10 Haziran 2010 Perşembe

"Devriliyor cümleler kuramıyoruz"


Çiçeklerini çocuğu olarak seven, iş yeri ev demeden her tarafını çiçekle dolduran bir annenin kızı olarak bugüne kadar çiçeklerle seviyeli bir birliktelik yaşadım. Bir kere menekşeye üşengeçlikten kaynar suyu döküp, çiçeği katlettikten sonra da evimizde bir yeşillik olsun hissiyatından uzun süre kaçtım.

Annem, baktı gördü kızının dikili bir ağacının olması mümkün değil, misyonunu doldurup abimi ev sahibi yapan çiçeği geleneksel batıl inançlılığıyla evimin salonuna kondurdu. Küçükken benden önce 3 kuşağın kullandığı şahane bir saat sahibi olmuştum ve onca zaman bozulmayan saat benim kolumda bozulmuştu. Bu çiçeğin de geçmişi benzer olduğundan geleceği benzemesin diye orta düzeyde bir irtina gösterdim, göstermeye de devam ediyorum. Beni ev sahibi yapacak fidan daha ortalarda olmasa da bu geleneksel çiçeği öldürmediğim için pek bahtiyarım.

Çiçek camiasında bu kadar acemi olmakla birliktebildiğiniz üzere fesleğenlere karşı ilgi ve alakam gayet yüksektir. Yazı erken getirir diye hemencecik aldığım iki fesleğenden birini eve birini de işe götürdüm. Sabahın köründen de daha erken bir vakitte işe gittiğim için bütün akşam havasız kalan fesleğenime de elimden geldikçe özen ve alaka gösteriyorum. Ama işte konunun özünde acemi olduğumdan işteki fesleğeni el üstünde tutarken, evde kısa bir süre için camın önüne güneş alsın diye koyduğum fesleğeni orada unutarak bir güzel kurutuyorum. Katlettiğim bilmem kaçıncı çiçek diye üzülsem de, son bir umut suyunu verip yapraklarını da güzelce ıslattım.

Ve inanmazsınız bir gün sonra o gariban çiçek kendine geldi.
Bende bildiğiniz hissiyatlı bir insan olduğumdan bir duygulandım bir duygulandım ki sormayın. Yani ihmalim yüzünden bir canlının kuruyup gitmesine sebep olacak vicdanım, gariban fesleğenin hayat mücadelesi karşısında (yıkılmadım ayaktayım) derin felsefeler yaptı ve duyarlı hissiyatlı bir kimlik edindi. Ondan sonra işteki fesleğenin de ayçiçeği gibi güneşe döndüğünü farkedip, doğadaki her canlıyı seven insan halini aldım.

Yani yavru kedi sevmeye başlayarak start alan hissiyatlı hatun halim, bitkilere de sıçradı ki bu ilgi alakanın sonunun çocuk sevgisi olacağını tahmin edecek kadar biyoloji bilgisi hepimizde vardır diye düşünüyorum.


Hakkımızda hayırlısı diyor, hormon cumhuriyetine de buradan selam ediyorum.

Coming soon; malumafatruş ve vejetaryanlık...(Tavuk da yemezsem aç kalırım ama ben)

ps. başlık şarkısı Ayrılık ve Biz; Sertab Erener

5 yorum:

Aslı dedi ki...

Fesleğene bayılırım ama eve ne getirse annem hep öldü. Bir gün belki ben de...
Ayrıca sana hormonlarla dansında başarılar ve iyi eğlenceler dilerim :)

malumafatrus dedi ki...

bir aksilik olmaz ise Kasımdan sonra halalık sıfatı elde edeceğimden, hormonlar ve gerçekler adlı bilimsel çalışmama gayet güzel malzeme toplayacağımı sanıyorum. belki sonra hormonlar ve fesleğen diye de bir blog açarım:)

ama zambağı da severim, onu da küstürmek istemem.

varol döken dedi ki...

sanırım şu şarkımı söylemenin yeri hiç bu kadar gelmemişti:

bir küçük fesleğen,
camımın önüne kon,
üzüntümü al,
sür yeşil yaprağına...

bir yeşil fesleğen,
renginden çal bana,
karanlığımı al,
göm hadi toprağına...

fesleğen
fesleğen
yok mu seni bir seven?
camın önünde
boynun bükük de
söyle derdin ne

söz:varol döken
müzik: http://www.vbox7.com/play:5d099b78

Fery... dedi ki...

post u açıp da resmi görünce insanın burnuna fesleğen kokusu gelir mi ya, bunu nasıl becerdin ya da becerdim bilmiyorum ama süper hissettim :)

ben de çiçek bakma konusunda özürlü bir insandım hatta ve hatta çok yakın bir arkadaşımın bak bunu öldürmene imkan yok sardunya her koşulda yaşar deyip bana hediye ettiği sardunyayı öldürmem sonucunda benden adam olmaz dedim ta ki bu sene değil ondan önceki doğumgünümde arkadaşlarımın gönderdiği 5 saksı menekşe ile her şey değişti benim çiçeğim menekşeymiş anladım; o kadar güzeller ki şu an :)

farawaysoclose dedi ki...

beslemesen de makarna sosu mu yapsan fesleğeni acep?! :P

4 tane yavru bir tane tembel anne kedi bakıyorum bugünlerde. yerinde durmayan dört yavruyu habire doyur, arkalarını temizle, kurda kuşa yem olmalarından sakın derken afaganlar basıyor valla!!!