5 Nisan 2010 Pazartesi

"imkansız olmuşuz hayattayken üstelik"


  • Galiba bu sefer temizliğe düzenli olarak gelecek birini bulduk. Kendisi bugün itibariyle 2 sefer evimizi şenlendirmiş olduğundan, artık uzun dönemli planlar yapmak hakkımızdır diye düşünüyorum. Temizliğine dair pek şikayetimiz de yok ama/fakat ve lakin kendisi kocasına evlenirken sigara içmeyeceğine dair söz verdiği ve kocasından gizli gizli sigara içtiği için, bizim evde de temizlik sonrası sigarasını içiyor ve öyle çıkıyor. Yani biz eve girdiğimizde, temizlik kokusundan ziyade sigara kokusu ile karşılaşıyoruz. Kişisel merakımızdan ötürü de kocası nasıl karısının sigara içtiğini anlayamaz ki diye de fikir teatrisinde bulunuyoruz.
  • Sporda çektiğim sıkıntıyı beynim bir yere kaydetse ve yemek yerken flashbacklerle hatırlasa, bu 3 gün yemek 4 gün spor düzenini daha insani boyuta indirebilirim diye umut ediyorum.
  • Eskiden bir fransız gençlik dizisi vardı. Bunlar 3 arkadaşlardı. Bir tanesi kısa saçlı ve uzun boylu çatlak bir karakterdi. kendisi koca bir dilim pasta yer sonraki günde bisiklette kendini perişan ederdi. Bu diziyi hatırlıyorsanız, yaşıt olduğumuzu ve hafızanızın da gayet iyi olduğunu belirtmeye gerek duymuyorum.
  • Cartedor'un yeni pasta dondurmasını nihayetinde bu hafta sonu da test edip onayladık. reklamı kadar cazip olmamakla beraber ( ben hala vienettacıyım), evlere misafirliğe giderken veya ofislerde doğum günü kutlamalarında gayet tercih edilebileceğini düşünüyorum.
  • Balyoz soruşturmasında serbest bırakılıp, 3 gün sonra tekrar tutuklama kararı çıkartılması yargının 1 Nisan anlayışının hayli geniş olduğunun benim nezdimde ( Çok şükür bir yazıda daha bu kelimeyi kullandım) kanıtı oldu.
  • Fenerbahçe Acıbadem sağolsun potanın perilerinden sonra bir de sarı meleklerimiz oldu. Maçın heyecanından geri kalan vakitte "neden melekler" sorgulamasına bolca girdim ama bir cevapta bulamadım. Bunlar kanımca kara kartal, sarı kanarya ekolünün bilinçaltı yansıması. Çok şükür burada bir hayvan değil de peri, melek gibi ulvi simgeler kullanılıyor.
  • Tayfun Güneyer'i senaristi diye kim pazarladı bize? Married with childeren'ın kötü bir kopyası olan Türk Malı'nın da yazanı ( uyarlayanı da değil) da yönetmeni de tahmin edileceği üzere kendisi imiş. Ama benim daha çok merak ettiğim, diziye bu adı veren aklı evveller. İroninin böylesi diyor, gülüp geçiyorum.
  • Davut Güloğlu'nun Ricky Martin'likten malulen emekliliğini istemesi; yıllar önce Prince pozları veren Mahsun Kırmızıgül'ü hatırlattı bana. Nereden nereye diyor, pestil kıvamına geldiğim bu Pazartesi'yi de kazasız belasız atlatmanın huzuru ile uyku alemine geçiyorum.
ps. Başlık şarkısı Emre Aydın- Tam Dört Yıl Olmuş Dün

10 yorum:

kusburnu dedi ki...

temizlik konusunda darısı başıma diyor, heyecanla çarşambayı bekliyorum.. şu fransız dizisini aklıma taktın gece gece, gözümün önüne geliyor kız falan ama bir türlü adını hatırlayamıyorum, azcık araştırayım bakiyim..

malumafatrus dedi ki...

