31 Temmuz 2010 Cumartesi

"ben, en güzel yeri hatırana saklarım"


Tatil görgüsüzlüğü vol.2;

Gördüklerime dayanarak söylüyorum, bu ülkenin hala turizmden ekmek yiyor olması beni gerçekten şaşırtıyor sayın okur. Deniz, kum güneş şahane de, bu algı ve hizmet olayı nasıl çözülür inanın bilemiyorum.

Ve müsadenizle tatil hallerimin ırkçılık kokan halleriyle başlamak istiyorum.
  • Ben gurbetçi sevmiyorum sayın okur...Yani yurt dışında yaşayan herkes benim için gurbetçi değil tabi. Ama hani fenotipine, hallerine tavırlarına yansımış bazı gurbetçiler vardır ya, işte onlardan köşe bucak kaçıyorum.
  • Kaldı ki turist de sevmiyorum ki insan sevmeyen bir bünye için gayet tutarlı bir tavır bu.
  • Açıkçası yabancılara tahsis edilmiş bazı tatil yörelerini görünce hafiften milliyetçilikte yapıp, ulen bu ülkede yaşayan çoğu insan tatil denilen şeyi magazin programında görürken, bu adamların oralarda kendi vatanı gibi rahat etmeleri de adalet mi dediğim de oldu, itiraf ediyorum.

Kıssadan hisse, en güzel tatil bana göre insansız tatil...İnsan olunca zaten dağılmaya müsait dikkatim daha çok etrafa dağılıyor ve bakın neler oluyor.

  • Marmaris Bodrum yolculuğu sırasında seyahat etmek zorunda kaldığımız aile beni acayip şaşkınlıklara uğratıyor. Dr. Bilalin şapkalısı olan baba, sesi bir kere bile çıkmayan anneye karşılık tüm otobüs adına konuşan çok bilmiş ve bir o kadar itici ( aynı ben) 8-9 yaşlarında saf kız çocuğu. Babanın kızını övmeleri, her şeye yorum yapmaları bittikten sonra sahneye kızı çıkıyor ve 3.5 saat herkesi tükettikten sonra şu lafı ile beni benden alıyor;" ne çabuk geldik, daha 1 saat geçti gibi geldi bana"bendeki 3.5 saatin 35 saatlik etkisini çok şükür şu an tebessümle anabiliyorum.
  • Aynı otobüste tek başına yolculuk yapan 10 yaşlarında bir çocuk sık aralıklarla kaptanın yanına gidip, kulağına bir şey söylüyor ve bizde bu sebeple iki kere mola veriyoruz. İnsanlık hali, çocuğun çişi gelmiştir falan diyoruz ama yolun sonunda kendisine sorduğumuzda, otobüsü durdurma nedeninin prostat olma ihtimali olduğunu öğreniyoruz. OKulda çişiniz gelince hemen yapın yoksa hasta olursunuz diyen öğretmenine de ayrıca şapka çıkartıyoruz.
  • Başka bir gün şezlongta yanı başımıza yolu dülen 14'lük ergenler, bikini fotoğraflarını anında facebook'ta paylaşıyorlar ve yarım saat sonrada o fotoğrafı kimler beğenmiş naklen yayın yaparak bizlerle paylaşıyorlar. Bu değerli grubun değerli üyelerinden bir kızın, facebook'ta beğendiği bir çocuğun fotoğrafını beğendiğini sonra onun da kendisinin bir fotoğrafını beğendiğini, dün akşam da çocuktan msj geldiğini ama telefonunun çocukta olmadığını bu sebeple çok şaşırdığını kocaman gözlüklerimin arkasından duyuyorum.
  • Başka bir sabah kahvaltıda ise, çocuk doğurmanın nek adar büyük bir karar olduğunu tekrar farkediyorum. İki arkadaş ailenin çocuklarının bir sandalye yüzünden nasıl restleştiğini, iki ailenin de çocuklarının kişiliklerine müdahele etmemek için sonsuz bir sabır göstererek kollarından tutup, gel buraya demediklerini, otorite denilen şeyin kurulmasının zorluğunu bilahere görüyorum.
  • Okuduğum şahane kitap Korkma ben varım'da; intihardan sonra en ciddi karar çocuk sahibi olmaktır diyor ki ( aslında onu kitabın yazarı Murat menteş değil de başkası söylemiş olmalıydı da, şimdi üşenip kitaba bakamıyorum) ben de gözlemlerimle tek çocuk sahibi olmanın 2 çocuk sahibi olmaktan daha da zor olduğunu düşünüyorum.
  • Turizm sektörüne burun kıvırmakla beraber, bu sıcaklarda çalışmanın gerçekten sabır gerektirdiğini ve ekmeğin artık aslanın midesinden de öteye gittiğini düşünüyorum. Ayrıca para sahibi olmanın insanın her şeye sahip olma egosunu da harekete geçirdiğini görüyorum.

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Bu senede geçen seneki gibi Xuma Beach, gönlümün; Marina Yacht Club'un (beni Sicilya topraklarına gömün )şahane yemekleri ise midemin sultanı oldular.
  • İstanbul'u saran kahve salgını Bodrum'da da baş göstermiş ve Kahve Dünyası Marina'da şahane bir yer kaparak, hedefi bence 12'den vurmuşlar.
  • Güzide memleketimde yüzmek, bronzlaşmaktan pişen bünyelerin duş alması için yapılan bir faaliyetten başka bir şey değil bence. Aksi olsaydı 3 tarafı denizlerle çevrili bu ülke, deniz sporlarında az biraz başarılı olurdu. ( malumafatrus phellps suyun dibinden bildiriyor)
  • Geçen seneki gibi bu senede xuma'da her istediğimizi şıp diye yapan süpersonik garson ile otelimizde görevli ve aynı zamanda yıldız teknik öğrencisi olduğunu öğrendiğim garsona gönlümün yıldızlı pekiyilerini temsilen verdim.
  • Survivor İhsan'ı görüp dikizlemiş bir insan olarak söylüyorum, çocuklar adada bir deri ve bir kemik kalmışlar. Ben gördüğümde adadan Merve ve arkadaşları eşlik ediyordu kendisine ki, aralarındaki münasebetin arkadaşlık mı başka bir şey mi olduğuna pek karar veremedim.
  • An itibariyle iskeledeki şezlongları, hadi kalkın gidin daha akşam için hazırlık yapıcaz minvalinde sert!! bir şekilde kaldıran görevlilerden ötürü tatil görgüsüzlüğümün ikinci kısmını da burada sonlandırıyorum.

Daha da fenası yarın itibariyle tatilimi de sonlandırıyorum ki, işte onun depresyonu destan da yazdırabilir bana...

Ne diyeyim sona geldik birlikte başladığımızın...

ühü ve ühü...

ps. başlık şarkısı Tarkan ve Kayıp

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Çocuk sahibi olmaya karar vermek zor, çocukla tatile gitmek daha da zordur herhalde :P