10 Mayıs 2010 Pazartesi

"hayat vurdu direk dibinden gol oldum"


  • Perşembe akşamı, kendi kendime dedim ki; telefonumu nereye koyarsam koyayım, sabah bir şekilde farketmeden alıyorum yanıma. Nasıl ve ne zaman aldığımı bilmesem de otomatik bir şekilde yapıyorum bunu. Ee tabi uyuyan devi uyandırdığım için de, Cuma sabahı telefonu evde unuttum. Normalde telefonsuz bir gün pekala geçirebilirim ama hafta sonu İstanbul dışına çıkacağım için de mecburen, hem servis gelip de beni bulamaz diye bekleyip sonra da bir koşu telefonumu almaya gittim, kendimi de secret hissiyatımı da tebrik ettim.
  • Şu an pek ihtiyacım olmadığı için araba kullanamıyor olmaktan ötürü pek rahatsızlık duymuyorum. Ama bazen diyorum ki, acilen öğrenmeliyim. Sonra ufak çaplı bir gözlem yapıyor ve acayip ürküyorum. Araba kullanmak, ruhsatı olan silaha sahip olmak gibi geliyor hatta. Olay tercihten ziyade zorunluluğa dönüşmedikçe de bu gelgit arasında bocalayacağımı sanıyorum.
  • Nasıl borsanın genelde kara Cuma'sı oluyorsa, bugün de twitter'ın da kara bir Pazartesi'si oldu. Yanılmıyorsam bir türk hacker; herkesin takip edilen ve eden sayısını sıfıra indirdi. Tabi kişiliği takipçi sayısına bağlı olan bünyeler de bu gelişmeden fevkalade rahatsız oldular. Bense sosyal medya bağımlıları için güzel bir detoks oldu bu diye düşündüm, cik cik ötmeye de devam ettim.
  • Bu arada, bugün yine twitter'da büyük bir bug olduğu anlaşıldı. Bu bug sebebiyle, misal sırf ben istedim diye Obama beni takip edebilirmiş falan fişman. Açıkcası bulana aferim, hiçbir lafım yok. Ama yani, sizi takip etmeyen bir insanı fırsattan itifade yöntemi ile takip ettirmek eziklik değil de nedir Allah aşkına?
  • Bir zamanların özgür çocuğu sonraların hep şansız dizilerde yer alan Yiğit Özşener, nihayetinde Ezel sayesinde bir güzel döktürüyor ya, bence Pazartesi akşamları en çok buna mutlu oluyorum. Ezel sayesinde Sedef Avcı hayranı olanlarla ise aynı yönde yol olmadığımızı da belirtmek isterim.
  • Geçen hafta bazılarınızın dikkatini çekmiş olabilir; dünyanın en ünlü müzayede şirketlerinden Sotheby'ın New York'ta yaşayan yöneticisi Ali Can Ertuğ'un intihar haberi yer aldı internet sitelerinde. Açıkcası daha önceden tanımıyordum kendisi, ama Cumartesi günü Türkiye'ye doğum gününü kutlamak üzere gelecek birinin, son ana kadar iş maillerine cevap vermesi, facebook accountuna "huzur içinde yatsın" yazması falan allak bullak etti beni. Azıcık bilgimle ve inanmak istemeyişimle, intihar değil de cinayet sanki hissiyatını oluşturdu bende ki, hangisi daha kötü karar veremedim.
Sonra da "Sıkça tekrar edilen her şey bir süre sonra karşımıza realite olarak çıkar" dediler ki (1440 dk- Nil Gün) galiba en çok da bundan korktum...


ps. başlık şarkısı FD- Ağır Ağır

ps.2 evet yanılmadınız fotoğraf biraz Jude Law çakması olmuş.

3 yorum:

varol döken dedi ki...

1440 dakika türk dizisi izlemek zorunda kalmaktan korkuyorum bir gün...

Fery... dedi ki...

bir şeyi 40 kere söylersen olurmuş denile denile büyümedik mi biz...

ayheyt dedi ki...

tweeterda follow ve followerların sıfırlanması bugdan sonra tweetercıların yaptığı çalışma esnasında oldu, bug'ı farkedense türk evet, sonra sözlüklerde yaydı vs.