6 Mayıs 2010 Perşembe

"ben ağlarım belki gülerim yerine senler bulup mutlu ederim"


twitter derlemesi;

  • Tüm batıl inançlarımı ananemden edinmiş ben Hıdrelleze neden merak sarmadım bilemiyorum. Oysa küçük umutlara büyük halatlarla bağlanmak özel ilgi alanımdır. Bu sebeple bana anlatacağınız "şunu yazdım oldu, buraya gittim oldu" hıdrellez anılarınıza hemencecik inanır; seneye Ahırkapıda'da en önde yerimi alırım. Olağan sakarlığımdan ötürüyse ateş olaylarına hiç girmem, bu konuda peşin peşin anlaşalım.
  • Bu arada inanç falan demişken, şaşıracaksınız ama fal hadiselerine epey mesafeli yaklaşırım. Açıkçası " her şeyi biliyormuş" referansına sahip birinin kötü şeyler söylemesi durumunda elime geçecekleri düşünür, iyi şeyleri duymanın hevesinden kendimi mahrum ederim.
  • İnsanların ekmek parasına da laf etmek istemem ama defacto'nun bu iğrenç reklamlarından ötürü tüm reklam faaliyetlerin durdurulmasını diliyorum. Birol Güven ve Hamdi Alkan, tv işini bırakınca, bu ülkenin hayat kalitesinde büyük bir ilerleme olur diye hayaller kuruyorum.
  • İnsanların hayatında cep telefonunda olduğu gibi konuşma limiti olmalı. Limiti aşanlar -yani çok konuşanlar- yalnızlıkla cezalandırılmalı.
  • En çok kazanan edebiyatçılar listesinin açıklanmasını anlayamıyorum. Yani bu ülkede her sektörün kazancını biliyoruz da bir edebiyatçılar mı kaldı onu merak ediyorum. Şeffaf bir toplum olacaksak, milletin arkasından " ayy şu ne kadar kazanıyor ki acaba?" sorgularını bırakacaksak, ben de yarın maaşımı açıklarım, sonra da herkese uçuk kremi gönderirim. ( insan en çok kendi reklamlarına kanıyor)
  • Okuyan varsa kusura bakmasın ama ben ilk olarak doktor cemaatinin yıllık geliri açıklansın istiyorum. Hatta vergi şampiyonları gibi, hiç sahtekarlık yapmayan, tüm gelirlerini belgelendiren doktorlar da açıklansın istiyorum.
  • Ömür denilen şey; Cuma geldi diye sevinmekle, yaşlandığımızı anlayıp depresif olmak arasındaki gel gitten ibaret ki, ben bu aralar "ne çabuk Cuma oldu" halimden mutlu mesut önüme bakıyorum.
  • Bu twitleri yazı yaptığım için de, şarkısını önce reklam jingle'ı yapıp sonra albüme koyan Nil Karaibrahimgil ( veyahut Mazhar Alanson) gibi hissettim ama hiç yazı yazmamaktansa tekrara düşmeyi tercih ederim minvalinde bir Robert Bosch konuşması yaparak kendimi bir güzel avuttum.
Sonra da güldüm kendime, siz de gülün istedim...( bknz. malumafatruşluktan melon şapkalığa geçiş)

Ama bana değil, daha kayda değer şeylere...

ps. başlık şarkısı FD- Devrik

3 yorum:

varol döken dedi ki...

o reklamı yapan ajansın çalıştığım ilk reklam ajansı olduğunu yazarsam bir daha yorum yazamayacak mıyım?

varol döken dedi ki...

maaşımı değil maaşımın kaç katını harcadığımı (krediler, borçlar dahil) ve hala nasıl ayakta kaldığımı yazarsam sanırım o uçuk kreminden bolca sipariş vermek zorunda kalabilirsin...

varol döken dedi ki...

para kaybetmek yerine sakallarımı kaybetmeyi tercih ederim temalı reklam fikrimi de size ithaf edeyim...