23 Haziran 2010 Çarşamba

"korkarım ki aşkımı boş yere arıyorum"


  • Aft dediğiniz hadise diyet yapan bir bünyenin en ihtiyacı olduğu şey. Canınız kıymetli ise kesinlikle tüm iştah kesicilerden daha etkili. Yok canınız kıymetli değilse de, bir süre sonra o aft vesilesiyle yediğinizin tadını almadığınız için inanın bana yemesem de olur diyebilirsiniz.
  • Haziran'ın sonu itibariyle havanın böyle olması pek kabul edilebilir bir şey değil kabul ediyorum. Ama bas bas havalar sürekli yağacak beyanatlar ortalardayken bazı fanilerin inatla yazın sıcak günlerindeki gibi giyinmesini anlayamıyorum. Amaç havaya kafa tutmaksa, ben yaptım pek başarılı da olamadım, belirtmek isterim.
  • Şu an nerede okuduğumu hatırlamıyorum ama "IQ'su yüksek olan kişi çok rüya görür" diye bir haber vardı gazetelerde dün. Ben tabi rüyalarında 39 bölümlük dizi çıkartan bir insan olduğumdan, cv'me hemen çok rüya görürüm haliyle zekiyim notumu düştüm. Sonrasında insanların başarılı veya zeki olmalarını illa bir şeye dayandırma haline güldüm. Kaç rüya gördüğümüzü tespit etmek için, bir gece beynimize kabloları bağlatmak dışında bir çözüm bulamıyorum ben. Normal yurdum insanlarının da böyle şeylerle uğraşmayacağını düşünürsek, hatırladığın rüyan kadar zekisin gibi bir netice çıkartabiliriz. Bu yüzden artık uyuyanlara tatlı rüyalar değil, hatırlanabilir rüyalar dilemek lazım kanımca.
  • İnsan sanıyor ki, büyüdükçe korkularını birer birer terkedecek. Oysa ki, büyümek, olgunlaşmak ve sonrasında da yaşlanmak tam tersine korkular biriktirilen bir süreç. Şuur beraberinde de kaybetme korkusunu getiriyor ne yazık ki.
  • Ve insanı en çok da kendi yoruyor sayın okur. Yani insan kendini ikiye bölse, ya da kendine küsüp bir süre dinlemese belki öyle huzura erebilir gibi geliyor bana. Çünkü yapmam gerekenleri de kendime ben tanımlıyorum, o işlerden de ben kaytarıyorum. Çünkü ben bu işi yapamayacağımı bilsem de, kendimi yaparsın aslanım diye bir güzel kandırıyorum.
  • Oysa bana ait benlerden biri şunu yapıcam bunu da yapmak istiyorum dediğinde, öbür ben aslında bu işin bir de şu yanı var, tekrar düşün yapıcam diye tutturma dostum dese, kendimi bu kadar hayal kırıklığına uğratmazdım. Bu kadar dırdıra ayıracağım vakti, yapılacaklar listeme ayırsam bile zaten adam olurdum ama işte ne demiş büyük tekrar insanı Serdar ortaç "ben adam olmam"..
  • Bu arada muhtemelen geçen yazda belirtmişimdir ama Bengü'nün İki Melek'i ile Naz'ın Beni yazın şarkısı aynı melodi üzeri iki farklı kelime değildir de nedir Allah aşkına? Tamam Serdar Ortaç, bunu hep yapıyor ama en azından bu iki şarkıda cepten yemek münasebetiyle indirim yapsaydı şarkıları söyleyecek ve kendini özel sanan güzel kızlara.
  • Nasıl insan gelecek gelirlerine karşılık borçlanıyorsa, bence zaman konusunda da böyle bir uygulamaya gidilmeli. Misal emeklilik günlerinde sadece yan gelip yatmak isteyen veya bunu taahüt eden birine o zaman boşa çıkacak vakti bugüne indirgenerek tahsis edilmeli. Tabi orada hayatını 20 yıl devam ettireceğinin garantisi yok ama aynı şey kredi için de geçerli. Bankaların yönettiği sanal bir para olduğuna göre, aynı sanallıktaki zamanı da yönetecek bir kurum çıkar diye düşünüyorum.
  • Gerekirse bu konuda da bir organizasyon modeli çizebileceğimi böbürlenerek belirtir; mevcut şartlar itibariyle yazının şarkısı "Yağmurun sesine bak, aşka davet ediyor" olarak tanımlarım.
Nokta, virgül vesaire...

3 yorum:

varol döken dedi ki...

hatırlanabilir rüyalar...

kullanacağım bunu:)

Fery... dedi ki...

Ben bildiğin gerizekalıyım o zaman :) iki gıdım rüya gördüğüm için...

Bir de bence Bengü güzel bir kız...

Adsız dedi ki...

[URL=http://imgwebsearch.com/35357/link/buy%20cialis/5_mycialis.html][IMG]http://imgwebsearch.com/35357/img0/buy%20cialis/5_mycialis.png[/IMG][/URL]