başroldeki kızın erkek arkadaşının adı jerome olabilir sanki, böyle de bir iç hissiyatım var.

kusburnu dedi ki...

müjde! ilk öpücük..
http://fr.wikipedia.org/wiki/Premiers_Baisers

Fery... dedi ki...

ben niye hatırlayamıyorum, aynı yaştayız ee hafızam mı kötü o da güçlüdür aslında alla allaaa...

varol döken dedi ki...

premiers baisers... justine, sevgilisi jerome, gözlüklü, çirkin ve o gözlüklerini çıkartıp saçlarını açtığında taş gibi olacağı belli annette, jerome'a aşık kaltak isabelle, herkesin aşık olduğu serseri luke, annette'a aşık gözlüklü ve gözlüğünü çıkarsa da bir bok olamayacağı belli gerizekalı françois, justin'in üniversitede okuyan ablası helen, justin'in annesi ve babası (adamın adı roy ama annesinin adını hatırlayamadım), bir fransız cafe'si ve tilt masası etrafında gelişen olaylar... premiers baisers'den sonra helene et les garçons diye ablasının üniversite yıllarını anlatan bir dizi daha çıktı, ben o zamanlar fransızca bilmediğim ve google olmadığı için dizinin adını helen garsonlarda zannediyordum... bütün bunları google'a bakmadan yazdım...

türk gençliğine anneye babaya ismiyle seslenme ritüelini sokmuş premiers baiser nice genç türk evladının günahına girmiş ve yanaklarındaki ince kırmızı izden sorumlu olmuştur...

- mustafa naber?

- babanla ne biçim konuşuyorsun lan sen eşşoğlusu...

çatttt!

varol döken dedi ki...

hayatı anlamaya çalışmayı bıraktığım gün, annemin temizlikçi kadının başında durup, orası öyle silinmez, bak burayı böyle sileceksin diye bezi eline aldığı gündür... ablam da aynısını yapıyor, tanıdığım bildiğim kadınların çoğu temizlik boyunca evde duruyor, peki bu temizlikçiler neden tutuluyor?

kestane kebap, temiz bir cevap, please...

varol döken dedi ki...

sarı melekler'den önce bayan volleybolu lafına takılman gerekmiyor muydu senin?

varol döken dedi ki...

zamanında çarli için tayfun güneyer ile iş görüşmesi yaptığımı da belirtip ne kadar ciddiye alınmam konusunda büyük ipuçları bırakarak gidiyorum...

kusburnu, oyunu bu sefer direkt karşıdaki sandalyeden en önden izlemek istiyorum yani sandalyere 90 dereceyle bakacak şekilde yani L'nin ortasında. ne yapmam lazım, L gibi kıvrılayım mı kıvrılamam ben, dans edemem ben ama kelimelerle dans ederim, onlara oyna bebeğim derim, oynamazlarsa küserim...

küstüm.

kusburnu dedi ki...

kıvrılmana gerek yok varol, rezervasyon yaptırırken belirtseydin. bir de erken rezervasyon yaptırsaydın. hangi gün izlicen?
kadın meselesinde kendimi kayıt dışı bırakıyorum artık. Ve tarihe evine kadın almadan hatta süpürge bile kullanmadan (saçım yeterince uzun) temiz tutan ilk türk kadını olarak geçmek istiyorum. lütfen geçeyim.

malumafatrus dedi ki...

itiraf ediyorum çok batıyor ama Türkiye Basketbol Bayan Ligi, Bayanlar Türkiye Kupası gibişeyler olduğundan, sporda kadın kelimesine hiç yer olmadığını anladım, ondan da zorlamadım. Kaldı ki, ne kadar yetenekli olursa olsun bir sporcunun Kadın- Bayan ayırımına da takılmıyacağını biliyorum, bu yüzden de kendime "boş konuşma" diyor susuyorum.

Dizi bilgilendirmeleriniz için de ikinize de teşekkür ediyor, feriye hala hatırlamadın mı diye soruyorum?