26 Nisan 2010 Pazartesi

"iki ayrı sus payı iki yalan gibiyiz"


  • İnsanın gönül rahatlığı ile saçlarını emanet edebileceği bir kuaför sahibi olması çok büyük bir şans. Ben gecikmeli olarak buna sahip olduğum için de sıklıkla bu konuyu mevzu bahis etmekten hiç çekinmiyorum.
  • Tahmin ettiğiniz üzere bir Bandırma klasiği olarak bu hafta sonuda saçlarımı kestirdim. Tüm ısrarlarıma rağmen biri de çıkıp, kahkül sana yakışıyor kahküllü kestir saçlarını demediği için kahküllü kestiremedim ama sanırım epeyce kısalttırdım. Eski ben kuaförden hiçbir şekilde mutlu ayrılmazdı. Saç güzel de olsa, çirkin de olsa ben hep bir buruk çıkardım salonlardan; şimdiyse saç güzel de olsa kötü de olsa Tutku ( bu isim üzerine çok geyik yaptığımdan konuya tekrar girmeyeceğim) yapıyorsa bir şekilde güzel olacaktır diyerek kendimi avutuyor ve gayet de memnun ayrılıyorum salondan. Bugün de farklı olmadı, saçlarım kısa evet ama ben eski depresif ben değilim.
  • Lavanta kokusunu sevmek gibi bu ülkede genel kabul görmüş bir doğru gibi geliyor bana. Aynı bana lavanta kokusu hele ki lavanta kolonyası ise hiç ama hiç hoş bir koku olarak gelmiyor. Bu sebeple de İstiklal caddesinin lavanta kokmasını da konunun nostaljik kısmına da hakim olamadığımdan desteklemiyorum (tüm kamuoyu da destek verip vermeyeceğimi sorguluyordu zaten).
  • Arçelik’in anneler günü reklamı benim için; “ şampiyon belli ikinci kim” hadisesidir ama bence en güzel “anneler günü hediyesi” anneyle baş başa ( kız çocuklar için tabi) yapılacak bir tatildir.
  • Nişantaşı Garanti Şubesi’nin Atm’sinde 50 TL’den daha bozuk banknot olmadığına yemin edebilirim. Yemin etmekten ziyade bunu istatistikler ile kanıtlayabilirim. Ne kadar para istersem isteyeyim (fuhrerschein’dan bulaşan, taksicilerin de körüklediği bozuk para bulundurma takıntısıyla), ödenebilen 50 TL olduğu için, bunu bir tesadüften ziyade semte özgü bir strateji olarak düşünmeye başladım.
  • Burnu küçüçük olan kadınlara kocaman güneş gözlüğü satılmasının yasaklanmasını da göz var nizam var kurulu adına rica ediyorum.
  • Mehmet Gürs’ten sonra en yakışıklı aşçı adayım Civan Er ama kendisinin gazetedeki fotosundan başka bir halini de görmüşlüğüm yok, teknolojiye ulaşınca bir bunu araştıracağım.
  • Bir de ailemizin derdi muzların markette sapsarı iken evde kapkara olma serüvenini irdeleyip, tatil sonrası depresyonumu bu şekilde geçiştirmeye çalışacağım.

ps. başlık şarkısı Emre Aydın- Ayrı Ayrı

8 yorum:

varol döken dedi ki...

erkeklerin de artık depresyona girince kestirebilecek bir şeylerinin olması gerekir...

Fery... dedi ki...

kuaförlerden ve yıllardır sadakatte hata etmediğim özgürden nefret ediyorum bir insan kuaföre gidip 250 TL bayılıp bunu bi de ATM kartından verdiği için niye nakit vermiyorsun azarı yiyince :) nefret duygusu ile tanışıyor... Malumafatruş bunu sakın annene söyleme bacaklarımı kırar valla :(

malumafatrus dedi ki...

Varol; ben depresyona girince saç kestirmem yalnız, bunun altını çizmek isterim. Bir kere bu sebepten kestirdim, o zamanda kısacık oldu, sonra olayın ne kadar tehlikeli olduğunu görüp, depresyon vakti tehlikeli mecralardan kaçtım:) Eskiden saçımı kestirince depresyona giriyordum, o da geçti çok şükür.

Fery; ne söyleyemeyeceğim,annem gelince sen bize gelde bak nasıl ispiyonlıyorum seni:) bu arada, 250 Tl'yi her daim yanında taşımak zorundaymışcasına davranan kuaföre saç kestirmem, bilakis saçlarını yolayım bunu da belirteyim.

Fery... dedi ki...

ben gereken cevabı verdim zaten kendisine :) paşam Tekfen Tower da üst düzey hatunların saçını yapmaktan arada katalog çekimlerine gitmekten 10 senelik bana hava atıyor, cık cık cık...

varol döken dedi ki...

bugüne kadar çizdiğim nazik, kibar, ölçülü blog yorumcusu imajımı bir yorumda kırdığın için sana teşekkür ederek başlıyorum fery ve tek bir yorumda bugüne kadar yaptığım bütün yorumları bir seferde deviriyorum:

250 lira ne lan, rapunzel'in saçını kessen etmez o kadar!

evet gidiyorum...

varol döken dedi ki...

manda kılıyla boğarım lan bu adamı!

gidiyorum dedim gidemedim, sinirliyim üstüme gelmeyin kapatırım açarım yorum penceresini ceyran yapar!

varol döken dedi ki...

ah şu özgür şurada olacaktı da cereyan diye düzeltecekti atlayıp bak nasıl çarpıyordum onu küvete düşen fön makinesi gibi!

fery evladım sen de biraz daum dan ders al, hem 3.5 milyon euro alıyor hem de güiza gibi bir topçuyu oynatıp her maç saçını başını yolarak saç tıraşını bedavaya getiriyor...

yok mu senin saçını başını yolduran güiza gibi bir derdin ya da yok mu senin saçını başını yolacak bir arkadaşın!

Fery... dedi ki...

ne güzel sormuşsun Varol ya :) ama emin ol bunca para veren bir ben değilim bizim cinsin bu ihtiyacı biraz fazla pahalı sanırım, ama şunu belirtmek isterim sadece kesim değil boya da var :) aaahhhh Özgür ahhhh :))