14 Nisan 2010 Çarşamba

"iradeden yoksunlar, oyları bana atsınlar"


  • Biraz gecikmeli de olsa bugün zaman geçiştirmek vesilesi ile Vogue'u elime aldım ve o dergiyi 1 haftada okuyup en az 1 aylık yazı çıkartabileceğimi idrak ettim.
  • Serdar Erener'in Ergun Özen'le samimiyetine, hem kendisi ile iş yapıp hem de dost olmasına, Nil Karaibrahimgil'in bu sebeple Vogue'un Paris lansmanına eşlik etmesine gıcık oldum.
  • Deniz Akkaya'nın Efe Önbilgin için çok doğru DNA'ları olan bir adam demesine gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Ama çok eğlendim.
  • Sonra içimdeki ahlak bekçisi bana, çocuk sahibi olan çiftlerin (sevgililerin) evlenmesinden taraf ol dedi. Düşündüm mantıklı geldi. Sanırım bu fikrimde Ayça Şen'in Memo'nun babasıyla yaşadıklarının etkisi büyük ( medya şahıslarını kardeşi gibi sahiplenme hali). Yanlış hatırlamıyorsam, kendisi Ayça ile evlenmemiş ama daha sonra başka biri ile evlenmişti. Ben aslında bundan ziyade, hayatın belirsizliğinden korkuyorum. Yani şu an yazılı olmayan bir anlaşma var evet ama bu fani dünyada (hala hayat ödleğiyim) çiftlerden birinin başına bir şey gelmesi durumunda o anlaşmanın bir anlamı kalmayacağı sanırım ben belediyenin onayı da olsun bu çocuğun üstünde olsun isterdim.
  • Bununla birlikte, yıl 2010 olmuşken 3 haftalık evli ama 3 aylık hamile gibi haberler yapılmasını da esefle kınıyorum. Allah aşkına bize ne milletin yatak odasından. O aslında evlenmeye niyetli değildi ama işte çocuk olunca evlenmek zorunda kaldı imaları falan ne ayıp şeyler yahu. herkesin ahlah bekçisi olma hakkı pazarda bedava mı dağıtılıyor merak ediyorum.
  • Ido'ya gayri resmi bir savaş başlattım. 23 Nisan'da ek sefer koymazlarsa savaşımı resmi hale getirecek ve sefer planlamasını yapan geri zekalıların açıklanmasını talep edeceğim. ( bu yazıyı o kişilerden biri okursa, kıvırmayacağım üzerine de söz veriyorum)
  • Hangi takım en çok taraftara sahip anketlerinin bize veya spor klüplerine ne katacağını hala anlamış değilim. Aynı puana sahip takımların arasından şampiyonu belirlemek için taraftar sayısına bakmayacaksak, bunun sportif bir avantajı olacağını sanmıyorum. Kaldı ki, ben derbiler sonrasında keyifle dalga geçebileceğim çokça GS'li veBJK'lı olmasına hiç itiraz etmem.
  • Kanal D, sabahın köründe Bir Dilim Aşk'ı yayınlayarak günümü renklendiriyor.( siz diziye rastlamıyorsanız, benim şizofren olduğumu düşünmeden önce ne kadar erken kalktığımı hatırlayın) Yayın saatini azıcık erkene çekerlerse bu renklenme durumu gökkuşağına döner bunu da belirtmek istiyorum.
  • Yazmayı düşündüğüm diğer konular aklıma gelmeyince, not defterimi düzenli kullanmaya hala alışamadığımı idrak ediyor, bu ayıbı örtmek için uykulara dalıyorum.
ps. başlık şarkısı Kurban- İfrit

2 yorum:

kusburnu dedi ki...

idoyla gayri resmi savaşında bir adet destek verdim, sevgiler.

malumafatrus dedi ki...

destekçilerimin mail atan elleri dert görmesin:)