10 Mayıs 2010 Pazartesi

"aklını kalbine örtmesen duysan olur mu?"


Aslında takatim olsaydı bu yazıyı dün akşam yazacaktım. Ama işte bugünün işini yarına bıraktığım için yazının (dün aklımda olan halinin )giriş ve gelişme kısmı değişmese de sonuç kısmı hayli değişti.

Bendeniz, bugüne kadar medya gündemine düşmüş hiçbir seks kasedini izlemiş değilim. Bu konuda Ahmet Hakan gibi düşündüğüm için, o görüntüleri izlemenin o kasedi yayanların ekmeğine yağ sürmek olduğunu düşündüğümden itinayla uzak dururum bu hadiselerden. Aslında dururdum demek daha doğru. Bu sefer böyle olmadı çünkü.

Sizin çoğunuzun uyuduğu (malumunuz pireler)vakitlerde ben hem Bir Dilim Aşk izleyip, hem twitter okur, hem de hazırlanırım. (çok yönlü bir insan olduğumu daha öncede vurguladım)Bu sebeple de Deniz Baykal'ın kasedinden Cuma sabahın bir köründe haberdar oldum. Bilumum sosyal medya alanında konuşulan hadisenin de internet gazetelerine ne zaman döneceğini de büyük bir merakla bekledim.

Gördüğüm yaklaşım da, erkek egemen toplumun nasıl bir şey olduğunu bir kez daha gösterdi bana. (şahsi twitter alıntım; Erkek egemen toplum demek, Deniz Baykal olayına gösterilen özenin onda birinin Gamze Özçelik için gösterilmemesi demek)

Sonra iş, güç seyahat aile kalabalık derken çok dahil olamadım olaya. Ama sonra bir baktım ki, gündemi meşgul eden hadiseden bizimkilerin haberi yok, yemeğimi de yemenin getirdiği şuursuzlukla "ya işte Deniz Baykal'ın da seks kasedi çıkmış falan" dedim. Bu bahsettiğim topluluk sadece anne babam değil ananem, dedem, daha başka büyük akrabalar falan. Ama işte Deniz Baykal halka malolunca, yatak odası da halka malolmuş oldu, benim bu bilgilendirmem de ailem tarafından gayet normal (ama heyecanla da) karşılandı.Ve ilk tepki yok canım yalandır o oldu.

Derin sorgulamalar, o mu değil mi, yapmıştır yapmamıştır fikir tartışmaları içinde bir kez bile " istifa eder" diye düşünmedik ki, bu da bizim bugün 90'dan gol yeme sebebimiz oldu. Bugün harıl harıl bir şey yetiştirmeye çalışırken, yanımdaki iş arkadaşımı arayan annesi verdi haberi; "vay anasını"diyip, çok şaşırsak da mecburen kaldığımız yerden devam ettik.

Ve açıkcası, bugüne kadar Deniz Baykal'ın beynimde oluşturduğu fikriyattan mütevellit Baykal'ın da bir müddet sonra kaldığı yerden devam edeceğini düşündüğüm için, Türk solunda bir dönem bitti bitmedi genel kanılarına varmadım.

Tabi bir de beyanatların "bu bir komplodur" diyip " görüntüler montajdır, gerçek dışıdır" diyemediği için de konunun gerçeklik payı olduğunu vebilumum ıvır zıvırla şantaj hadisesinin gün gelip her faninin gerçeği olacağını da -korkarak- düşündüm ( evet şizofren ve karamsarım ben).

ps. başlık şarkısı Mor ve Ötesi- Yorma Kendini

3 yorum:

varol döken dedi ki...

küçük deniz küçük deniz
ne yapıyorsun bize söyle
bebeğimle oynuyorum
ona çok çok seviyorum

varol döken dedi ki...

gerçek anlamda türk solu diye bir şey olmadığı için öyle bir dönem yok, öyle bir dönem olsa da zaten içinde chp'nin olmasına imkan yok...

engin ardıç yazıyordur şimdi harıl harıl, ben üstüne eklemeyeyim...

Fery... dedi ki...

bu bir senaryo değilse herkes aman başkanım gel gitme demeyecekse Baykal'ı tekrar aday gösterip seçmeyecekse Baykal aaaa ısrarlara dayanamıyorum demeyecekse yani gerçekten gitmişse bence hayırlı bir şey olmuştur, olması gerekendir ama bu mevzuların üstüne olması acıdır...

Hem kabul etmeyip hem istifa etmek bu perhiz bu ne lahana turşusudur...

He bir de tekrar ve tekrar ne iğrenç bir dünyada yaşıyoruzdur biz... Gel de şizofren ve karamsar olma...