolumdan

1 yorum:

Fery... dedi ki...

tatil sonrası manevi çöküş tam anlamıyla gerçek dünya ile yüzleşip işe gelmek çalışmaktır :(