18 Haziran 2010 Cuma

" kendi yarattığım düşmanlara yenildim"


dumanı üstünde asabiyet...

Uzun zaman sonra ilk defa bir IDo seferinden yazıyorum size bu satırları hafta sonu okuru. Siz sanıyorsunuz ki, IDO artık bu wireless sorununa el attı da kızcağız bizim için uykusundan feragat ediyor ve yazılar yazıyor. Ne münasebet efendim, IDO hala bildiğimiz mal IDO. Ben teknolojik insan fuhrerschein'ın vınn'ını çaldım sadece. Tabi bu aletin Turkcell çekmeyen yerlerde çekmeyeceği,haliyle deniz ortasında çekmeyeceğini, yaptıkları o Paris'te yavaş Diyarbakır'da hızlı ( Türkiye'nin Parisi ironisine ayrıca irdeleyelim) reklamının da koca bir yalandan ibaret olduğunu unutmuşum. Turkcell'in çektiği bir müsait durağa kadar ben içimi dökeyim, sonra yazının yayınlama kısmısını hallederiz diye umut ediyorum.

Şahsen kızdım mı bir beş dakika için çok kızdığım için, asabiyet dalgalanmalarımın sonunda yazı yazmayı pek sevmem. Ama fakat ve lakin, hazır tüm şekil şartlar sağlanmışken ve ben fevkalade asabiyken, yazı yazacak zamanımda varken, nefretimi kusmaktan kendimi alıkoyamadım.

Sabahın köründe geç kalma gibi tecrübelerim olsa da,Bandırma'ya gideceğim akşam vakitlerinde - histerik olduğum için -erkenden Yenikapı yolunu tutarım. Meşhur cuma trafiğini de göze alıp, kendimi yollara vurdum. Bandırma'da para çekmek bir zulüm olduğundan da paramı çektim, sonrada üşengeçliğimden durağa kadar yürümeyip, yoldan geçen bir taksiye bindim. Ve boyumun ölçüsünü de bir güzel aldım.

Şu an ben deniz yoluna geçiş yapmışken, kara yolunda hala çile çekenler bilir iğrenç bir trafik vardı akşam üzeri. Ama işte erken çıkmıştım ya hafif tedirginlikte olsa, emindim kendimden. Karaköy'e gelene kadar da güzelce okuyordum kitabımı. Sonra taksicinin bir önceki seferimdeki taksici dallamasının da (evet kızgın olduğumda kötü kelimeleri tercih ediyorum) yaptığı gibi Karaköy'den Aksaray tarafına dönme girişimi farkedip, ne oluyoruz Hödük Bey, Sirkeciden gidelim lütfen dedim. Kaldırım, ıvır zıvır demeden sahil yoluna çıkabildik ve kısmen de olsa ilerledik. Kuralları sürekli ihlal eden ve esrar kokan bir taksicinin böyle bir trafikte beni kazıklama ihtimali gayet yüksek olduğundan taksimetreyi takip edeyim dedim ama ne mümkün, taksimetre denilen bir şeyin farklığından bile şüphe duydum.

En nihayetinde Yenikapı'ya ulaşmıştık ve Yüce Rabbim'in kendini kurnaz sanan kullarından olan taksici valizle arabaya binmiş olmama rağmen iskeleye mi diye bir soru sordu. O arada zamanım az olmasaydı, yok ben Ümit Besen'i izlemeye gedim, akşamda tavernada kalıcam cevabını verirdim ama susmayı tercih ettim.

İskeleye bile doğru düzgün gidemeyen adamın arabasından ineceğim vakit, beklenen soruyu sordum ve ne kadar borcum dedim. Yenikapı- Bandırma seferinin 32TL olduğu güzide memleketimde Dikilitaş- Yenikapı arasına 36 TL isteyen taksici benim gibi bir eziği bile çileden çıkarttı. Nasıl 36 ya dedim, o da işte çok trafik vardı dedi. Ben de her saatte gidip geldim bu yolu, trafikli halini de bilirim dedim, o konuşmaya işte şu saatte bindiniz de 1 saattir yoldayız, ben de çok bunaldımlara devam etti. Ben de ezikliğimi yırtsam da, ne 36'sı al sana 25 TL diyemediğimden bagaj kapağını sert çarpmak, arkasından küfretmek, paramın haram olmasını dilemek dışında bir şey yapamadım.

Ama çok kızdım, inanın bana çok kızdım.Tabi en çok gidip durakta bir taksiye binmediğim için kendime kızdım. Psikopat gibi araba kullanırken, dur kardeşim ineceğim ben demediğime çok kızdım. Ezikliğime zaten toptan kızdım.

Zaten o vakittir, twitter'de hiç yapmadığım bir şekilde herkese laf çakma haline büründüm...Tabi bir de şunu yazdım ki, kesinlikle öyle düşünüyorum; hayattaki en büyük başarısızlığım taksici olasıklıklarında hep yanlışı seçmek oldu.

Bu yüzden alen beyan etmekte sakınca görmüyorum, insani bir hizmet görene kadar ben korsan taksileri kesinlikle destekliyorum.(hep kısa mesafe gittiğim için kendilerini kullanamıyorum o ayrı)

Yeterli sermayeyi bulduğum vakitse taksilerden daha lüks arabalarda nispeten ucuz ve kaliteli hizmet sunan araçları piyasaya sürmeyi düşünüyorum ki, bundan sonra bu işe girişen herkes fikriyatımı çalmış olur, ben de çok pis mızıkçılık yaparım belirteyim...

ps. başlık şarkısı bir varmışım bir yokmuşum- sertab erener

2 yorum:

Fery... dedi ki...

kendini akıllı zanneden kötü niyetlerin ekmeğine yağ sürüyoruz ya ne diyeyim, o 36 TL yi nasıl verirsin yahu?

malumafatrus dedi ki...

valizim bagaj da olmasaydı kendi belirlediğim parayı verir ve inerdim belki ama valiz bagajda olunca, deniz otobüsü de iskelede olunca uğraşmayıp kaderime boyun eğdim, malumunuz:(