18 Nisan 2010 Pazar

" sen yanımda olunca sanki hayat şahane"


Nasıl geçti habersiz o güzelim günlerim;

Cuma öğleninde güzel bir bahçede yenen vasat bir yemek,

İlk defa tavus kuşu görme, kendisini gelinlikli hindiye benzetme,

Bugün onun kuyruğunu kafasına taç yapanların, yarın neyi taç yapacağını düşünme,

Bahçedeki kuzuların daha sonra yemek olup olmayacağını sorgulama,

Erken başlayan bir Cumartesi gününün keyfi,

Açıldığı günden beri gitmeyi planladığım Lluvia'nın kapandığından bihaber olmak, kahvaltı planıyla ortada kalma,

5 dakikada çekilen araba yüzünden açbilaç Kasımpaşa'ya gitme,

Kasımpaşa'ya kadar gitmişken kahvaltı rotasını Santral İstanbul'a yönlendirme,

Havanın gel gitlerine rağmen keyifli bir kahvaltı yapma,

Nutella mı bu, sanki daha çok çokokrem tadında gibi saçma sapan şeylere takılma,

Bir üniversite ortamı için yaşlı olduğumuzu hissedip, iki arada üzülme,

Mehmet Ali Alabora, Elif Şafak, Mario Levi falan hepsi ne arıyordu acaba orada diye azıcık meraklanma,

Oralara kadar gitmişken bir kısa Koç Müzesi ziyareti yapma,

Başladığımız noktaya tilki misali geri dönme,

Amaçlı alışveriş yapma,

Akşama bir koşu Serseri Mayınlar'ı izleme,

Filmin sonunu herkesin farklı algılamasını filmin başarısı olarak görme,

Miskinlik ve hamaratlık dolu bir Pazar günüyle,

Galibiyet sevinci ile;

Uykuların belası öksürükle,

Buna inat yenen bol dondurma ile,

Ömrümüzün bir hafta sonu daha bitti gitti, bu hafta çalışma günleri az olacağından( tembelim, tembelsiniz, tembeller) benim için belki daha da kısalacağından Pazar depresyonu yok.

Bolca plan taslağı ve amaç var...

İyi niyet ve iyi dilekler var...

güzel bir hafta hissiyatlarımla...

ps. Başlık şarkısı "bize bir şey olmaz"; sözler Nazan Öncel ( bu aralar Ferhat Göçer de söylüyor)

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

ben üstüne bi gün daha çaldım, evde picamalarımla çalışmaktayım. yaşasın ev, yaşasın picama, yaşasın terlik..

varol döken dedi ki...

tuzambarı'ndan da bahsedelim, yolu geçenlere çay verelim...