17 Haziran 2010 Perşembe

"kim böyle seni gurbette gezdiren?"


kendi şirketinin bir lansmanına dahi gitmemiş malumafatruş elalemin lansmanından bildiriyor;

Daha önce de birçok kez vurguladım; konserdi, davetti, maçtı ıvır zıvırdı hadiselerine davetiyeler alan bir sosyal statü veyahut meslek sahibi değilim... Es kaza bir davetiye bana ulaştıysa o davetiyenin şehrin yarısına da ulaştığını da adım gibi bilirim.


Dün akşamda bunun gibi bir organizasyon davetine asosyale çıkan adımı temize çıkartmak için gittim. İşin ilginci lansmanı yapılan markanın ürünlerine sahip değildim, lansman için gelen oyuncuların oynadığı diziyi de (evet evet lost olur kendisi) herkes izlediğinden izlemiyordum (imza; popülarite karşıtı popüler kültürseverbünyem)

Ama işte malumafatruşluk yapmak için bilmemek bir mazeret olamazdı. Gidip ortamı yakından incelemek boynumun borcuydu.

Gittim, gördüm ve işte buyrun yazdım;
  • Irmak Ünal- ki bir vakit Amerika'da yaşayan bir ablamızdır - aksanlı konuşmak için kendini o kadar kastı ki, sunum yaparken komik ve bir o kadar da anlamsız kaçtı...
  • İnsanın sevmediği ot dibinde bitiyormuş, bunu da Ayşe Özyılmazel'i görünce anladım...
  • Ayşe Ö. kesinlikle alımlı, gayet dikkat çekici, birçok erkek için güzel bir kadın. Hafif balık etlilik hadisesi olsa da, boyu kısa değil. Ama bence saçlarını kesinlikle toplamalı, annesi gibi açık tutmaktan vazgeçmeli.(Varol'a özel bilgi; Bu arada dikkat çekici olduğunun da gayet farkında.)
  • Lansman dediğiniz hadise, bedava içki ve bol piyasa demek ki, bu sebeple benim de pek ilgimi çekmedi.
  • Hafta içi eğlenme aktivitesine dahil olmak büyük bir risk. Bir tekneniz yoksa ve bu yüzden sahil yolundan ilerlemeniz gerekiyorsa da işiniz bir hayli zor...
  • Suada dediğiniz yer bildiğiniz kebap adası olmuş ki, bol parfüm arası kebap kadar bayıldığım bir koku olmadığını belirtmeme gerek yok sanırım...
  • Şu yaşıma geldim hala yüksek müzikte konuşabilen ve birbirlerini duyabilen insanlara şaşkınlıkla yaklaşıyorum...
  • Ozan Doğulu'yla beraber Bedük, Bora Uzer falan sahne almışken Kenanımın sahne almayacağını düşünecek kadar şuursuz veya eve gitmeyi her şeyden çok isteyecek kadar huysuzdum ki, sanırım ikincisi olduğumdan Ayşe Özyılmazel'in twitter'da verdiği Kenan Suadayı sallıyor twitine fazla isyan etmedim.
  • Ama kendisinin twitter'a Kenanımla koyduğu bimilyonuncu benzer fotoya azıcık laf etmiş olabilirim, onu inkar edemem.
  • Lansmana davet edilen dizi oyuncularından Lost Sayid'inin çok gerzek olduğunu, en yakından tanıdığım The OC Ben Mckinzey'in en az ilgi gösterilen bu sebeple de en sempati duyduğum kişi olduğunu da belirtmeliyim...
  • Lansmana konuk gitmek demek, belli bir ücrete kendinizi kiralamak demek ki, benim gibi tv koliğin hiç ilgisini çekmeyen 4 karakterin olduğu bir organizasyona gitmek de benim başarımdır diye düşünüyorum...
  • Boğaz şeridinde otursam reina, falan filan mekanların gürültüsüne de pekala arıza çıkartacağımı sanıyorum...
Ve tüm asosyalliğim ile hafta içi gecenin bir yarısına kadar eğlenebilen insanlara hayranlıklarımla sunuyor, en güzel magazin evdeki magazin diyerek kendime güzel mazeretler uyduruyorum.

ps. Başlık şarkısı Kenan&Ozan Doğulu- Bunlar da Geçer

3 yorum:

varol döken dedi ki...

gün olur devran döner... elbet bir gün varol döken, ayşe özyılmazel'in dikkatini ve ilgisini çeker...

o güne kadar mundar demeye devam:)

Fery... dedi ki...

ayrı yazılması gerekirken birleşik yazılan birleşik yazılması gerekirken ayrı yazılan -de, -da larını özlemişim :)))

malumafatrus dedi ki...

ay onlar keşke hep özlense ve hiç ortalarda gözükmese:(