7 Haziran 2010 Pazartesi

"tek heceye mecalsiz sırılsıklam"


  • Avrupa coğrafyam pek iyi olmasa da iklim merdiyen ıvır zıvır işlerini iyi bilirim. Aslında eskiden iyi bilirdim de şimdide o iyi zamanların kaymağını yemekteyim. Ve bu derin coğrafya bilgilerime dayanarak söylüyorum, yaz ayında bu kadar yağmuru gören İstanbul artık Karadeniz bölgesinin bir şehridir. Bu durumda kitaplarda yer alan Karadeniz'in geçim kaynağı, sosyolojiik yapısı ıvırı zıvır bilglilerinin de biran evvel güncellenmesi gerektiğini ilgililere duyururum.
  • Gelen yaz ayı ile beraber ortaya çıkan dövmeler bu konuda derin düşüncelere dalmama vesile oluyor. Öncelikle dövme yapma yetisinin nasıl elde edildiğini merak ediyorum. Sektöre uzak olduğumdan dövmeci olmak için bir şekil şart gerekmiyordur diye de bir fikriyatım var. Bununla beraber başka bir fikriyatım; dövme yaptırmanın da belli şekil şartlara tabi olması yönünde. Yani dövme yaptırmakla amaç, vücudunuzu kendinize göre farklılaştırmaksa, herkesin Angelina Jolie misali barkodlara veya Ayşe Arman'ın hayatımıza kattığı rehberci çocuğun kuşlarına sahip olması fazlasıyla ironik değil mi? Bu sebeple, ben diyorum ki dövme yaptırmak isteyen, istediği modeli de kendi çizmeli. Yani ben bir dövmeciye gittiğimde melek kanadı istediğimde, " hanımefendi dünyanın % 13'ünde aynı motif var, bu sebeple size bu modeli uygulamayız" demesi lazım. Deniz Akkaya burnu misali estetikçilere giden yurdum insanı, en azından kendi vücudu söz konusu olunca özerk davranmayı öğrensin.
  • Bilumum kusurlarına rağmen gönlüne göre giyinen eden insanlara saygı duyarım. Bu saygıyı duymamdaki en büyük sebep, türlü kompleksimden ötürü asla onlardan biri (asla asla deme) olamayacağımı düşünmemdir (bir nevi imrenme hali). Ama fakat ve lakin kendini her şekilde sevmenin de bir sınırı olması gerektiğini düşünmekteyim. Bu sebeple Saba Tümer'in o göğüslerle dekolte giymekteki ısrarını, selülitlerine rağmen spor salonunda şartmış gibi kısacık şort giymesini, Ayşegül Aldinç'in 20 yıl önceki seksapelitesini hala koruyacağım diye günlük halinde bile göğüslerini sergilemekten vazgeçmemesini anlayamıyorum. İlla anlamam da gerekiyor mu ondan da pek emin olamıyorum.
  • Uzunca bir aradan sonra geçen Cumartesi Nip/Tuck'ı izledim ve o kadar aykırı bir senaryonun bunca yıl devam ettirilme ısrarının ne kadar büyük bir hata olduğunu anladım. Sonra daha 1. sezondan saçmalama sınırını yeteri kadar zorlayan diziler varken, Nip/Tuck'a burun kıvırırken haksızlık yaptığımı düşündüm.
  • Kendimi dinleyecek bolca vaktim olsa, benden fevkaladenin fevkinde bir hastalık hastası olurdu ne yazık ki. Zamana da gerek yok, azıcık hastalık belirtisi okusam öbür güne hepsini bünyemde barındırabilirim sanıyorum.
  • Perihan Mağden'in bugün okuduğum röportajının linkini bulabilsem üzerine edecek iki kuple lafım vardı. mesela bu dünyadan biri değilmiş giib duran Perihan Mağden'in bile ben bu ülkenin en iyi üniversitelerinden birinden mezun oldum cümlesini sarfetmesi üzerine derin asabiyet yapabilirdim ama Pazartesi sendromu münasebetiyle an itibariyle satırlarıma son veriyorum ki, sallanan Salı'da daha derin felsefeler yapabileyim.
ps.1. Ezel dediğimiz dizi bildiğimiz Küçük Emrah filmi oldu ya hakkımızda hayırlısı.
ps.2. Başlık şarkısı Birsen Tezer- Sus Pus

9 yorum:

varol döken dedi ki...

ezel var mıydı dün yahu?

varol döken dedi ki...

"Ama fakat ve lakin kendini her şekilde sevmenin de bir sınırı olması gerektiğini düşünmekteyim."

her koşulda bir ön koşulumuz var değil mi...

varol döken dedi ki...

ilk 2 sezon nip/tuck, gerisi teferruat...

kusburnu dedi ki...

bu mu ki? pek öyle bişey demiyor gerçi :) http://yenisafak.com.tr/Roportaj/?i=1210

malumafatrus dedi ki...

bahsi geçen yazımız budur sayın kusburnu;http://www.medyatava.com/haber.asp?id=66713

Fery... dedi ki...

benim de bir blogum vardı galiba di mi ??

malumafatrus dedi ki...

bunu hatırlamana pek sevindim fericim:)

varol döken dedi ki...

sen yokken bütün kibritler yandı...

sana bmw yok fery!

Fery... dedi ki...

okuma işlemini bile haftada bir yapabilen bir insan olarak affınıza sığınıyorum sayın malumafatrus ve sayın döken :) gelcem inşallah insani koşullara döndü yaşamım çok şükür haftasonları da dahil sabahların 4 üne kadar çalışmıyorum artık yuppiiii :)