29 Haziran 2010 Salı

" çünkü ayrılık ve biz aynı cümlede durmuyoruz "


Allah çirkin bahtı versin denilen laf boşuna söylenmemiş sayın okur...Güzelim kadınların başına geldiklerini gördükçe bu lafa daha çok sığınır oldum. En son örneğimiz, o 38 yaşında ve 2 çocuk sahibi ise ben kaç yaşındayım dediğim Defne Samyeli ve başına gelenler...Ben bu konuda Ertuğrul Özkök'ün fikriyatlarına katılıyor, bir kadınla bir erkek arasındaki ilişkinin asla yargılanmaması gerektiğini düşünüyorum.

Ama fakat ve lakin, iki çocuğu olan bir annenin veya babanın kendi dertlerinden öte, çocuklarını düşünerek hareket etmesi gerektiğini, bu yüzden de ne yaşarsa yaşasın susmayı öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Günümüz teknoloji çağında geçmişin geçmişte kalma ihtimali ne yazık ki yok. Bunun içinde konuşurken iki kere değil, 10 kere düşünmek gerekiyor. Bunun için ebeveyn dediğimiz ve sorumlu olması gerektiğini düşündüğümüz insanların kızgınlıkların geçip gidebileceğini ama yazılanların silinemeyececeğini unutmaması lazım.

Ama işte kaybedecek hiçbir şeyi olmayan insanlardan korkacaksın diye,

her şeyin bedeli var, güzelliğinin de diye,

söz uçar yazı kalır diye de boşuna söylememişler...

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;

  • Ayşe Arman'ın yaptığı gazetecilik midir değil midir konusu ise ayrı bir tartışma mecrası. Twitter'da da yazdım, Ayşe Arman'ın yaptığına laf eden Haşmet Baboğlu, aynı röportaji Ayşe Özyılmazel yapsa bu tepkiyi veremezdi. Bana göre adı gazeteci olan hiç kimse, böyle bir teklifi reddemezdi. Eğer bir ailenin ferdi yozlaşmalarını alenen beyan etmek istiyorsa, bunu bir gazeteci engelleyemez, bu yüzden de Ayşe Arman'a bu noktada tercih edilen olduğu için şapka çıkartmak gerekir. ( kendilerinin aile dostu kontenjanından birbirlerini tanıdığını da ayrıca belirtmeliyim)
  • Karısını spor salonundaki adamın yakın temasından sakınan bir adamın aldatmayı jimnastik olarak görmesi de ayrı bir ironi diye düşünmekteyim.
ps. başlık şarkısı Ayrılık ve Biz- Sertab Erener

5 yorum:

varol döken dedi ki...

birer birer yıkılacak yıkılmaz sandıklarınız... ve yalan üzerine inşa edilen her şey gibi insanın kendisi de yok olacak bir gün...

benim dileğim de umudum da budur...

farawaysoclose dedi ki...

(ön not: oray eğin de haşmet'e ayar vermiş "tarla domatesinden başka konu bilmeyen adam ne anlar gazetecilikten" vs diyerek!! )

toplumdan, aileden, herşeyden önce birey'in gelmesinin sonucu bu durum sanırım. "çocuklarını düşünerek hareket etmek" yerine "boşandım ama ölmedim, bu hayatın sonrası da var" durumu sanki. artık kimse kimseye katlanmak istemiyor, ne uğruna olursa olsun. kimse alttan alıp kuyruğunu kıstırıp küçük sesle konuşmuyor.

velhasıl, o simsiyah saçlar o bembeyaz ten, bakınız taş bacaklara hiç girmiyorum, kel bir mimara fazlaydı zati.

farawaysoclose dedi ki...

konuyla hiiiççç alakası yok, dedikodu yapasım geldi :))

cem uzan - betina (eski hakko) söylentisine ne demeli??!!! nereden buluyor bu insanlar birbirlerini???

cem uzan- alara (eski uzan)- betina (eski hakko)- cem hakko - ronit gülcan zincirinde en çirkinin cem hakko olması da çirkin şansı mıdır? :P

(not: soyisimlerini hatırlayamadım o yüzden eski dedim)

malumafatrus dedi ki...

Valla Ronit Gülcan'ı ilk vakitlerde yahudi cemaatinin en güzel kızı diye lanse ederlerdi ki, ben de kendisinin neresinin güzel olduğunu halen çözebilmiş değilim, bana da Mac Posen kıyafetlerini giydirirseniz bir şey olurum sanırım.

Cem Uzan da ne kadar sahtekar olursa olsun, parası bitmediği sürece bir cazibe merkezi olacak sanırım. karizmasının vebali de Ali Taran'ın boynuna artık...

Fery... dedi ki...

içinde insan olan her şey her şekli alır, şaşmamak, tü kaka dememek lazım...

50 yaş yorumu olsa da gerçek budur sanırsam :)