15 Mayıs 2010 Cumartesi

"masumiyetin ziyan olmaz"


Twitter'la karışık fikriyat derlemesi;
  • Şampiyonluk maçlarının neden Pazar akşamı yapıldığını anlayamıyorum. Pazartesi; "patron ben şampiyonluktan kalmayım, bugün gelmesem olur mu?" sorusunu sorabilecek kaç babayiğit var onu da bilemiyorum. Eğer amaç, iş arkadaşlarına şampiyonluk nispetini sıcağı sıcağına yapmaksa; Pazartesi şampiyon takımın taraftarı olarak işe gittiğimde, beşiktaşlı iş arkadaşlarıma hiçbir şekilde nispet yapmayacağımın sözünü veririm. (Bursa'ya bile isteye yenilmeyeceklerini düşünüyorum)
  • Twitter; küçük Emrah'ın gerçekten küçük olduğu dönemlerde bulunsaydı (hatırlayınız; icat ile keşif farkı) şimdi Justin Bieber'in hüküm sürdüğü top topic'de küçük Emrah'ın da hatırı sayılır bir yer edineceğini varsayıyorum.
  • Ömrünü yüksek topuklu ayakkabı üzerinde sürdüren kadınların, kabir azabının bir kısmını bu dünyada çektiklerini düşünüyor, yine de topuklu ayakkabıyı bulan aklı evvelin mezarında ters dönmesini umut ediyorum.
  • Twitter'da son zamanlarda; "twitim çalındı hükümsüzdür" hallerine bolca rastlıyor, bu sebeple de twitter'ın acilen bir notere ihtiyacı olduğunu söylüyorum.
  • Tabi bir de insanların, sosyal medya sayesinde egolarını ne kadar güzel şişirdiğini de görüp, kızım sana söylüyorum gelinim sen anla diye kendimi dürtüyorum. Polyanna yanımla da; bu fikriyat çalınmalarından ötürü insanların "telif hakkı" kavramını biraz daha derin bir şekilde düşüneceklerini hayal ediyorum.
  • Sanal alemde telif hakkı kontrolü nasıl olur, onu da IT bloggerlar tartışsın istiyorum.
  • Erkek giyimine yön veren modacılardan da; gömleklerde sadece iki düğmesi açılabilen gömlek üretmeleri ve erkeklerin bağrını kamuoyu ile paylaşmalarına engel olmalarını rica ediyorum.
  • Bir taraftarın kombine almadığına en pişman olduğu an; şampiyonluk maçına bilet bulmak için çile çektiği andır. Ve bir ülkenin şuursuzluğu; dünya basketbol şampiyonası finalinin olduğu gün referandum yapmayı planlamasıyla belli olur.
  • Turnuvanın günlük maçları daha satışa sunulmadığından ve final maçının biletini almadığımdan tepkimşimdilik bu boyutta ama 11 Haziran'a kadar bu hadise netleşmezse bu şuursuzluğa dair daha derin hissiyatlarımı da paylaşacağımı bilmenizi isterim.
Bu yazıdan çıkartılmayacak sonuç;
  • Bugün kuşum Aydın'ı gördüm ve kendisinin kuşluğunun gittiğini sadece aydınlığının kaldığını farkettim. "oo pek kibar, kızın adı zeynep Tanrım bu ne hava" mısralarına sahip şahane!! coverı müzik dünyamıza hediye eden genç ve pırasa saçlı Aydın'ı yaşlılık gözlükleri ile görmenin de beni pek sarstığını itiraf etmem gerekir.
ps. başlık Mor ve Ötesi'nin yeni albümünün adı

2 yorum:

farawaysoclose dedi ki...

değil yüksek topuk, az topuklu ayakkabılar da bile çok çirkin yürüdüğümü fark ettim. gençliği spor ayakkabılarla geçirmenin sonucu :( google'dan "güzel yürüme yöntemi" aratıyorum

malumafatrus dedi ki...

Değil az topuklu ayakkabı, topuksuz ayakkabı ile yamuk yürüyebilme yeteneğim var..Hele yoruldum mu tamamen yoldan çıkıyorum.

Ve bu yüzden özellikle merdivenlerde, benim gibi yamuk yürüyen kadınları gördükçe tuhaf bir mutluluk duyuyorum.

ve açıkcası şuna inanıyorum faraway , güzel yürünmek öğrenilmez çünkü kendisi doğuştan gelen bir yetenektir.