25 Mayıs 2010 Salı

"hepsi peş peşe geliyor ya hani"


  • Bir lost izlemez olmam, lostun final bölümüne dair iki kuple laf etme hakkımı elimden alamaz...Aslında sonunu da izlemedim dizinin, sadece duyduğum ve azıcık okuduğum şeyden genel ortalamanın büyük bir hayalkırıklığına uğradığını anladım ve işim gücüm olmadığı için de senaristleri savunmak istedim.
  • Şimdi efendim, dünyanın en yaratıcı eserine bile imza atsanız, onu bilmem kaç sezon dizi haline çevirdiğiniz vakit aynı standartı sürdürmeniz mümkün değil. Para hadisesi fevkaladenin fevkinde bir konu olduğundan, başından sonuna kadar belli bir senaryoyu dizileştirme lüksü de pek herkes de olan bir şey değil ne yazık ki. Şu an aklıma 24 geliyor, mesela en azından bir gün bellidir diyorum ama o da gün üzeri gün yaşıyor ve maratonu haftaya tamamlamaya kalkışınca kabak tadı veriyor. Kıssadan hisse kapitalizm yaratıcılığı öldürüyor sayın okur. Bu yüzde hep ilk görüşte aşkı yaşayıp ayrılık vakti niye sevmişim ki onu diyeceğiz, bunun için güzel canınızı bu fani şeylere yormayın anacağım.
  • Zaten hafta sonu bir kez daha gördüm ki, milletimiz ayrıntılarda boğulmaya pek meraklı. Neymiş efendim Kemal Kılıçdaroğlu neden kravat takmamış, ne msjı vermek istemiş ıvır zıvır. Hayatta her şeyin bu kadar bilinçli olduğunu düşünmek büyük bir hayal dünyasında yaşamak gibi. Yani komplo teorileriyle büyümek mi bizi bu hale getirdi bilmiyorum ama gerçekten hepimizde bir şundan bundan böyle yaptı hali mevcut. Kabul etmek zor biliyorum ama insanlar bazen amaçsızca hareket eder, bunu söylemek de benim boynumun borcu.
  • Bir yanım insanları sınıflandırmaya pek meraklı, şu kitabı okuyan akıllı olamaz, bu şekilde giyinen zeki olamaz falan diye genel çıkarımlar yapıyorum. Sonra beni biri kalıba sokmaya çalıştığında isyan ediyorum. Aslında ağırlıklı ortalamada insanların bir datamining projesi olarak şunu yapan bunu da yapar türünden sınıflandırılmasına gıcık oluyorum.
  • Misal bugüne kadar sol eğilimli bir parti liderinin eşinin neden kokoş olmadığını da bu sebeple anlayamıyorum. Kemal Kılıçdaroğlu'nun niye pahalı gömlek giyemeyeceğini de anlamıyorum. yani solcu olmak illa lüksten kaçmak veya kendine bakmamakmış gibi bir sonuç çıkıyor ki, ben işte tam da buna itiraz ediyorum. Tabi apolitiğe yakın olduğumdan sol eğilimli kaç parti lideri eşi tanıyorsun deseler, onun da sayısı 3'ü geçmez ama var böyle bir kanım, kimseler de değiştiremez. Ben şahsen bildiğiniz süslü olduğumdan, kendine bakan kadınlara ikinci sınıf insan muamelesi yapan hemcinslerime zaten fevkalade gıcık olurum.
  • Bir de bugün netleştirdim ki, yolda yürürken bir şey yiyen bünyelere de pekala çok sempatik bir gözle bakamıyorum. hattta ve hatta insanlar hem yürüyüp, hem nasıl sıcak bir şey içecebilir bunu da Starbucks insanları bana anlatsın istiyorum.
Dert bende derman blogda diyerek, şimdilik zihni sinirliklerime ara veriyor ve az zamanda çok iş becermeye gidiyorum.

ps. başlık şarkısı Malt- Mutlu

Hiç yorum yok: