15 Mayıs 2010 Cumartesi

"seni karanlıklara bırakmak istemezdim"


Alçak, mağdur ve biz!

Meşhur kaset olayına ilişkin ‘Tek bir cümle hakkın var’ deselerdi bana, ne derdim? Biliyorum kolay bir soru değil. Her özet gibi, ya da şöyle söyleyeyim, her sadeleştirme gibi, dışında bıraktığıyla bir sürü yan tartışmayı kışkırtacağını bile bile, şunu söylerdim: Özel hayata saldırı büyük alçaklıktır ve bundan sonra söylenecek her söz, bu alçaklığı meşrulaştırma anlamı taşır.

Bu toplum şimdiye kadar buna benzer bir cümle kurabilseydi, kimse böyle bir kaseti piyasaya sürmeye cesaret edemezdi. Bir kadınla bir erkeğin birçok hayatından biri, olsa olsa hayatlarındaki bir başka erkek ve kadını ilgilendirebilir. Şimdi bir kaset, toplum mühendisliği dersinin materyali oldu.

Çarşıda pazarda, takside dolmuşta hepimiz siyasi analist olduk. Bir büyük alçaklığın üzerinden dış güçler iç güçler çarpımı yapıyoruz. Alçaklık ne kadar büyük olursa bizim IQ’ümüz de o kadar büyüyor. Ortada bir alçaklık var ama mağdur yok. Alçaklığa maruz kalmış erkek, büyük bir binanın geniş bir salonunda kameraların karşısına geçer geçmez mağduriyetine son verdi. Zaten böyle bir sözümüz olsaydı eğer, mağdur da bu kadar çabuk ve bu kadar kolay saldırganlaşamazdı.

Ortada büyük bir alçaklık var ama biz, erkeğin evinin önüne kurduğumuz çadırla adaleti sağlıyor, vicdanımızla ödeşiyoruz. Ama kadın için kurabileceğimiz tek bir cümlemiz yok. Kadınla yüzleşmeye cesaretimiz yok çünkü. ‘Kılıçla yaşayan kılıçla ölür’ diyebilecek kadar yüzsüzüz biz. O görüntülerin karşısında onurunu ayaklar altına alan da biziz. Alçaklık üstüne söyleyebileceğimiz bir fazla sözümüz olduğu için... İyi anlatamamış olabilirim.

ERKAN GOLOĞLU- İÇERDEN KUMANDAN

ps. başlık şarkısı Sevdanın Son Vuruşu- Tarkan

Hiç yorum yok: