12 Nisan 2010 Pazartesi

"gözümün önünde büyüdün göremedim"


Değerli kader, bilirim bir kadın er ya da geç annesine benzeyecektir felsefesiyle hareket edersin. Ama beni bir dinlesen belki vazgeçebilir, bu kararını sorgulayabilirsin.

Based on a true story vol.3.

Pazar sabahı saat 11.00

Kimileri için gün yeni başlıyor, kimileri için daha başlamamış bile, benim içinse öğleye yakın.

Uzun zaman sonra Meyra'dayım. Kahvaltımın ortasındayım, fuhrerschein'ın telefonu çalıyor, o noktada kendi telefonuma bakmayı akıl ediyor ve sessizde kalan telefonumda 4 adet cevapsız aramayı görüyorum.

Yine yiyeceğim fırçayı korkusu ile annemi arıyorum ve kendisinin ağlamaklı sesi ile karşılaşıyorum. 4 cevapsız arama ve ağlayan anne sesinden ötürü sayısız senaryo yazıyorum. Ne olduğunu soruyorum, annem sadece ağlıyor, ben o arada kime bir şey oldu acaba korkusu ile annemin sakinleşmesini bekliyorum.

Ve sonra annem bir şey yok diyor. Nasıl bir şey yok diyorum? merak ettim sadece diyor.

Annem Pazar sabahı saat 10.30 ile 11.00 sularında beni arayıp bulamadığı için ( ben o saatte uyumazmışım) sayısız felaket senaryolarını yazıyor, kısa çaplı ortalığı ayağa kaldırıp, benim sessizde kalan telefonuma bakmam gerektiğini hatırlatıyor ve sonrada bana bir şey olmadığını öğrenmenin getirdiği rahatlık, sinir boşalmasına vesile olduğundan hüngür hüngür telefonu açıyor.

ve sen şimdi bana ileride ona benzeyeceksin diyorsun.

ben de sana gelecek nesilleri düşün bu kararını tekrar bir gözden geçir diyorum.

ps. başlık şarkısı Ferhat Göçer- Kızım

3 yorum:

kusburnu dedi ki...

oy oy, annen benim babam gibi. birisi telefonunu açmıyor mu, onu duymamış olması ihtimali aklına asla gelmez, ama araba çarpıp ölmüş olabileceği, bayılıp bir hastaneye kaldırılmış olabileceği, bir kazaya kurban gitmiş olabileceği, vs anında aklına gelir. ve bunlara inanır. çevresindekileri de inandırıp ortalığı iki kere ayağa kaldırmak için tüm gücünü harcar..

Fery... dedi ki...

ne kadar şanslıyım ki böyle davranışlar sergileyen bir anne babaya sahip değilim ama senelerdir söylüyorum yine söyleyeceğim her gün hatta günde birkaç kez konuşmaya alıştırılırsa bünye sonuç bu olur şaşırtıcı değil ama Meral Teyzemin ağlaması içimi acıttı hain evlat sen zaten kadın milyon çeşit şey yaptığında teşekkür etmek yerine bu kek niye kakaolu değil deme terbiyesizliğinde de bulunuyordun çok ayıp cık cık cık...

farawaysoclose dedi ki...

insanın bir tarafı "ne güzel beni düşünüyorlar, koruyup kolluyorlar" diye geçirse de, bir tarafı "hayatımın her anını kontrol etmek istiyorlar, şu yaşa geldim hala bana güvenmiyorlar, kendi sorumluluğumu alabileceğime inanmıyorlar" diye geçiriyor.
maalesef bizde ebeveynler "bana muhtaç olmayınca beni sevmez, benden uzaklaşır" endişesi ile çocuklarını kendilerine bağımlı yetiştiriyorlar gibime geliyor.

bir şekilde zincirleri koparmak gerekiyor. sonra onları daha özgür, daha içten seviyorsun inan :)