29 Mayıs 2010 Cumartesi

"titrerim mucrim gibi baktikca istikbalime"


  • Sabah sabah iki asap bozucu hadise ile başladım güne. Birincisi Berrak Tüzünataç'ın sadece ve sadece 25 yaşında olduğunu, Organize İşler'de oynadığı vakit 19 yaşında olduğunu öğrendim. Güzeliğini, boyunu posunu kıskanacak kadar şuursuz olmadığından, gençliğini kıskanmak istedim, aynaya baktım, sonra ondan da vazgeçtim.
  • Ardından Nedim Saban'ı gördüm. Yine aynı civarlarda 2 veya3 sene önce gördüğümde resmen yuvarlanıyor diye düşündüğüm Nedim Saban'ı 2 küçük beden ve bir minik surat olarak görünce de asabiyetim bozuldu. Kolay kilo verebilenlere, özellikle de bunu başaran erkek cinsine gıcık oldum.
  • Bir de tabi hava meftumumuz vardı ki, o artık her hafta sonu aynı şeyi yaptığından fazla da üstünde durmadım. Sadece havanın güzel olmasından sorumlu meleğin, hafta sonları biz faniler gibi tatile çıktığına kesin kanaat getirdim.
  • Her zaman ikiz olmayı sempatik bulan bir bünye olarak üçüz olamanın fevkalade sıkıcı olduğuna kanaat getirdim. İkiz veya üçüz çocukları neden aynı tiple giydirmek ister ebeveynler bunu İsviçreli amcalar araştırdıysa sonucunu bana bizahmet göndersinler istiyorum. Bu vesileyle okul döneminde tanıdığım ikiz çocuklarını başka okullara gönderen aileleri de tebrik etmek istiyorum. ( aklıma şu geldi; iki çocuk sahibi ailelerin boşanması durumunda velayet sıkıntısı da yaşanmaz, bir çocuk annenin, bir çocuk babanın olur, neşeli günler filmi de çekilmez diye düşünüyorum)
  • Tüm modaya hakim olmasam da gidip yerinde inceleme fırsatı bulduğum tüm mağazalarda elbise mi etek mi tereddütü yaşatan etekler gördükçe, bu ülkenin kadınlarının boy ortalaması ne zaman 1.75 oldu merak ediyorum.
  • GNC'nin mağazalarında dikkatinizi çekti mi bilmiyorum ama şöyle bir reklam var. ANne ile babanızın karşılaşma ihtimali 2.5 katrilyonda bir, bu yüzden mucizelerinize kendinize iyi bakın ıvır zıvır. O 2.5 katrilyonluk hesabı neya göre yaptılar bilmiyorum ama dünyadaki tüm insanları bir torbanın içindeki bilye olarak görmemek gerektiğini düşünüyorum. Yani 10 dk.lık mesafede gittiğim yerde yaşayan biri ile ile 12 saat uçarak gittiğim yerde yaşayan biriyle tanışma ihtimalim aynı olmamalı, bunu biri reklamcılara söylemeli.
  • Reklamcı demişken, dedikoducu ruhum Sertab Erener'in Eurovision başarısında reklamcı bir abiye sahip olmasının etkisini bugüne kadar nasıl mevzu bahis etmedi, buna da çok şaşırıyorum.
  • Hala Kavak Yelleri'ni izleyen çoğunluğun %90'nın o dizinin bir başka diziden uyarlama olduğunu bilmediği ve bir yakışıklı çocuğa aşık ergen kız topluluğun isterse devrim yapabilecek güce sahip olduğu konusunda derin iddialarım var ama bu iddialarımı ispat etmek bana bir şey kazandırmayacağından, sosyolojik gözlem olsun diye buralarda fikriyatımı paylaşıyorum.
  • Lise döneminden arkadaşlarımdan birinin o dönemlerde çıktığı biriyle evlendiğini ve evlenmekle de kalmayıp boşandığını öğrendikten sonra bir de yine o dönemden yakın bir arkadaşımın anne olacağı haberini alınca haftamın pek duygusal bir şekilde sonuçlandığını kurumsal şeffaflık ilkem gereği belirtir ve yazımı nihayete erdiririm.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuçlar;
  • Gün ortasında daracık ve işler sokaklarda çöp toplayan belediyeleri bilahere tebrik etmekten,
  • Orjinal limondan bile yapmadıkları limonatayı buzla doldurup saçma fiyatlara satan mekanlara batsın üzülsün demekten,
  • Bunca zamanda ilk defa yediğim bir taksici kazığından ötürü kendisinin kazandığı parayı hemen haram ettmekten kendimi alıkoymam, bunu da tüm şeffaf yazarcılığımla itiraf ederim.
ps. başlık şarkısı Neanderthal- Malt

1 yorum:

barkinturan dedi ki...

kim kim kim kimler kimler kimler =)