28 Haziran 2010 Pazartesi

"rüzgar bizi bekler daha fazla vakit kaybetmeyelim"


  • Bilmem geride kalanlar farketti mi, İstanbul ufaktan terk edilmeye başladı sayın okur...Hava muhalefeti sebebiyle İstanbul sınırında kalan bizler ise bu hafta sonu , mazallah tatilcilerin yokluğu hissedilir diye onların yerine de yemek telaşesine düştük. Ve çok şükür bu sefer çatlamadık ama bir sonraki sefere bu kadar şanslı olur muyuz emin olamıyorum.
Gezdiğim, gördüğüm benim olsun yediklerimi anlatmak gerekirse;
  • İstanbul hamburger atlasında sınırlı seçenekleri denemiş biri olarak söylüyorum ki, ne varsa Ankara'nın Big Chef'sinde var. Hamburgerin içine karamalize soğan değil, turşu koyan müessese benim gözümde her daim kazanır ki, çok pişmiş az pişmiş, pişmiş ama ısıralacak boyutta değil dertlerini de iki ekmeğin arasında çözenlerle de uzun süreli bir birlikteliğe yelken açabilirim.
  • Dondurmada böğürtlen, kara dut, çilek gibi meyva konularına hiç girmeyen bir bünye olarak bendeniz bu hafta sonu kara dutlu dondurma gerçeği ile tanıştım. Açıkçası daha önce yemediğim için çok iddialı olamayacağım ama yaşadığım o şahane güzelliğin sebebinin Girandola olduğuna dair de sağlam kanıtlarım var. Belki benim vizyonsuzluğumdur ama dondurma yerken meyva yediğimi hissetme hali bana pek aşina değildir ki, karadut ile bu farkındalığa da vardığımı tüm şımarıklığımla belirtmeliyim.
  • Bir de eski dost çekirdekle bir park sefası yaptık ki, bizim parkın ününü şanını hatırlayanlar bunun ne kadar büyük bir gelişme olduğunu tahmin edecektir. Beyaz Türk anlamında Bebek parkından hiç farkı olmayan güzide parkımız hava muhalefeti sebebiyle sakinleşince balkonsuz garibanlar olarak (herkes kusburnu gibi şanslı değil) fırsattan bir güzel istifade ettik ki, çekirdeğin ayarını da kaçırdığımız için bir güzel dil yarasına sahip olduk.
  • Bu sayede de yazıyı afiyet olsun diyebilecek kıvama getirdik ya kendimi de midesizliğimi de ayrıca tebrik etmek isterim.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Siz İstanbul'lular bilmezsiniz ama Gebze taraflarında bugün öyle bir yağmur yağdı, öyle şimşekler çaktı ki an itibariyle yaz ayında olduğumuzu söylemeye bin şahit gerekirdi.
  • Sonisphere Festivali'ni de sadece Tv'den izleyip, vay anasını ne kalabalık, ne kadar acayip bir tutku dediğimi de ayrıca belirtmeme gerek yoktur sanırım?
ps. başlık şarkısı Yavuz Çetin- Benimle Uçmak İster misin?

1 yorum:

Fery... dedi ki...

çikolata kestan karamel karadut ya da vişne dondurma dediğin bunların bileşkesidir, madodur son zamanlarda hayatımıza giren caddebostan güzeli girandoladır... geç olsun güç olmasındır kara duta hoşgeldindir :)