15 Mayıs 2010 Cumartesi

"yorma kendini yollar aynı yanlışlar da"


Balkon sevdamız malum. Yaz gelince artan balkon hissiyatı da malum. İşte tam da bu malum sebeplerden, bizi bir başka ev bulma hissiyatı dürttü. Aslında bizim konuya sadece istek boyutunda yaklaştığımızı gören nry dürttü. Ver laptopu bana, evin alasını bulurum dedi. Çalışmaları sonucunda Avrupa Yakası'nın fiyat/performans oranının Anadolu yakasına göre ne kadar yüksek olduğunu idrak edince, evin alası iddiasından vazgeçip, hepimizin birden içine sinen bir adet numunelik ev ilanı da buldu.

Sahibinden.com'la münasebetim fazlasıyla düşük olduğundan ilanların altına ne yazılır pek bilmem. Bu sebeple; evle ilgilenenlerin sadece bu Cumartesi, randevu ile evi görebileceklerini, başka bir gün görmemeleri için de ısrar edilmemesi gerektiğini okuyunca epey şaşırdım. Daha sonra ev sahibi ile yaptığımız konuşmada, eve olan yoğun talep yüzünden randevu düzeninden vazgeçildiğini öğrendiğimiz için de erkenden kalkıp, rakiplerimizi akerte edelim istedik. (bknz; erken kalkan yol alır felsefesi)

Sonrasında evin balkonunun hayalimizdeki olmadığını idrak edince evi ilk gören biz olalım hevesimizi terk etsek de, öğle vakti gidip evi gördük. Balkon hayalimizdeki balkon olmayınca da evi diğer adayların kaderine terk ettik.
Tabi, biz 2 kocaman kiralık depozitoyu da veriyoruz ve hemen taşınıyoruz deseydik; ev sahibi herkesin evli olduğu apartmanda biz bekarlara ev verir miydi ondan da emin değilim. Üst kattaki evli ve psikopat komşumuzu düşününce de, bir apartmanın tamamı aile hiç bekar yok diye övülmesini hiç anlayamam o da ayrı. (ek magazin notu; ev sahibi de bir önceki eşiyle o evde yaşamış)

Bir kere bu yola girdik diye de, eve dönerken kafalarımızı havaya kaldırarak (evet giriş kat istemiyoruz) yürüdük, birkaç emlakçının önünde durduk ve bu ülkede hiçbir şey olunmasa bile emlakçı olunacağını bir kez daha idrak ettik. Sonrasında da yeni yapılan bir apartmanın içini gördük ki, o zaman mevcut evimiz bize saray gibi gelmeye başladı...

Bu yüzden koşa koşa evimizde gittik. oradan sürdürdüğümüz araştırmalar sebebiyle de ev sahibi olan tüm ahaliden toptan nefret ettik ve maceramıza bu noktada ara verdik. Devamı muhtemelen olacak ama bu kadar asabiyet bugün için bu bloga yeter:)

Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuç;

  • Türk mimarisinin göz bebeği Karadenizli mütahitleri tarih affetse de ben affetmem. Artık emlakçılar ev sahiplerini nasıl tükettiyse, bir ev sahibi aradığınız vakit ilk sorusu emlakçı mısınız oluyor.
  • Tarih; Fransız balkon dönemini "Türk mimarisinin en kötü dönemlerinden biri" olarak yazacak diye umut ediyorum.
ps. başlık şarkısı Mor ve Ötesi; Yorma Kendini

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

acıbademde bakın ev.. gelin gelin..

varol döken dedi ki...

ben ev değil ada bakıyorum...