4 Mayıs 2010 Salı

"bir adada olalım mesela akşamüstü olsun zaman"


  • Çocukluğuma dair bazı güzel tatlar var ki, bu aralar sürekli onları hatırlıyorum ( aslında aşeriyorum). Mesela gerçekten köy ekmeği olan bir ekmek gelirdi eskiden bize ki, şu an nerede olursam olayım onu bulamıyorum. Tabi birde çocukluğun en güzel anısı ekmek üzerine sürülen salça var. O salçada ne çeşit olursa olsun eskisi gibi gelmiyor bana. Sanırım ben yemekten ziyade geçmişi özlüyorum ve o geçmişin gelmeyeceğini bilmek gölgeliyor ağzımın tadını.
  • Geçmişi, çocukluk günlerimizi bazen bir şarkı, bazen bir koku, bazen bir yemek hatırlatıyor. Kendimi zorlasam da kek kokusundan ziyade geçmişe dair pek bir koku hatırlayamıyorum ne yazık ki. Ergenlik dönemimi, tabiri caizse en şuursuz olduğum dönemi ise Sezen Aksu'un Küçüğüm şarkısı hatırlatıyor.
  • Peki sizi geçmişe hangi şarkılar, kokular veyahut yemekler götürüyor, pek muhterem ve yaş alan okur?
  • Sık kullanmadığım mı bilmiyorum ama metrobüs'ü fevkalade faydalı bir ulaşım aracı olarak görmekteyim. Anadolu yakasıyla münasebetim pek az olduğundan köprüyü her geçişimde "ne şahane" diyor, eve varmanın keyfini sürüyorum.
  • Para biriktirmek konusunda da, az yemek konusunda da son çare olarak liste tutma yolunda ilerliyorum. Yani gerçeklerle yüzleşme cesaretimi kendimde bulabilirsem, iki elim de minik defterimde olacak.
  • Hayatta en nefret ettiğim faaliyetlerden biri vesikalık fotoğraf çektirmek. Olay dijitalleşse de, photoshop olaya dahil olsa da nefretimde bir gıdım azalma olmadı. Bu sebeple zorda kalmadıkça vesikalık hadisesinden kaçarım. ( ki zaten kimse de boş vaktinde gidip vesikalık çektirmiyordur ya) Yani vesikalıklarımı bir masaya dizdiğim vakit, otobiyografimi de resimle yazmış oluyorum. Ve bu otobiyografinin özeti; yaşlandığımı ve yüzümde ciddi bir simetri sorunu olduğunu söylüyor bana. Kafamın da her daim eğik olması ise ezik kişiliğimin pek güzel ortaya çıkartıyor.
  • Bence edebiyattan uyarlama yapılan dizi veya filmlerde mevcut öyküden bir sapma olmalı. Misal Aşk-ı Memnu'da Bihter intihar etmesin, onun yerine kötü yola düşsün, ama sonra ona zengin bir adam aşık olsun ve onu hayattan kurtarsın istiyorum.
  • Kenan Erçetingöz de medya aleminin güzide gereksizlerinden biri ki, bir de saçma sapan bir dekorda program yaptığından daha da antipatik geliyor bana.
  • Acele işe illa şeytan karışıyor; kendisi ile bu sebepten ahbap olduğum için bunu çok net olarak söyleyebilirim.
  • Bazı bazı twitter'da yazdıklarımı buraya da yazınca, sanki başkasının bir şeylerini kopyalamış gibi hissediyorum ki, bu kadar yorgunluğun sonunda bu kadar hazırcılık da olsun diye kendi kendimi teselli ediyorum.
  • Ve nickiyle müstesna bir şekilde an itibariyle Deutschland sınırlarında bulunan fuhrerchein'ın doğum gününü de hoppidi hop hissiyatlarımla kutluyarak; uyku havuzuna serbest dalış yapıyorum.
ps. başlık şarkısı Bir Aşk Masalı

1 yorum:

varol döken dedi ki...

ben dünden beri sadece votka kokusu alabiliyorum...