13 Nisan 2010 Salı

"Sensiz kötüyüm beterim, çıkmaz sokağın biriyim"


  • Beni spor hadisesinden bu güzel havalar soğutabilir. Nisan ayındayız ve daha bunun Mayıs'ı, Haziran'ı, Temmuz'u, Ağustos'u var. Hava aydınlıkken spora gitmek ciddi bir irade gerektirirken, sıcak yaz aylarında serinlemek yerine bir de terlemeyi şu an için pek rasyonel bulmadığımı itiraf etmem gerek.
  • Nedendir bilmem spor yapan insanların sigara içmeyeceğini varsayıyorum bu yüzden de spordan çıkar çıkmaz, sigaraya sarılmış insanlar görünce afallıyorum.
  • Bir de bu aralar Arto'yu göremiyorum ki, bünyemi en çok o etkiliyor.
  • Spor salonu terlemenin legal olduğu bir mecra olsa da birilerinin yakından geçerken burnumu tıkamak artık bende bir alışkanlık oldu. Aynı şekilde kendim terden sırılsıklam halde bir dersten çıktığım vakit, kimseyle yanyana gelmemek için de komik bir efor sarfediyorum.
  • Doğanın veya yapımın gereği, spor konusuna iyice dahil olup sağlıklı olmaya çalıştıkça iştahım da sağlıksız alanlara heves ediyor. Bu aralar bir patates kızartmasına bir de İtalyan Mutfağına her daim heves içindeyim. Gerçi ince dilim pizza yerine pide modeli kalın dilimli pizzayı sevsem de, makarna, ravioli ve pek tabi sufle aşkımla, " İtalyan mutfağı en sevdiğim mutfaktır" türünden saçma sapan beyanatlarda bulunma hakkını kendimde buluyorum.
  • 55 yaşın üstündeki kişilerin düzenli olarak spor salonuna gelmeleri için mantıklı bir gerekçeyi bu kadar sürede bulabilmiş değilim. Sadece yüzseler veya pilates derslerine girseler anlarım da prime time'da ağırlık çalışmak falan çok absürd geliyor bana. Bunu da onlara söyleyemediğimden buraya yazıyorum.
  • Bir mucize olsa ve yazı yazdıkça kalori harcayıp, kas yapsak tahmin edersiniz ki daha da çok yazarım.
Ne demiş büyük Türk düşünürleri, rüyalar gerçek olsa seni her gün görürdüm...

gıy gıy gıy...

ps. başlık şarkısı Zifiri- Ferhat Göçer

Hiç yorum yok: