1 Haziran 2010 Salı

"yüzüme dokunsan hissetsek birer birer"


Malumafatrus 3 teker üzerinden bildiriyor;

Malumunuz 4 tekerli sektörde olsam da, araba kullanma hadisesine epey mesafeli yaklaşmaktayım. Aslında bazen yok ben bu işi bir halledeyim desem de, hesap kitap rasyonellizm, kapitalizm e bir de globalizm derken vazgeçiyorum ( Çin’in hepsi araba kullansa ne olur bu dünyanın hali?, Amerika azıcık daha küçük motorlu taşıtlar kullansa çevre kirliliği yarı yarıya düşerdi ıvır zıvır)

Anlayacağınız, taksicilerle uzlaşma zemini sağlayamasam da genel ulaşımımı taksi ve metro ile sağlamaktayım.

Şimdi buna kısmi olarak da başka bir araç daha katıldı ki, bendeniz her zamanki gibi konuk oyuncu kadrosundan yerimi alıyorum. Fuhrerschein’ın geçen sene daldığı motosiklet hadisesine bu sene ben de ufaktan ufaka dahil oluyorum ki, iş bu yazı da o süreçte yaşadığım ödleklikleri ve gözlemleri kaleme almak için yazılmaktadır.

Bildiğiniz üzere korkunun ecele faydası yok sayın okur. Şahsen ben, ödlekliğimi yolda gördüğüm diğer motosikletlilerle bakıp onlara bir şey olmuyorsa bize de olmuyordur teorisi ile kandırmaya çalıştım ve sanırım da başarılı oldum. Tabi araba kullanmaya da aşina bir insan olmadığından, o araç buradan nasıl geçer, ayy iki arabanın arasından geçerken ya birine çarparsak, ya kocaman bir araba dan diye önümüze çıkarsa gibi bilumum konuyla da kendimi bir güzel yordum. Hiç alışık olmadığım bir şekilde bolca da dikiz aynasından nereden kim geliyor ne yapıyoru takip ettim. (manevi co pilot)

Konuda gayet acemi olduğumdan üstüme de bir şey almadığım ve fuhrerschein bana mont falan da vermediğinden (kendisinin canı daha kıymetli olsa gerek:P)rüzgarı teninde hissettmek nasıl bir şeymiş gayet iyi anladım. Çok şükür hava o gün çok sıcaktı, aksi durumda o kadar rüzgar sonrasında grip sebebiyle aradığınız yazarcıya şu an ulaşılamaz olurdu.

Korkmaktan alışmaya geçtiğim noktalarda ise, milleti yakından incelemenin çok da keyifli bir şey olduğunu farkettim. Özellikle kafelerin içinden geçerken falan tuhaf bir şekilde tüm mekana hakim oluyorum ki, aslında tam benlik olay. Arabaların içi de ayrı bir eğlence konusu tabi. Ama genelde söz konusu motosiklet olunca ve bu motosiklet 3 tekerli olunca, sizin millete bakmanızdan ziyade, milletin size bakması normal bir süreç halini alıyor.

Eğer ödlekliğim zamanla azalırsa (ki alışma yeteneğime güveniyorum) bu işin keyif kısmıyla da tanışmak isterim ki, o zamana kadar drive responsibly muhterem okur...

Benim anlamadığım;

  • Bu motosikletlerle insanlar o kadar uzun yolu nasıl yapıyor? Yorgun ve bitap düşmüyorlar mı?
  • Kim demiş motosiklet kullanmak karizmatik bir hadise diye? Bu işin neresi karizmatik, kasktan çıkan saçlar mı, kolluk mu , dizlik mi, yoksa hiçbir şey takmayarak alınan risk mi?
  • Hangi aklı evvel insan, aslında arabadan daha tehlikeli değil diyerek motor sevdasını rasyonelleştirmeye çalışır?
  • 2 Kere aradığında telefona cevap vermedim diye, hatrı sayılır teoriler üreten annem nasıl oluyor da motor macerasına gayet cool yaklaşıyor?
  • Modelini bilmediğim ama popoyu dışarı çıkartma suretiyle yatay ve özellikle de gürültülü bir şekilde kullanılan motorlara ikinci bir kişi nasıl yer alıyor?
  • Kask takmaksızın motor kullanmak cahil cesareti olmuyorsa ne oluyor?
ps. başlık şarkısı Sevgili Öyküler- Feridun Düzağaç

6 yorum:

varol döken dedi ki...

motosiklet uzun yolda çok yorgun ve bitap düşürür, dünyanın en rahat motosikleti bile olsa aralıksız 4 saat kullanan herkesin elleri titrer, gözü seyirir, kıçı acayip ağrır belli bir süre... ama o aynı sürede verdiği duygu o kadar inanılmaz o kadar evrenle bütünleşik bir duygudur ki yine çıkarsınız yola biraz dinlendikten sonra...

kask kadar önemli şeyler var motorda mesela iyi bir eldiven çok önemlidir, çünkü düşme pozisyonunuzu iyi alır ve iyi bir eldiven kullanırsanız birçok korumanın yapamayacağı bir pozisyon alabilirsiniz... ayrıca göstermelik takılan birçok kask hiçbir işe yaramaz, kaskın full koruma olması ve açıkçası en az 300 tl den başlaması lazım bir işe yaraması için... bugün felipe massa yaşıyorsa kask teknolojisi sayesinde... ama kask kadar illa bellik de derim ben...

3 tekerli motorun amacı denge ama motosikteli tehlikeli kılan her zaman diğer araçlardır... kolay kolay iki motosiktlet birbirine çarptı yazısı okumazsınız herhalde...

araba da motosiklet kadar tehlikeli motosiklet sahiplerinin attığı bir sevgi yalanıdır... motosiklet dikkatli kullanılmadıkça her zaman %100 kaza riski taşır ve her kazası mutlak yaralanma ile sonuçlanır...

motosiklet özgürlükse ben artık köleyim zira satmak zorunda kaldım motorumu:(

varol döken dedi ki...

ısrarla motosiklet yazmamdan anlamışsındır diye umuyorum kelimenin doğrusunu:)

malumafatrus dedi ki...

bu hadise motoru olan bisiklet değil mi, r'yi ortadan kaldırmak ısrarı niye anlamasam da, büyük düşünür tdk da sana katıldığından düzelttim.

Ayrıca eldivenim yok ama kaskım pahalısından olduğu için iyidir diye düşünmekteyim

malumafatrus dedi ki...

peki bu hadise bu kadar yorucu bir şeyse, benim her bandırma seferimde koca bir motosiklet grubu neden uzun yollara gidiyor, yani nasıl gidebiliyorlar?

Fery... dedi ki...

boğaz köprüsünü motosikletle geçmiş o rüzgarın tadına varmış bir insan olarak hala ve hala tepkiliyim çok tepkiliyim hem de ne kırar bunu bilmiyorum ama 28.06.2006 da kaybettiğim arkadaşım ve ardında bıraktıklarını düşündükçe sanırım hiçbir şey kırmayacak tepkimi :( kullanıyorsanız da ne diyeyim n'olur n'olur çok çok çok dikkat edin kaportanın kendiniz olduğu bir araç :(

varol döken dedi ki...

iki sorunun da cevabını vermişim zaten içim müsterih...