26 Nisan 2010 Pazartesi

"yine aramızda çaresiz tükenmez yasaklar"


  • Boş zaman ve tv birlikteliği hayırlı sonuçlar doğurmuyor. İzlemeye fırsat bulmadığınız şeyleri izliyor ve bünyede halihazırda bir virüs de bulunduğundan kendinizi hop diye kaptırıyorsunuz.
  • Tahmin edileceği üzere ben tam da böyle bir hafta sonu geçirdim. Fragmanlarını izlediğim de yayından kaldırılır gözüyle baktığım, Kalp Ağrısı'nı da bu vesileyle izledim ve hatta hemencecik olaya da dahil oldum. Diziden ahlak dersi çıkarmak amaçlı da şöyle bir sorgulamaya girdim. Şöyle ki;
    • Evlenmek üzereyken başka birini sevmek suç mudur?
    • En yakın arkadaşınızın sevdiği adamı sevmek suç mudur? ( ek not; adam en yakın arkadaşınızı değil sizi seviyor)
    • Bunların ikisi de suçsa, hangisi daha büyük bir suçtur bunu da sınavımızın bonus sorusu olarak soruyorum.
  • Burcu Esmersoy'u çok beğeniyorum, yalanım yok. Ama bir şekilde çok antipatik geliyor bana. Bunu kedi, ciğer sendromuyla ilişkilendirebilirsiniz itiraz etmem ama yine de olayın derinine inmek isterim. Hafta sonu yapılan İsmail Cem Tv ödüllerinde bu hissiyatım tavan yaptı. O nasıl bir zorlama sunuş, milleti azarlama halleri falan anlatamam. İzleyip de benim gibi düşünmeyenler ses etsin ki, kıskanç olduğum iyice ortaya çıksın.
  • İsmail cem ödüllerinin bir kısmını izlemiş biri olarak şu yorumda da bulunmadan edemeyeceğim, bu kadar geniş bir kadroyu toplayabilmek ne olursa olsun büyük bir başarı. (Bundan Mardan Otel'in etkisi nedir bilemem tabi) Ne yazık ki o başarı organizasyonun devamında gösterilememiş. Ayrıca Çok Güzel Hareketler Bunlar'ın Eser'inden de resmen nefret ediyorum, kendilerinin ödül konuşmasından sonra bunu da itiraf etmekten çekinmeyeceğim.
  • Karizmatik sesli adamları, amerikan menşeeli yarışma programlarına çıkartmak fikri ilk kimden çıktı; bu karizmatik sesli adamlar bu işe kaç para karşılığında ikna oldu; bu gerçek de bir gün su yüzüne çıksın istiyorum.
  • Haluk Bilginer, neden oynadığı tüm sit-comlarda saçma sapan bir ses tonuyla konuşuyor bunu da kendisi açıklasın istiyorum. Yabancı dizileri yerlileştirme sürecinde orjinal olan tek kısım dizinin ismi gibi geliyor bana ki; Cuma'ya Kalsa ve According to Jim arasındaki muhteşem benzerlik de bu savımı gayet güzel destekliyor.
ps. başlık şarkısı Asya- Yoksun Sen

4 yorum:

varol döken dedi ki...

ne zaman yerlileşmiş according to jim yahu, her sabah 8.30'da orijinal haliyle comedy max'te izliyorum ben onu...

varol döken dedi ki...

bu arada dün 2. tam bir bölüm olarak ezel'i izledim... senarist öngörülerimin doğruluğuna bir kez daha hak verdim... bu dizi bu saatten sonra milim ilerlemez, ilerlese de o ilk 10 bölümdeki etkiyi asla vermez... sonuçta bir adamı en fazla 1 kez öldürebilirsin öyle değil mi ama sevgili ezel dostları?

varol döken dedi ki...

bu arada değişen yeni çehremle beraber ayşe özyılmazel'i de arkamda bıraktığımın kayıtlara geçmesini isterim... twitter'ım olsaydım re tweet bile etmezdim öyle söyleyeyim...

malumafatrus dedi ki...

Yerlileşmiş hali için bir vakit de Cuma'ya Kalsa adlı Aysun Kayacılı ve Haluk Bilginer'li diziye göz atmanı öneririm Varol.

Bununla beraber, Ayşe Özyılmazel konusunda ikimizde büyük ilerleme kaydettik. Ben de kendisini okumaktan kaçındığım için artık asabiyet oranım da azaldı.

Orhan Pamuk dili bu kadar zorken, bu yabancı arkadaşlar kendisini nasıl okuyabiliyor diye düşünür, başarıyı hep çevirmene verirdim ki, Aston- Ayşe retweetleşmesinde de fikriyatım aynı yönde.

AMa yani yine de bu Aston Kutcher'in bir Türk'ü takip etmesini ve yazdıklarını da translate etmesini anlamama ne yazık ki sebep olmuyor.