19 Haziran 2010 Cumartesi

"korkarsam sakince ıslık çalarım"


  • Bu aralar içimde bir hissiyat Oray Eğin'inle iyi arkadaş olabilirdik diyor. Bir yanım onu Tv'de o zorlama aksanıyla ve kötü insan hissiyatlarından dolayı sürekli eleştirse de bazı bazı aynı fikriyatlarda olunca, aynı pencereden bakamadığımıza üzülüyorum. Bu hissiyatlı yazıyı yazmamın iki nedeni var. Biri kendisinin geçenlerde yazdığı Serdar Erener- Nil Karaibrahimgil- Sinan Çetin vs. tayfasının dahil olduğu medya-reklam-iş dünyası açılımıydı ki, ben de süper gıcık olmaktayım bu hadiseye. Yani bir reklamcının nikah şahidinin onun iş yaptığı en büyük şirketin üst düzey yöneticisi olması veya o üst düzey şirketin dahil olduğu grubun organizasyonlarında ön sıralarda yer alması "etik" olarak hoş gelmiyor bana. Fesatlıksa bu anlamsa Oray Eğin kadar fesat olabileceğimi düşünüyorum.
  • Diğer konuda ise onun kadar cesur olmaya çalışıyorum. OE'in dediği gibi "Twitter'da 'unfollow' kişisel bir kırgınlık değildir". Ama yani hassas yurdum insanları ne yazık ki bunu böyle görüyor. Bugüne kadar beni takip edip eden ve sonra ben onu takip etmeyi bıraktığım için beni takip etmeyen biri olmadı sanırım. Sağolsun twitter'ın sizi takip etmeyi haber veren hizmeti gibi sizi takip etmekten emekli olanları da haber verdiği bir hizmeti var.Yani 1.000 takipçisi olan zat-ı muhteremler de bir tıkla "istop" diyebiliyor. Ve bu yüzden " ne absürd konuşmaya başladı abicim, takip edip de asabiyetimi niye bozayım" dediğiniz kişi de, "sen beni takip etmezsen ben seni hiç takip etmem yelloz" moduna hemen giriveriyor.
  • Tabi şöylede bir hadise var, zaten twitter'da takip hadisesi de o beni takip ediyor, ben de onu takip edeyim bari hissiyatından oluşuyor. Bu durumda da mevcut tepki aslında beklenen bir sonuç oluyor. Ben de şahsen tanımadığım biriyse takip etmeden önce , kimseyi kırmamak adına önce biraz gözetlemecilik yapıp sonra takip etmeyi tercih ediyorum. Gerçek hayatta göstermediğim özeni sanal ortamda tanımadığım insanlara gösterdiğimi farkedince de "yemişim twitter'ı" diyor, yoluma bakıyorum.
  • Bu kadar twitter demişken, sadece takip ettiği insanların twit.lerini retweet eden bunun dışında pek de bir diyeceği olmayan insanlardan ise tıpış tıpış kaçtığımı belirtmeliyim.
  • Twitter'ın üvey kardeşi formspring hadisesine ise halen camdan dikizleyici modunda iştirak ediyorum. Kim bana sorsun, ben kime ne soruyim hissiyatım şimdilik içimdeki baskın hissiyat olduğundan da camdan sokağa geçiş yapmayı düşünmüyorum.
  • Ama bugün Vınn'ımın suyunu çıkartmak için Cüneyt Özdemir'in cevap verdiği tüm soruları okuduğumu itiraf etmeliyim. Gözlemlerimi söyleyeyim, ahali boşa konuşmayı seviyor...Yani dişe dokunur bir soru göremedim ben. Ve bu yazının bir başka ters köşe hissiyatı olsun, Cüneyt Özdemir'i de verdiği cevaplardan ötürü gayet sempatik buldum. yani öyle soruya böyle cevaplar verdi ve zekasını benim gözümde tekrar hatırlattı. Gerçi ben kendisini aptal diye değil, Kova ( lafım feriden dışarı) burcu olduğu için sevmiyorum ki, o da beni tanısa sevmezdi eminim:)
  • Twitter'da sorduğum bir anket sualini burada da tekrarlamak istiyorum. Dünyadaki tüm aynaların sizi zayıf göstermesi, tüm fotoğraflarda ve videolarda zayıf görünmeniz durumunda diyet yapmak istermiydiniz merak ediyorum.
  • İnsan vücudu için şahane bir mekanizma türünden fikriyatlar baskın olsa da, bazen de toptan şuursuz olduğuna dair kati fikriyatlarım var. Misal, "kimsenin hayatına burnunu sokma malumafatrus" telkinlerinde sayısız kez bulunsam da hala çenemi tutamadığım için kendimi değil, beyin ve çene korelasyonumu suçluyorum. Ya da spor yaparken çektiğim tüm sıkıntıyı yemek söz konusu olduğu vakit bir kuple bile hatırlamamı işgüzarlığıma değil, vücudumun alzheimer olmasına veriyorum.
  • Sirkeyi sevmem, seveni de önyargım sebebiyle anlamam. Ama Allahın sopası olmadığı için kendisine sırtımı dönemiyorum. Hatta şöyle söyleyeyim hayatımda sirke kadar bel bağladığım hiçbir şey yok. bu sebeple yararlı fakat manasız tatlı içecekler/yiyecekler kategorisinde kendisini 1. sıraya koyuyorum.
  • Geyik babında bakılan falların gerçek olma ihtimalinin canımı sıkacağını anlayınca fincanlardan da uzaklaştım. Bu sebeple "ay şurada çok iyi bir falcı varmış, her şeyi biliyormuş" repliklerine, "ya canını sıkan bir şey söylese, ne yapıcaksın inanacak mısın?" sualini sorarım. Buna rağmen bazı bazı canım sıkkın olduğunda birilerinin güzel gelecek yalanları atmasını gerçekten istiyorum.
  • Hatta falcıların promosyon çalışmalarında Feridun Düzağaç'tan ok almaları durumunda"Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeceğim" sloganına sarılmalarını öneriyor, kendi gerçek dünyama dönüyorum.
ps. başlık şarkısı Sertab Erener- Bir Varmışım Bir Yokmuşum

1 yorum:

Fery... dedi ki...

Kova olup da sevdiğin bir ben mi varım kuzum??