11 Nisan 2010 Pazar

"kapat bu defteri,sende kalsın"


Hafta içi 37 yaşındaki iş arkadaşımın gençlik ve çocukluk fotoğraflarıyla geçmişe yolculuk yaptık. Kendisinin gençliğine dair beyanatları bizim beynimizde pek canlanamadığı için eski fotoğraflarını getirmesini kısmen zorunlu kıldık:)

Ve gerçekten bizim tanıdığımız insan ile 15 yıl önceki insanın şekil şemal olarak bu kadar farklı olmasına da - olması gereken zaten buyken- epey şaşırdık.

ben de dertsiz başıma dert yaratmayı sevdiğimden, bu vesileyle yine derin düşüncelere daldım.

Şu an biz olan şeyi 10 yıl sonra tanıştığımız birine hep bir hayalmiş gibi anlatmak çok üzücü geliyor bana. Yaşamak, yaş almak dedikleri, hayat dedikleri böyle bir şey olsa da hayatımızın çeşitli evrelerinin geçiciliği tuhaf bir keder yarattı bende.

Yani ne yaşanırsa yaşansın galip gelen hep şimdiki zaman. 1 yıl önce başka bir şehirde yaşasanız da, 5 yıl önce bir dili sular seller gibi konuşsanız da, bunca yıl hep sarışın olsanız da farketmez, sizi siz yapan bugün oluyor ve geçmiş hep fotoğraflarla, anılarla ispatlanmak zorunda kalıyor.

Değişim iyi hoş güzel de, geçmişin geçersiz kalışı yaşlılık yolunda olan bünyemi fazlasıyla sarsıyor ve bu gerçek ne yazık ki her daim şimdiki zamanda kalıyor. İşte tam da bu yüzden içinde bulunduğumuz anın değerin gerçekten bilmek gerekiyor ki biz buna tıp!! dilinde Carpe Diem tedavisi olarak tüm hastalarımıza öneriyoruz (Gelinim sana söylüyorum, kızım sen anla veya tam tersi)


ps. başlık şarkısı Durduramazsın- Deniz Yılmaz

4 yorum:

Fery... dedi ki...

zamanı durdurmak istesen peki hangi yaşta sabitlerdin ?

malumafatrus dedi ki...

üniversiteden mezun olduğum ama işe başlamadığım 23-24 arasına sanırım itirazım olmazdı:)

varol döken dedi ki...

şu satırları yazdığım saniyeye bile geri dönmek istemem... geçici gereksiz hevesler bunlar benim için... geleceği beklemeye, geçmişi düşünmeye hatta şimdiye çok önem vermeye de gerek duymuyorum... zaman çemberini kıramadığım sürece bütün bunların çok önemsiz olduğunu biliyorum... herkesin de benim kadar bildiğini ama itiraf edemediğini de...

ama bu neşeli olmamızı engellemiyor değil mi fery:)

Fery... dedi ki...

yok hayır engellemiyor engellememeli de; bir şeyle inatlaşacaksak o da bu olsun işte ;)