22 Temmuz 2010 Perşembe

"güneşi yolladık bütün renklerle, oyuncağıyız artık alışkanlıkların"


Pek muhterem okur; başıma gelecekleri bile bile bendeniz lümpenlik yapmaya uzaklara gidiyorum.

Yol psikolojisinden ve otellerden nefret etsem de, her faninin yılda bir kere kumdan kaleler yapması gerektiğine inandığım için yollara düşüyorum. (Allah uçağımı düşürmesin o ayrı)

Beni az çok tanıdıysanız, kısmetse bilumum kiritiklerle dolu yazılar yazacağımı tahmin edersiniz. Ama hazır Ayça alasını yazıp, olayı özetlemişken, ben de borsacı hissiyatımla yaşamadığım hissiyatı satın almayı sevdiğimden, tatil vizyon misyonuna ilişkin bu yazıyı kopyalamazsam olmazdı.



Sevgili kinestetik okur, son zamanlarda aşırı telepatik zamanlar geçiriyorum ama detaylara girmeyeceğim. Öncelikle doğum günümde bu yazıyı yazmaktan şeref duyduğumu belirtmek isterim. Neden şeref duyduğumu bilmiyorum ama her vesileden şeref çıkaran insanlara son zamanlarda nedenini bilmediğim bir sempati duymaya başladığım için olabilir. Mesela bu ‘olabilir’ sözünü de çok seviyorum. Belirsizliğin her zaman tehlike arzetmesi insanı diri kılıyor.

Şu anda ismini ilk kez geldiğimde duyduğum Siros adasındayız. Şimdiye kadar en çok bu adayı beğendim. Sanki Özal eli değmemiş 70’lerdeki Türkiye gibi. Hatta 70’lerde Tarabya’dan, Maltepe’den, Caddebostan’dan denize girip mayoyla eve giden annelerimiz ve taşlardan denize atlayıp bütün gün plajda pinekleyeceğinden emin olduğumuz ailemizin güvencesindeki biz, o zamanın çocuklarının çağı gibi. Ne kadar özlemişim o zamanları. Artık her şeyin hırs, kazanma ve para olduğu şu zamanlardan sonra böyle bir yere gelip son derece ucuz fiyat, güzeryüzlü insanlar ve bembeyaz masa örtülerini, yüksek tavanlı ve mis gibi çarşafları olan otelleri görünce bir an için durup ağlayasım geldi.

Çünkü tatildeyken diyorum içimde bir sıkıntı var ama nedir nedir diye, şu anda buldum ki, sizi meta olarak görüyor turistik yerler. Kendi memleketin de dahil olmak üzere, her yaz üç ay boyunca ne olursa kaktırılacak bir meta, üç ay boyunca insan değil, para verecek bir eşek gibi görüyorlar sizi. Bu yüzden çarşaflar kirli, yemekler göstermelik, pis ve aşırı pahalı, sense sadece onlara para vermekle görevli hayvanın tekisin. Başka da bir şey değilsin. Çünkü onlar turiste doymuş, çünkü onlar yaz dendiğinde sadece sezonda kazanabilmeleriyle yaptıklarını haklılaştıran hep mağdur durumdaki zavallı turizmciler. Kriz olup sezon boş geçiyorsa da haklılar, sezon dolu ve müesseseleri doluyorsa da haklılar. Nasıl iş anlamıyorum. Birinde iş olmadığı için, diğerinde iş olup başlarını kaşıyacak vakitleri olmadığı için hep mazlumlar. Neden bu işi yaptıklarını sorarsan cevap bütün memleketlerde aynı: Ekmek parası. E neden okkalı pasta parası alıyorsun diye sorarsan da cevap hazır: Sadece sezonda kazanabiliyoruz. Temiz yerler de bulabilirsin elbette ama onlara da geceliği en az 300 lira vermeyi göze alacaksın. Temizliği, lezzeti ve sıhhiliği ancak parayla alabilirsin. Tabii eğer varsa.Bu şartlar altında ben de tatil yapmam arkadaş.

Zaten tatil kadar insanı katil edecek başka bir yorgunluk da yok.Yazlıklarsa bir başka mevzu. Yazlığın varsa ayrı dert, yoksa ve misafir olacaksan ayrı.

Ben size diyeyim: Tatil son derece lümpen bir iş. Tatile çıkacağınıza evinizde oturun insan gibi.

ps. başlık şarkısı Bozburun- Bülent Ortaçgil

7 yorum:

varol döken dedi ki...

adanın yerini mi değiştirsem:)

Fery... dedi ki...

yüzde 4568998748987 katılıyorum Ayça Şen'e... yatmaya para harcamayalım gezmeye yemeye para harcayalım diye kaldığımız pansiyonun bende bıraktığı his kelimelerle tarif edilemez bana aldırdığı karar ise önümüzdeki sene ise otellerin en 5 yıldızlısından birinde ya da en hijyenik butik otelde kalıyor olacağım, and içerim :))

varol döken dedi ki...

bodrum'dan pansiyonsa öyledir, daha küçük yerlerde pansiyonlar güzeldir...

malumafatrus dedi ki...

bence konu otel veya pansiyon değil, olay bulunduğunuz mekanın, kaldığınız işletmenin turizm anlayışı ve vizyonu.

ben insandan tatil vakti daha da nefret ettiğim için, ne kadar küçük o kadar güzel diye düşünüyorum. Ama pansiyonların da ufak tefek hesaplarından bayıyorum falan filan...

bu tatil işi çok zor...

ada alıp kendi kendime, sevdiklerimle tatil yapmam pek yakındır...

Fery... dedi ki...

sen insan sevmezsin ki o adaya kimi götüreceksin :P

varol döken dedi ki...

kara duman koyar bir tane olmadı en fazla:)

Fery... dedi ki...

sonu benzemesin :P