11 Temmuz 2010 Pazar

" kuruşluk ruh kirlenmiş, bana mı sordun düşerken?"


Evlilik meraklısı bir düzen sevdalısı değilim. Bunun içindir ki, birilerine "ne zaman evleniyorsun" sorusunu da sormaktan sakınırım; bana sorulmasından da hoşlanmam. Tabi fikri hür, vicdani hürlüğümün de bir sınırı olduğu için çocuk sahibi olup hala evlenmeyi tercih etmeyenlere ise uzaktan uzağa gıcık olurum.

Aynı evde yaşamak ve üstüne üstlük, çocuk büyütmek gibi deli cesareti bir işe girişen insanların, hala bir imzadan korkması tuhaf gelir bana. Ömür boyu bir çocuğun velisi olabilirim ama ömür boyu aynı adamın karısı veyahut aynı kadının kocası olamamcıları düz mantığımdan ötürü şimdilik anlayamıyorum. Gün gelir anlar, hak veririm orası belli olmaz.

Ama bildiğiniz üzere içimde yaşımın takriben 2 katı olan başka bir ben var ve o ben kesinlikle bir ahlak bekçisi. Ve o ahlak bekçisi tam da bir anane veyahut dede gibi hissiyatlarla, bu televizyonlar gazeteler yozlaştırıyor toplumu diye düşünmeye başladı.

Defne Samyeli Eren Talu travmasından sonra, Ayşe Arman'ın geçen haftaki Yılmaz Vural röportajı ile bu haftaki Şirin Payzı'nın Deniz Akkaya röportajı da bu noktadaki hissiyatlarımı güçlendirmeme vesile oldu.

Bunlar zaten oluyordu, şimdi dillenmesi mi sorun derseniz cevabım evet olacaktır. Yani eskiden ayıp sayılan, gizli saklı yapılan şeylerin şimdi böyle alen beyan yaşanması kanıksanmışlığı da beraberinde getirdiğinden, bu durumda evli bir adamın sevgilisinden çocuk beklemesi de gururla söylenecek bir haber haline geliyor. Veya 7 aylık bebeğinin hala bir nüfus cüzdanı olmayan anne ise, çocuğunun o çok önemli Amerikan Pasaportunda babasının soyadını taşıması ile teselli bulabiliyor.

Bir yanım güzel günler göreceğiz, güneşli günler demek isterken, içimdeki yaşlı ben başımıza taş yağacak hissiyatlarında... Sonumuz hayır olsun diyor, rutin ahlak bekçiliği yazımızı da bu vesileyle sona erdiriyoruz...

Tüm haksız yere aldığım günahlar için tövbe tövbe estağfurullah...

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Deniz Akkaya röportajından anladığım şey kadınların büyük bir çoğunluğu başına gelen kötü şeyleri aşk adı altında kabullenip, düzelir diye sabırla bekliyorlar.Siz siz olun yaşadığınız acıları aşk süzgecinden geçirip, tekrar bir değerlendirin.
  • Ne iş yaptığı belirsizlerden Hakan Ural'ın aile dramı röportajını ise zaman sıkıntısı, uyku bastırması nedeniyle irdeleyemiyeceğim. Ben "yok birbirlerinden farkı diyeyim", siz anlayın.
ps.1. Bilmeyenler için Efe Önbilgin Cnnturk eski yöneticisi, yeni TNT yöneticisi

ps.2. Başlık şarkısı Erdem Yener- Sert

4 yorum:

varol döken dedi ki...

deniz akkaya röportajındaki eksik ahlakı göremedim ben...

hatta biz buna üst düzey ahlak diyoruz, biz dediğim ben ve arkadaşım friedrich (nietzsche diye de bilinir:)

malumafatrus dedi ki...

deniz akkaya röportajında aslında ahlaka hiç yer yok Varol:)

farawaysoclose dedi ki...

Hakan Ural sonradan ünlü bir halıcı ailenin (merinos değil de, neydi ya..) gencecik kızıyla evlenmemiş miydi?! o noldu acep.

malumafatrus dedi ki...

kendisi halen ezgi hanım ile evli ve Mashattan'da ( sanayi sitesinin içine konan gökdelen diyelim) 2+1 dairede de yaşamaktalarmış.